Aile Grubunda Ekran Görüntüsü Paylaşmanın Hukuki Sonuçları
İki kişi arasındaki yazışmanın aile grubuna aktarılması, aile bireylerinin üçüncü kişi sayılması nedeniyle haberleşmenin gizliliği yönünden tetkike muhtaçtır.
Hukukun sürekli gelişen dinamik yapısını takip etmek, hak kayıplarının önüne geçmenin ve adalete ulaşmanın en güvenilir yoludur.
Avukat Dr. Tolga Ersoy tarafından kaleme alınan bu blogda; ceza hukuku, aile hukuku, iş hukuku, idare ve vergi hukuku, ticaret hukuku, icra ve iflas hukuku, miras, kira ve tazminat hukuku başta olmak üzere hukukun pek çok alanına dair meseleler tetkik edilmektedir. Soruşturma ve kovuşturma süreçlerinden boşanma ve velayet davalarına, işçilik alacaklarından idari işlemlere karşı açılacak davalara kadar pratik hayatta karşılaşılan hukuki sorunlar, Yargıtay, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi kararları ışığında ele alınmaktadır.
İki kişi arasındaki yazışmanın aile grubuna aktarılması, aile bireylerinin üçüncü kişi sayılması nedeniyle haberleşmenin gizliliği yönünden tetkike muhtaçtır.
İş Kanunu’nun hava taşıma işlerine ilişkin istisnasının yer hizmetleri çalışanlarını kapsayıp kapsamadığı, yapılan işin niteliğine göre değerlendirilir; bu tespit işe iade ve kıdem tazminatı haklarını doğrudan etkiler.
Kendisine gönderilen mesajı mahkemeye sunan kişi ile aynı mesajı teşhir amacıyla yayan kişi arasındaki hukuki ayrım ve hakkın kullanılması ilkesi.
Kurallara uygun hareket eden kişinin başkalarının da kurallara uyacağına güvenebilmesi ve bu güvenin taksirli sorumluluğun sınırını nasıl belirlediği.
TCK m.299 kapsamında sert siyasi eleştiri ile hakaret arasındaki çizgi, Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihatları ışığında değerlendirilmektedir.
Başkasına ait hakaret içerikli bir gönderiyi beğenmek, yeniden paylaşmak veya alıntılamak arasındaki farklar ve Yargıtay’ın yaklaşımı.
Darp raporundaki basit tıbbi müdahale tespitinin kasten yaralama suçunun cezasına, şikâyet şartına ve uzlaştırmaya etkisi.
Bir yazışmanın ekran görüntüsünü almak kural olarak suç değildir; görüntünün kime, hangi amaçla ve hangi ölçüde aktarıldığı ise ceza sorumluluğunu belirler.
Telefon numarası, adres veya fotoğraf gibi bilgilerin rıza dışında sosyal medyada yayılması TCK m.136 kapsamında şikâyete tabi olmayan bir suçtur.
Evlilik döneminde çekilen fotoğrafları saklamak ile bunları üçüncü kişilere aktarmak arasındaki fark ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçu.
Ayrılık sonrası mahrem görüntülerin rıza dışında yayılması karşısında mağdurun ceza ve erişim engeli yollarını birlikte işletmesi gerekir.
Muhatabı rahatsız eden her söz hakaret değildir; Yargıtay’ın kaba söz ve ağır eleştiri kabul ettiği ifadeler ile şeref ve haysiyete saldırı arasındaki fark.
Toplu iş sözleşmesi veya disiplin yönetmeliğindeki usule aykırı olarak verilen ya da somut olaya uymayan disiplin cezalarının iptali talep edilebilir; sicile işlenen haksız cezalar ilerideki fesihlerin dayanağı olabileceğinden önemlidir.
TCK m.129 uyarınca karşılıklı hakaret ve haksız bir fiile tepki olarak işlenen hakaret hâlinde cezanın indirilmesi veya hiç ceza verilmemesi imkânı.
İnternet ilanı üzerinden yapılan her başarısız alışveriş dolandırıcılık değildir; hileli davranış, aldatma ve haksız menfaat unsurlarının varlığı tetkik edilmelidir.
Piyasa değerinin çok altında satılan ve kaynağı belirsiz ürünleri satın alan kişi, TCK m.165 kapsamında suç eşyasının satın alınması suçundan sorumlu tutulabilir.
Görüntü ifşası tehdidiyle para talep edilen mağdurun ödeme yapmaması, delilleri silmemesi ve süratle hukuki yollara başvurması neden hayati önemdedir.
TCK m.106 ve m.107 arasındaki ayrım, tehdidin konusu ve failin amacı üzerinden yapılır; nitelendirme cezayı ve şikâyet rejimini doğrudan etkiler.
Yargıtay’ın ani gelişen olay ölçütüne göre, başka türlü ispat imkânı bulunmayan mağdurun kendisine yönelik suçu kaydetmesi hukuka uygun kabul edilebilmektedir.
Otomatik çağrı kaydı uygulamaları ve sözünü inkâr etmesin düşüncesiyle yapılan kayıtlar haberleşmenin ve konuşmaların gizliliği yönünden ciddi cezai riskler taşır.
İşverenin yönetim hakkı kurumsal e-postaların denetimine imkân tanır; ancak önceden bilgilendirme, ölçülülük ve amaca bağlılık şartları gözetilmelidir.
Kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü olmaksızın sosyal medyada suçlu ilan edilen kişinin hakları ve masumiyet karinesinin dijital çağdaki işlevi.
TCK m.134 özel hayatın gizliliğinin ihlalini ve özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin ifşasını ayrı fıkralarda, farklı cezalarla düzenlemektedir.
Apartman ve site yaşamında güvenlik amacıyla kurulan kameraların komşunun kapısını, penceresini veya bahçesini görmesi hâlinde ortaya çıkan hukuki sorunlar.
Silinme ihtimali yüksek sosyal medya paylaşımlarında ekran görüntüsünün yanında bağlantı adresi, tarih ve saat bilgisinin usulüne uygun tespiti soruşturmanın selameti bakımından belirleyicidir.
Sosyal medyada şeref ve saygınlığı zedelenen kişi, ceza davasından bağımsız olarak TBK m.58 uyarınca manevi tazminat talep edebilir.
Gerçek bir kişinin adı ve fotoğraflarıyla sosyal medya hesabı açmak, fotoğraflar herkese açık olsa dahi kişisel verileri hukuka aykırı kullanma suçunu oluşturabilir.
Havacılık emniyet kültürü, ihlalleri raporlayan personelin cezalandırılmamasını esas alır; emniyet raporu sebebiyle yapılan fesih, fesih hakkının kötüye kullanılması olarak tazminat doğurabilir.
Kimliğini gizleyen kullanıcıların IP kayıtları, hesaba bağlı iletişim bilgileri ve platform yazışmaları üzerinden tespit edilebilmesi ve soruşturmada izlenen yol.
Kamu görevlisi kimliğine bürünülerek yapılan telefon dolandırıcılığı TCK m.158 kapsamında nitelikli dolandırıcılık olup failin bilişim sistemlerini kullanması cezayı ağırlaştırır.
Dolandırıldığını fark eden kişinin bankaya bildirim yapması, hesaba bloke konulmasını istemesi ve delillerle birlikte suç duyurusunda bulunması zararın telafisi bakımından belirleyicidir.
Kısa süreliğine başkasına verilen bir telefon, açık kalan hesaplar ve hatla ilişkilendirilen iletişim kayıtları nedeniyle cihaz sahibini soruşturma sürecine dahil edebilir.
Adına kayıtlı bir hattın suçta kullanılması hâlinde hat sahibinin savunması, kullanıcının tespiti ve iştirak sorumluluğunun sınırları.
Yapay zekâ ile üretilen sahte ses ve görüntülerin hakaret, şantaj, dolandırıcılık ve özel hayatın gizliliği suçları bakımından değerlendirilmesi.
Ses kaydı, fotoğraf ve video gibi dijital delillerin yapay zekâ ile üretilebilmesi, ceza yargılamasında delilin orijinalliğinin tetkikini zorunlu kılmaktadır.
Bir yakının sesinin yapay zekâ ile taklit edilerek acil para istenmesi, bilişim sistemlerinin araç olarak kullanıldığı nitelikli dolandırıcılık olarak değerlendirilmektedir.
Komisyon veya kira karşılığında banka hesabını yasadışı bahis organizasyonlarına kullandıran kişi, 7258 sayılı Kanun kapsamında para nakline aracılık suçundan sorumlu tutulmaktadır.
Yasadışı bahis şüphesiyle tüm banka hesaplarına konulan bloke, ölçülülük ilkesi çerçevesinde sulh ceza hâkimliği nezdinde itiraza konu edilebilir.
Gerçeğe uygunluk, kamusal ilgi ve toplumsal yarar, güncellik ve şekle uygunluk ölçütlerinden birinin dahi bulunmaması, yayını hukuka aykırı kılar.
Türk Borçlar Kanunu rekabet yasağının geçerliliğini yazılı şekle, işçinin ehliyetine ve yer, zaman ile iş türü bakımından makul sınırlara bağlar; pilotların başka bir havayolunda çalışmasını süresiz engelleyen kayıtlar geçersizdir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na göre amaç ile kişilik haklarına verilen zarar arasında açık bir oransızlık bulunan, sansasyon amaçlı ve doğruluğu araştırılmamış yayınlar hukuka aykırıdır.
Basın yoluyla kişilik hakkı zedelenen kişinin cevap ve düzeltme, içeriğin kaldırılması ve manevi tazminat yollarını hangi sürelerde ve nasıl kullanacağı.
2025/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ışığında psikolojik tacize uğrayan işçinin İş Kanunu m.24 uyarınca haklı nedenle fesih ve tazminat hakları.
İş yerinde psikolojik taciz kural olarak iş hukukunun konusu olmakla birlikte, somut olayın ağırlığına göre eziyet, hakaret, tehdit ve cinsel taciz suçlarını oluşturabilir.
Kamu kurumlarında psikolojik tacize uğrayan görevlinin disiplin amirine, etik komisyonuna, Kamu Denetçiliği Kurumuna ve idari yargıya başvuru imkânları.
Dijital iletişim araçlarıyla mağdurla sürekli temas kurma, hesapları izleme ve konum takibi eylemlerinin ısrarlı takip suçu kapsamında değerlendirilmesi.
Silinebilir mesajlar ve geçici paylaşımlar üzerinden işlenen ısrarlı takip eylemlerinde sürekliliğin ispatı için delillerin nasıl toplanacağı.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na göre TCK m.62’nin uygulanmama gerekçesinin kararda gösterilmemesi, hükmün bozulmasını gerektiren bir hukuka aykırılıktır.
Hâkimin temel cezayı alt ve üst sınır arasında belirlerken gözetmesi gereken ölçütler, cezanın hesaplanma sırası ve alt sınırdan uzaklaşmanın gerekçelendirilmesi.
Ceza normu geriye dönük bir müdahale iken 6284 sayılı Kanun’daki uzaklaştırma ve iletişim yasağı tedbirleri mağduru derhâl koruyan ileriye dönük bir güvenlik mekanizmasıdır.
TCK m.123/A yalnızca huzur ve sükûnu değil; özel hayatın gizliliğini, kişisel güvenliği, psikolojik bütünlüğü ve bireyin özerkliğini birlikte korumaktadır.
Israrlı takip yalnızca kastla işlenebilir; failin mağdurun iradesine aykırılığı bilmesine rağmen temas çabasını sürdürmesi hem ısrarı hem de kastı ortaya koyar.
6284 sayılı Kanun kapsamında verilen uzaklaştırma veya iletişim yasağı kararına aykırı davranan kişi hakkında hâkim kararıyla zorlama hapsi uygulanır.
TCK m.239 kapsamındaki yargılamalarda açıklanan bilginin ticari sır niteliği taşıyıp taşımadığı teknik bir meseledir ve Yargıtay uzman bilirkişi incelemesi yapılmasını zorunlu görmektedir.
Gebelik sebebiyle uçuş görevinden alınan kabin memurunun sözleşmesinin feshedilmesi, cinsiyete dayalı ayrımcılık yasağına ve feshin son çare olması ilkesine aykırılık teşkil edebilir.
Yeni bir işe geçmeden önce eski işverenin sisteminden dosya kopyalayan çalışan bakımından ticari sırrın açıklanması ve bilişim suçlarının birlikte değerlendirilmesi.
Bankacılık sırrının açıklanması hem TCK m.239 hem de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda düzenlenmiş olup normlar arasındaki ilişki özel normun genel norma üstünlüğü ilkesiyle çözülmektedir.
Hükümlünün kapalı kurumdan açık kuruma ayrılabilmesi için aranan süre, iyi hâl ve disiplin şartları ile ayrılmanın hükümlüye sağladığı imkânlar.
5275 sayılı Kanun m.105/A uyarınca denetimli serbestlik tedbirinden yararlanma, açık kuruma ayrılma şartlarının oluşmasına bağlı olduğundan açık kuruma ayrılma tarihi tahliye tarihini doğrudan etkiler.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre aksine ciddi ve inandırıcı delil bulunmadıkça tanıkların gerçeği söylediği kabul edilmeli; akrabalık bağı tek başına beyanın değerini düşürmemelidir.
Boşanma davalarında kusurun ispatı için tanık, yazışma, fotoğraf ve sağlık raporu gibi delillerin hukuka uygun elde edilmesi ve süresinde sunulması zorunludur.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesine göre kilo sınırını aşan kabin memuruna makul süre verilmesi, kilo verememenin sağlık sebebine dayanıp dayanmadığının araştırılması ve yer hizmetlerinde istihdam imkânının değerlendirilmesi gerekir.
İşverenin iş sözleşmesini feshetmeden önce işçiyi başka bir işte çalıştırma, eğitim verme veya uyarma gibi daha hafif tedbirleri tüketmesi gerektiğini ifade eden ilke ve geçerli fesih denetimi.
Havayolu çalışanlarının disiplin soruşturmalarında verdikleri savunmalar, sonradan açılacak iş davasının kaderini belirlediğinden hukuki dayanaklı bir savunma metni hazırlanması büyük önem taşır.
Sağlık raporları nedeniyle iş ilişkisinin çekilmez hâle geldiği iddiasıyla yapılan fesihlerde, toplu iş sözleşmesindeki hastalık izni hükümleri ve raporların kaynağı mutlaka tetkik edilmelidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, İş Kanunu’na tabi olmayan kabin memurunun sigortalılık ve prim şartını doldurarak yaptığı feshi haklı saymış ve Borçlar Kanunu temelinde makul bir tazminat talep edilebileceğini kabul etmiştir.
İş Kanunu kapsamı dışında kalan çalışanlar bakımından TBK m.432 bildirim sürelerini kıdeme göre iki, dört ve altı hafta olarak belirlemiş; on yılı aşan sözleşmelerde altı aylık özel bir fesih imkânı tanımıştır.
TBK m.402 uyarınca fazla çalışma ücreti normal ücretin en az yüzde elli fazlasıyla ödenir; İş Kanunu kapsamı dışındaki çalışanlar da haftalık tatil hakkından yararlanır.
İş Kanunu kapsamı dışındaki çalışanlar bakımından kötüniyetli fesihte bildirim süresi ücretinin üç katı, haklı sebep olmaksızın derhâl fesihte ise ayrıca altı aylık ücreti aşmayan bir tazminat öngörülmüştür.
Terör eylemleri sebebiyle şehit olan veya malul kalan kamu görevlilerinin memur yakınlarının yer değiştirme talepleri, kısıtlayıcı hükümlere bakılmaksızın öncelikle yerine getirilir.
Millî Eğitim Bakanlığı mevzuatında şehit ve malul yakını öğretmenlere tanınan zorunlu çalışma muafiyeti ve hizmet süresi şartı aranmaksızın yer değiştirme imkânı.
3153 sayılı Kanun’a eklenen ek madde ile iyonlaştırıcı radyasyonla çalışan personelin haftalık çalışma süresi 35 saat olarak belirlenmiş olup bu sürenin aşılması fazla çalışma alacağı doğurur.
Yargıtay’a göre özel hastanelerde çalışan hemşire, ebe ve doktorlar haftalık normal mesailerinde değil, tuttukları nöbetlerle sınırlı olarak fazla çalışma yapmış sayılır; nöbet süresinden ara dinlenme düşülerek hesap yapılır.
Uçuş saati ödemeleri, yurt dışı harcırahları ve benzeri ödemelerin ücretin parçası mı yoksa masraf karşılığı mı olduğu, tazminat hesabını doğrudan etkiler; bu ayrım ödemenin niteliğine ve sürekliliğine göre yapılır.
Sağlık kuralları bakımından günde yedi buçuk saat veya daha az çalışılması gereken işlerde bu süreyi aşan her çalışma, haftalık kırk beş saat sınırı aşılmasa dahi doğrudan fazla çalışmadır.
İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispatlanıncaya kadar kesin delildir; ancak ihtirazi kayıt, iş yeri kayıtları ve tanık beyanlarıyla bordroda görünenden fazla çalışma ispatlanabilir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesine göre aktif sporcu olmayan antrenör ve teknik direktörler İş Kanunu’ndaki sporcu istisnasının dışında kalır ve işçi olarak kabul edilir.
Federasyon yönetmeliklerindeki özel hakem veya tahkim şartı iş mahkemesinin görevini ortadan kaldırmaz; tahkim itirazı ilk itiraz olarak süresinde ileri sürülmezse dikkate alınmaz.
Sanal POS entegrasyonu için bankaların aradığı mesafeli satış sözleşmesi, kullanıcı sözleşmesi, gizlilik politikası ve iptal-iade koşulları ile bunların mevzuata uygun hazırlanması.
İnternet alışverişlerinde tüketici, malın tesliminden itibaren on dört gün içinde gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin cayma hakkını kullanabilir.
Ticaret sicilinden terkin edilen şirketin sonradan ortaya çıkan alacak, borç veya derdest dava nedeniyle geçici olarak canlandırılması ve ihya davasının tarafları.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesine göre terkinden önce şirket aleyhine başlatılmış bir icra takibinin varlığı, alacaklıya ihya davası açmakta hukuki yarar sağlar ve alacağın varlığı ihya davasında tartışılmaz.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, tasfiyeden önce açılmış ve derdest olan bir tazminat davasının varlığını, kesinleşmiş bir alacak bulunmasa dahi ihya için yeterli görmüştür.
Olağanüstü hal döneminde askıya alınan ve 2018 yılında 7101 sayılı Kanun ile tamamen kaldırılan iflas erteleme kurumunun yerini, yeniden düzenlenen konkordato almıştır.
Konkordato mühleti süresince borçlu aleyhine takip yapılamaz, önceden başlamış takipler durur; ancak rehinli alacaklılar ve bazı alacaklar bakımından özel kurallar uygulanır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kayıp kaçak bedelinin tüketiciden tahsilini hukuk devletiyle bağdaşmaz bulmuş; ancak 6719 sayılı Kanun ile bu bedellerin tarifelere yansıtılmasının yasal zemini oluşturulmuştur.
Nam-ı müstear kayıtlardan 1936 Beyannamesine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1974 tarihli içtihadına kadar azınlık vakıflarının taşınmaz edinme rejiminin tarihsel gelişimi.
5737 sayılı Vakıflar Kanunu ve sonradan eklenen geçici hükümlerle, 1936 Beyannamesi sonrası el konulan veya Hazineye devredilen azınlık vakfı mallarının iadesi ve üçüncü kişilere devredilenler için bedel ödenmesi imkânı getirilmiştir.
Borçlar Kanunu’na tabi uçucu personelin hizmet sözleşmesinden doğan alacakları beş yıllık zamanaşımına tabidir; her alacak kaleminin muacceliyet tarihinin ayrı ayrı belirlenmesi hak kaybını önler.
Anayasa Mahkemesi, disiplin cezalarına dayanak teşkil eden fiillerin açık ve öngörülebilir biçimde düzenlenmediği gerekçesiyle 1136 sayılı Kanun’un 134 ve 135. maddelerini Anayasa’nın 2. maddesine aykırı bularak iptal etmiştir.
Memur ve meslek mensupları hakkında verilecek disiplin cezalarının, hangi fiile hangi yaptırımın uygulanacağını öngörülebilir kılan açık bir kanuni dayanağa sahip olması gerekir.
3 Mayıs 2025 tarihli değişiklikle bilirkişilerin temel ve alt uzmanlık alanlarının belirtilmesi zorunlu hâle getirilmiş, eğitim şartları ağırlaştırılmış ve kişisel verilerin korunmasına yönelik tedbirler artırılmıştır.
Bilirkişi raporuna karşı süresinde ve gerekçeli itiraz edilmesi, ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi istenmesi ve tarafların uzman mütalaası sunma hakkı.
İdari para cezalarına ilişkin elektronik tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, itiraz ve dava sürelerinin başlangıcını belirleyerek cezanın kesinleşip kesinleşmediğini tayin eder.
Danıştay içtihatlarında idarenin takdir yetkisinin keyfîlik anlamına gelmediği, rıza dışı yer değiştirmelerin objektif ve somut gerekçelere dayanması gerektiği vurgulanmaktadır.
24 Nisan 2025 tarihli değişiklikle elektronik satışlarda teminat oranı binde beşe, asgari teminat bin liraya yükseltilmiş ve son dakika teklifleri için süre uzatma usulü getirilmiştir.
İİK m.134 uyarınca ilgililer, satış ilanının tebliğ edilmemesi veya ihaleye fesat karıştırılması gibi sebeplerle ihaleden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinden ihalenin feshini isteyebilir.
6 Mayıs 2025 tarihli değişiklikle İhracat Yönetmeliği’nde idari terminoloji güncellenmiş, bağlı muamele, offset, e-ihracat ve konsinye ihracat kavramları tafsilatla tanımlanmıştır.
Kesin satışı sonradan gerçekleşecek konsinye ihracatta başvuru, beyanname ve kesin satış bildirimi süreleri ile elektronik ticaret yoluyla yapılan e-ihracatın hukuki çerçevesi.
28 Mart 2025 tarihli değişiklikle belirli ödeme hizmeti sağlayıcılarına çevrim içi erişim altyapısı kurma ve diğer yetkili sağlayıcılara açma yükümlülüğü getirilmiştir.
2025 yönetmelik değişikliğiyle dijital cüzdan hizmeti sunan ve henüz faaliyet izni almamış kuruluşlara izin başvurusu için 31 Aralık 2025 tarihine kadar süre tanınmıştır.
İddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı nedeniyle cinsiyet değişikliği davasında otobiyografik anlatının, sağlık raporlarının ve delillerin dava dilekçesinde eksiksiz sunulması zorunludur.
Yargıtay ve bölge adliye mahkemelerine göre 5490 sayılı Kanun’un 36. maddesindeki özel düzenleme nedeniyle cinsiyet değişikliğine izin davalarında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
Cinsiyet değişikliğine izin için on sekiz yaşın doldurulması, evli olmamak ve cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunluluğunun resmî sağlık kurulu raporuyla belgelenmesi aranmaktadır.
Mahkeme izni olmaksızın yapılan ameliyatlar hem ciddi sağlık riskleri taşır hem de sonrasında açılacak nüfusta cinsiyet ve isim değişikliği davalarının reddine yol açabilir.
Mahkeme izniyle yapılan ameliyatın ardından, ameliyat raporuna dayanılarak nüfus kaydındaki cinsiyetin ve ismin düzeltilmesi için ayrı bir dava açılması gerekmektedir.
Sendikal örgütlenme, İş Kanunu kapsamı dışında kalan havayolu çalışanlarının toplu iş sözleşmesi yoluyla güvence kazanmasının başlıca aracıdır; sendika üyeliği sebebiyle yapılan ayrımcılık ve fesihler sendikal tazminat doğurur.
Sağlık kurulu raporunun dava açılmadan önce bireysel randevuyla değil, dava açıldıktan sonra mahkeme müzekkeresiyle alınması süreci önemli ölçüde kısaltmaktadır.
Aile, partner veya komşu tarafından şiddete uğrayan trans bireyler, 6284 sayılı Kanun kapsamında fiziksel, sözlü ve psikolojik şiddete karşı süratle koruyucu ve önleyici tedbir talep edebilir.
Trans bireylerin kamu hizmetlerinden, iş hayatından veya ticari mallardan dışlanması TCK m.122 kapsamında ayrımcılık suçunu oluşturabilir; ayrıca hakaret, tehdit ve yaralama suçları da gündeme gelir.
Dava süreci devam eden trans bireylerin dış görünüşleri ile kimlik bilgileri arasındaki farklılık nedeniyle kamu hizmetlerinden yararlanmalarının engellenmesi, Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır.
Tutuklamaya alternatif olarak öngörülen adli kontrol tedbiri de kişi hürriyetine müdahale niteliğinde olup şablon gerekçelerle verilen ağır yükümlülüklere karşı iki hafta içinde itiraz edilebilir.
En sık uygulanan adli kontrol tedbirleri olan yurt dışı çıkış yasağı ve belirli aralıklarla imza yükümlülüğünün hukuki sınırları ve kaldırılması için izlenecek yol.
5352 sayılı Kanun uyarınca mahkûmiyet kaydı önce cezanın infazı veya zamanaşımı gibi hâllerde arşive alınır, ardından suçun niteliğine göre beş, on beş veya otuz yıl sonra tamamen silinir.
Anayasa m.76 kapsamındaki suçlardan mahkûm olanlar bakımından yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı, hem kamu görevine dönüş imkânı sağlar hem de arşiv kaydının silinme süresini otuz yıldan on beş yıla indirir.
Her takipsizlik veya beraat kararı şikâyetçi hakkında iftira suçu oluşturmaz; failin isnat ettiği fiilin gerçek dışı olduğunu bilmesi gerekir.
TCK m.269, iftiradan dönülen aşamaya göre kademeli indirim öngörerek asılsız isnadın en kısa sürede ortadan kaldırılmasını teşvik etmektedir.
On yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlar ile kanunda sayılan nitelikli suçlar ağır ceza mahkemesinde görülür; alt sınırı beş yılı aşan suçlarda müdafi bulunması zorunludur.
CMK m.108 uyarınca tutukluluk otuzar günlük sürelerle gözden geçirilmelidir; matbu gerekçelerle yapılan incelemeler Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre kişi özgürlüğünü ihlal eder.
Evli olmasına rağmen başkasıyla evlenme işlemi yaptıran kişi ile gerçek kimliğini saklayarak evlenen kişi TCK m.230 uyarınca cezalandırılır; ceza süreci çoğu zaman bir aile hukuku davasıyla iç içe yürür.
Bir çocuğun soybağını değiştiren veya gizleyen kişi TCK m.231 uyarınca cezalandırılır; bu suç kişinin kimliğini ve kökenini bilme hakkını koruyan temel bir düzenlemedir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, İş Kanunu’na tabi olmayan kabin memurunun haklı feshinde kıdem tazminatı yerine Borçlar Kanunu’na dayalı makul bir tazminat talep edilebileceğini kabul etmiştir; bu tazminatın ölçütleri ise somut olaya göre belirlenir.
Aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine kötü muamelede bulunan kişi TCK m.232 uyarınca cezalandırılır; terbiye hakkının sınırının aşılması da ayrıca yaptırıma bağlanmıştır.
Mahkeme kararıyla belirlenen nafakayı ödemeyen borçlu hakkında icra takibinin yanında İİK m.344 uyarınca alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsi uygulanabilir.
Bireysel başvuru, kanun yollarından farklı olarak hükmün hukuka uygunluğunu değil temel hak ihlali bulunup bulunmadığını denetler ve kanun yollarının tüketilmesinden itibaren otuz gün içinde yapılmalıdır.
Ceza yargılamalarında en sık ileri sürülen ihlaller; gerekçeli karar hakkı, tanık sorgulama hakkı, makul süre, tutukluluk, kötü muamele yasağı, özel hayat ve ifade özgürlüğü alanlarında yoğunlaşmaktadır.
CMK m.225 uyarınca hüküm ancak iddianamede gösterilen fiil ve faile ilişkin olarak verilebilir; iddianamede yer almayan bir olgunun hükme esas alınması hukuka aykırıdır.
Suçtan zarar gören kişi hüküm verilinceye kadar kamu davasına katılabilir; katılan sıfatı yalnızca duruşmada söz hakkı değil, hükmü kanun yoluna taşıma yetkisi de sağlar.
5187 sayılı Basın Kanunu uyarınca basılmış eserler yoluyla işlenen suçlardan öncelikle eser sahibi sorumludur; belirli hâllerde sorumlu müdür, yayımcı veya basımcı sorumlu tutulur ve kısa dava açma süreleri uygulanır.
CMK m.63 uyarınca hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişiye başvurulamaz; hâkimin reddini gerektiren sebepler CMK m.69 uyarınca bilirkişi hakkında da geçerlidir.
Hangi belgelerin incelendiğini, hangi yöntemin kullanıldığını ve sonuca hangi mantık zinciriyle ulaşıldığını göstermeyen bilirkişi raporu denetime elverişli değildir ve hükme esas alınamaz.
Bir bilişim sistemine hukuka aykırı olarak giren veya orada kalmaya devam eden kişi, hiçbir veriyi değiştirmese dahi TCK m.243 uyarınca cezalandırılır.
Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan ya da sistemdeki verileri yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan kişi TCK m.244 uyarınca cezalandırılır; fiil yarar sağlama amacıyla işlenirse ceza ağırlaşır.
Başkasına ait kartı ele geçirerek kullanan, sahte kart üreten veya sahte kartı kullanan kişiler TCK m.245 uyarınca ağır hapis ve adli para cezalarıyla cezalandırılır.
Teknik usullere aykırı olarak atık veya artıkları toprağa, suya veya havaya veren kişi TCK m.181 ve m.182 uyarınca kastın veya taksirin varlığına ve atığın niteliğine göre cezalandırılır.
Delil serbestisi ilkesine rağmen sosyal medya içeriklerinin hükme esas alınabilmesi, bu içeriklerin hukuka uygun yollarla elde edilmesine ve doğruluğunun teknik olarak teyit edilebilmesine bağlıdır.
TCK m.25/1 uyarınca haksız, hâlen mevcut veya tekrarı muhakkak bir saldırıyı o anki koşullara göre orantılı biçimde defetmek zorunluluğuyla işlenen fiilden dolayı faile ceza verilmez.
TCK m.27/2 uyarınca meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmişse faile ceza verilmez.
Meşru savunmada bir insanın haksız saldırısı defedilirken, zorunluluk hâlinde başka suretle korunma imkânı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak için hareket edilir.
Aynı fiil nedeniyle yürütülen ceza ve disiplin soruşturmaları birbirinden bağımsızdır; ancak beyanların ve savunmaların iki süreçte de tutarlı biçimde kurgulanması hak kayıplarını önler.
Pilotun lisansının veya sağlık sertifikasının geçici olarak askıya alınması, sözleşmenin askıya alınması ve yeniden kazanım imkânları değerlendirilmeden doğrudan fesih sebebi yapılamaz.
TCK m.66 uyarınca dava zamanaşımı süreleri suçun gerektirdiği cezanın üst sınırına göre sekiz yıldan otuz yıla kadar kademelendirilmiş olup yaş küçüklüğü süreleri önemli ölçüde kısaltır.
Belirli işlemler dava zamanaşımını keser ve süre yeniden işlemeye başlar; ancak kesilme hâlinde süre kanunda belirtilen sürenin en fazla yarısına kadar uzayabilir.
5275 sayılı Kanun’daki disiplin cezaları kanunilik ilkesine tabidir; savunma alınmadan veya süresi dışında verilen cezalara karşı on beş gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet edilebilir.
Koşullu salıverilme yalnızca sürenin dolmasına değil iyi hâlin varlığına da bağlı olduğundan, cezaevinde verilen disiplin cezaları tahliye tarihini doğrudan etkileyebilir.
CMK m.154 uyarınca şüpheli ve sanık müdafiiyle vekâletname aranmaksızın her zaman ve başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir; bu hak ancak istisnai hâllerde ve hâkim kararıyla kısıtlanabilir.
TCK m.61 ve m.62’deki ölçütlerin her biri savunma tarafından somut olgularla doldurulmalıdır; soyut olarak alt sınırdan ceza istenmesi mahkemeye takdirini gerekçelendirecek malzeme sunmaz.
TCK m.50 uyarınca bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, failin kişiliği ve suçun işleniş biçimi gözetilerek adli para cezasına veya kanunda sayılan diğer tedbirlere çevrilebilir.
Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlal eden kişi TCK m.102 uyarınca cezalandırılır; sarkıntılık, organ sokma ve nitelikli hâller cezayı önemli ölçüde değiştirir.
Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi TCK m.105 uyarınca cezalandırılır; fiilin iş yeri ilişkisinden yararlanılarak veya elektronik haberleşme araçlarıyla işlenmesi cezayı artırır.
Çoğu zaman tanıksız gerçekleşen cinsel suçlarda mağdur beyanı önemli bir delildir; ancak beyanın tutarlılığı ve diğer delillerle desteklenmesi mahkûmiyet için belirleyicidir.
Kusuru olmaksızın bir süreyi kaçıran kişi, CMK m.40 ve m.41 uyarınca engelin kalkmasından itibaren kanunda öngörülen kısa süre içinde eski hâle getirme talebinde bulunarak kanun yolu hakkını yeniden kazanabilir.
TCK m.99, kadının rızası olmaksızın çocuğunu düşürtmeyi ağır biçimde cezalandırırken, rıza bulunsa dahi on haftayı aşan gebeliklerde müdahaleyi de suç olarak tanımlamaktadır.
Kasten yaralama mağdurda organ işlevinin sürekli zayıflaması, yüzde sabit iz, yaşamı tehlikeye sokan durum veya kemik kırığı gibi neticeler doğurmuşsa TCK m.87 uyarınca ceza ağırlaşır.
TCK m.299/3 uyarınca Cumhurbaşkanına hakaret suçundan kovuşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlıdır; izin bulunmaksızın açılan dava usul yönünden sakattır.
Sağlık sebebiyle uçuculuk vasfını yitiren personelin sözleşmesi doğrudan feshedilemez; Yargıtay, feshin son çare olması ilkesi gereğince yer hizmetlerinde istihdam imkânının araştırılmasını zorunlu görmektedir.
Cumhuriyet savcısı yalnızca aleyhe değil lehe delilleri de toplamakla yükümlüdür; şüpheli veya müşteki tarafından sunulacak gerekçeli bir delil dilekçesi soruşturmanın seyrini belirleyebilir.
Anayasa m.38/6, CMK m.206/2-a ve m.217/2 birlikte değerlendirildiğinde hukuka aykırı elde edilen delilin hükme esas alınması mutlak biçimde yasaklanmıştır.
Konut, iş yeri ve kapalı alanlarda arama ancak hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcı emriyle yapılabilir; tanık bulundurma ve gece araması kurallarına aykırılık delili hukuka aykırı kılar.
TCK m.301 Türk Milletini, Devleti ve devlet kurumlarını alenen aşağılamayı cezalandırırken, eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının suç oluşturmayacağını açıkça öngörmektedir.
Türk Bayrağını ve İstiklal Marşını alenen aşağılayan kişiler TCK m.300 uyarınca cezalandırılır; korunan değer devletin egemenliğinin sembolleridir.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis gibi en ağır yaptırımların öngörüldüğü bu suçlarda masumiyet karinesi, savunma hakkı ve delil değerlendirmesi bakımından özel bir titizlik gösterilmesi gerekir.
Bilgisayar, telefon ve kütüklerde arama, kopyalama ve el koyma işlemleri CMK m.134’te öngörülen karar, yedekleme ve kopyanın verilmesi güvencelerine uygun yapılmadıkça elde edilen veriler hukuka aykırıdır.
Dolandırıcılık suçunun oluşması için hileli davranış, aldatma, mağdur veya üçüncü kişinin zararı ve failin yarar sağlaması unsurlarının tamamının birlikte bulunması zorunludur.
TCK m.158, dinî inançların istismarından bilişim sistemlerinin kullanılmasına kadar sayılan hâllerde dolandırıcılığı nitelikli kabul ederek cezayı üç yıldan on yıla kadar hapse çıkarmıştır.
Hâkim kararını ancak duruşmada tartışılmış delillere dayandırabileceğinden, tutarlı bir savunma anlatısı, çelişki envanteri ve amaca uygun soru tekniği duruşmanın kaderini belirler.
Kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine fesat karıştıran kişi TCK m.235 uyarınca üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; fesat hâlleri kanunda sınırlı olarak sayılmıştır.
Soruşturma veya kovuşturma için artık gerekli olmayan ya da müsadereye tabi bulunmayan eşya gecikmeksizin iade edilmelidir; ölçüsüz el koyma kararlarına karşı iki hafta içinde itiraz edilebilir.
Genel ahlaka karşı suçlarda modern yaklaşım, toplumun edep anlayışının korunmasından çok çocukların korunmasına odaklanmakta; müstehcenlik suçunun en ağır yaptırımları çocuklara yönelik fiillere öngörülmektedir.
Müstehcen ürünlerin üretiminde çocukları kullanan kişi ile bu ürünleri bulunduran, çoğaltan veya başkalarının kullanımına sunan kişi TCK m.226/3 uyarınca ağır hapis cezasıyla cezalandırılır.
Düğün, asker uğurlaması veya kutlamalarda havaya ateş etmek, somut bir zarar doğmasa dahi TCK m.170 uyarınca genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunu oluşturur.
Tanık koruma tedbirleri ancak kanunda sayılan ağır suçlarda ve somut bir tehlike varlığında uygulanabilir; kimliği gizli tutulan tanığın beyanı tek başına hükme esas alınamaz.
TCK m.79 uyarınca doğrudan veya dolaylı maddi menfaat elde etmek amacıyla yabancının ülkeye yasal olmayan yollarla sokulması veya ülkede kalmasına imkân sağlanması göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturur.
Göçmen kaçakçılığında kişinin rızası ve sınır geçişi ön plandayken, insan ticaretinde kişi zorla çalıştırma, fuhuş veya organ alma gibi amaçlarla sömürülmekte ve rıza hukuken geçersiz sayılmaktadır.
Türkçe bilmeyen şüpheli ve sanığa her aşamada ücretsiz tercüman sağlanması, konsolosluğa bildirim hakkı ve iddianamenin anlayacağı dilde tebliği adil yargılanmanın vazgeçilmez güvenceleridir.
6458 sayılı Kanun uyarınca idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliğine, sınır dışı etme kararına karşı ise tebliğden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurulabilir.
Gözaltı süresi yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre hariç yirmi dört saati geçemez; gözaltına alma işlemine karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir.
Sivil havacılık mevzuatındaki uçuş görev ve dinlenme sınırları emniyet amaçlı kamu düzeni kurallarıdır; bu sınırların aşılmasına zorlanan çalışan görevi reddettiği için yaptırıma maruz bırakılamaz.
Gözaltına alınan kişiye susma hakkı, müdafi seçme ve müdafiyle görüşme hakkı ile yakınlarına haber verilmesini isteme hakkı derhâl hatırlatılmalıdır; bu haklar hatırlatılmadan alınan beyan hukuka aykırıdır.
İki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezasına hükmedilmesi, sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkûm olmaması, yeniden suç işlemeyeceği kanaati ve zararın giderilmesi HAGB’nin temel şartlarıdır.
HAGB kararı verilen sanık beş yıllık denetim süresine tabi tutulur; bu süre içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmez ve yükümlülüklere uyulursa dava düşer, aksi hâlde hüküm açıklanır.
Tehdidin silahla, kendini tanınmayacak hâle koyarak, imzasız mektupla, birden fazla kişiyle birlikte veya örgütün korkutucu gücünden yararlanılarak işlenmesi hâlinde ceza iki yıldan beş yıla kadar hapse çıkar.
Kanuna aykırı tutuklanan, makul sürede yargılanmayan veya tutuklandıktan sonra beraat eden kişi CMK m.141 uyarınca devletten maddi ve manevi tazminat talep edebilir.
Mahkeme fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir; ancak suçun hukuki niteliği değişecekse sanığa önceden haber verilerek ek savunma hakkı tanınmalıdır.
Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise TCK m.7/2 uyarınca failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz edilir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, öldürmeye teşebbüs ile kasten yaralama ayrımında kullanılan aletin niteliğini, darbe sayısını ve şiddetini, hedef alınan bölgeyi ve failin eylemine son veriş biçimini birlikte değerlendirmektedir.
Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi TCK m.85 uyarınca cezalandırılır; neticeyi öngörmesine rağmen istemeyerek hareket eden failin durumunda bilinçli taksir nedeniyle ceza artırılır.
Alacaklıların teminatı olan malları kaçıran, defterleri gizleyen veya gerçeğe aykırı borç yaratan kişi, hakkında iflas kararı verilmiş olması şartıyla TCK m.161 uyarınca üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Basiretsizlik ve tedbirsizlik nedeniyle iflasına sebebiyet veren kişi, hakkında iflas kararı verilmiş olması şartıyla TCK m.162 uyarınca cezalandırılır.
Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine veya iş yerine rızası olmaksızın giren ya da rıza ile girdikten sonra çıkmayan kişi TCK m.116 uyarınca cezalandırılır.
Haciz yoluyla takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde alacaklısını zarara sokmak maksadıyla mevcudunu eksilten borçlu İİK m.331 uyarınca icra ceza mahkemesinde cezalandırılır.
Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasına karşı savunma, mütalaanın unsurlar, deliller ve suç vasfı bakımından ayrıştırılarak ele alınmasını gerektirir; son sözün sanığa verilmemesi kesin bozma sebebidir.
5275 sayılı Kanun m.16 uyarınca akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geri bırakılır; ağır hastalık veya engellilik nedeniyle hayatını cezaevinde yalnız idame ettiremeyen hükümlü bakımından da infaz ertelenebilir.
5275 sayılı Kanun m.110 uyarınca kanunda öngörülen koşulları taşıyan kadın, yaşlı ve ağır hasta hükümlülerin belirli süreli hapis cezaları konutta çektirilebilir.
TCK m.80 uyarınca sömürü amacıyla ve kanunda sayılan araçlarla elde edilen rıza geçersizdir; mağdurun çocuk olması hâlinde ise hiçbir araç kullanılmamış olsa dahi suç oluşur.
Siyasal, felsefi, ırki veya dinî saiklerle toplumun bir kesimine karşı bir plan doğrultusunda sistemli olarak işlenen öldürme, işkence ve köleleştirme gibi fiiller TCK m.77 uyarınca insanlığa karşı suç oluşturur.
6331 sayılı Kanun’daki iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinin ihlali sonucunda meydana gelen iş kazalarında işveren ve vekilleri taksirle öldürme veya yaralama suçlarından sorumlu tutulabilir.
İş kazası ceza dosyalarında kusur oranını belirleyen bilirkişi raporunun iş güvenliği mevzuatı, olay yeri incelemesi ve tüm tarafların sorumlulukları bakımından eksiksiz olması gerekir.
Türk Borçlar Kanunu hizmet sözleşmelerinde yalnızca işçi aleyhine konulan ceza koşulunu geçersiz saymıştır; pilot ve kabin memurlarının sözleşmelerindeki tek taraflı cezai şartlar bu sebeple mahkemece hükümsüz kabul edilebilir.
7406 sayılı Kanun ile TCK m.123/A olarak eklenen ısrarlı takip suçu, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunun özel bir görünümü olup daha ağır yaptırıma bağlanmış ve şikâyet şartından ayrılmıştır.
7499 sayılı Kanun ile 1 Haziran 2024’ten itibaren ceza muhakemesinde istinaf ve temyiz süreleri iki hafta olarak yeniden düzenlenmiş; istinaf maddi olay ve hukuk denetimi yaparken temyiz hukuka uygunluk denetimiyle sınırlıdır.
Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut, cinsel dokunulmazlık veya malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunan kişi TCK m.213 uyarınca cezalandırılır.
2022 yılında TCK’ya eklenen m.217/A, ülkenin güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığına ilişkin gerçeğe aykırı bir bilgiyi halk arasında endişe, korku veya panik yaratmaya elverişli biçimde alenen yaymayı cezalandırmaktadır.
Kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlarda soruşturma yapılabilmesi için yetkili mercinin izni gerekir; izin verilmemesi kararına karşı on gün içinde itiraz edilebilir.
Ağır cezayı gerektiren suçüstü hâli, 3628 sayılı Kanun kapsamındaki suçlar, işkence ve zor kullanma yetkisinin aşılması suçları soruşturma izni rejiminin dışında olup Cumhuriyet savcısı doğrudan soruşturma yürütür.
Tedavüldeki parayı sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişi TCK m.197 uyarınca iki yıldan on iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır; sahteliği bilerek veya sonradan öğrenerek tedavüle koyma ayrıca düzenlenmiştir.
Resmî bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi değiştiren veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi TCK m.204 uyarınca cezalandırılır; fiilin kamu görevlisi tarafından işlenmesi cezayı ağırlaştırır.
Sahte bir özel belge düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi değiştirerek kullanan kişi TCK m.207 uyarınca cezalandırılır; özel belgede suçun oluşması için belgenin kullanılması şarttır.
Görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş malı zimmetine geçiren kamu görevlisi TCK m.247 uyarınca beş yıldan on iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır; malın geçici kullanılıp iade edilmesi hâlinde ceza indirilir.
Rüşvette kamu görevlisi ile kişi arasında özgür iradeye dayalı bir anlaşma bulunurken, irtikapta kamu görevlisi nüfuzunu kötüye kullanarak kişiyi yarar sağlamaya icbar eder veya ikna eder.
Uyuşturucu madde ticareti TCK m.188 uyarınca on yıldan az olmamak üzere hapis cezasını gerektirirken, kullanmak için bulundurma TCK m.191 kapsamında çok daha hafif bir yaptırıma ve tedavi odaklı bir rejime tabidir.
İstinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılıklar, Adalet Bakanlığının talebi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bozma istemiyle süreye bağlı olmaksızın giderilebilir.
Anayasa m.141 ve CMK m.230 uyarınca mahkûmiyet hükmü, iddia ve savunmaların tartışıldığı, delillerin değerlendirildiği ve cezanın belirlenme gerekçesinin gösterildiği bir gerekçe içermelidir; gerekçesizlik kesin bozma sebebidir.
Kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydeden kişi TCK m.135 uyarınca cezalandırılır; siyasi, felsefi, dinî görüşler ile sağlık ve cinsel yaşama ilişkin özel nitelikli verilerde ceza artırılır.
Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişi TCK m.109 uyarınca cezalandırılır; cebir, tehdit, hile ve nitelikli hâller cezayı önemli ölçüde artırır.
CMK m.148/4 uyarınca müdafi hazır bulunmaksızın kolluk tarafından alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
Yaşı veya hastalığı nedeniyle kendini idare edemeyecek durumdaki ve koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan kişiyi kaderine terk eden kişi TCK m.97 uyarınca cezalandırılır.
Yaşı, hastalığı veya yaralanması nedeniyle kendini idare edemeyecek durumda olan kişiye hâlin gerektirdiği yardımı yapmayan veya durumu ilgili makamlara bildirmeyen kişi TCK m.98 uyarınca cezalandırılır.
CMK m.234 uyarınca mağdur ve şikâyetçi, delillerin toplanmasını isteme, avukat görevlendirilmesini talep etme, dosyayı inceletme ve kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz etme haklarına sahiptir.
Makul sürenin aşılıp aşılmadığı sabit bir yıl sayısıyla değil; davanın karmaşıklığı, başvurucunun ve yargı makamlarının tutumu ile davanın başvurucu için önemi ölçütleriyle değerlendirilir.
3628 sayılı Kanun, kamu görevlilerine mal bildiriminde bulunma yükümlülüğü getirmekte; bildirimde bulunmama, gerçeğe aykırı bildirim ve haksız mal edinme fiillerini yaptırıma bağlamaktadır.
Türk Borçlar Kanunu işverene her hafta bir tam çalışma günü tatil verme borcu yükler; uçuş planlamasının niteliği tatilin pazar günü kullanılmasını engellese de haftalık bir tam gün tatil hakkı ortadan kalkmaz.
Zilyedinin rızası olmadan taşınır bir malın yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alınması TCK m.141 uyarınca hırsızlıktır; kanunda sayılan hâllerde ise TCK m.142 kapsamında nitelikli hırsızlık oluşur.
Kendisine teslim edilen veya koruma ve yönetme yetkisi verilen malı, zilyetliğin devri amacı dışında kullanan veya devri inkâr eden kişi TCK m.155 uyarınca cezalandırılır.
Suç teşkil eden bir fiil aynı zamanda haksız fiildir; hukuk hâkimi ceza mahkemesinin beraat kararıyla bağlı değildir, ancak ceza zamanaşımının daha uzun olması tazminat talebinin süresini uzatır.
Kişilik hakları ihlal edilen kişi, 5651 sayılı Kanun m.9 uyarınca içerik veya yer sağlayıcıya başvurabileceği gibi doğrudan sulh ceza hâkimliğinden erişimin engellenmesini ve içeriğin çıkarılmasını talep edebilir.
Eser sahibinin haklarını ihlal eden çoğaltma ve yayma fiilleri 5846 sayılı Kanun, marka hakkına tecavüz ise 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında hapis ve adli para cezasını gerektirir.
Hakkında kesinleşmiş hüküm bulunmayan bir kişinin medyada suçlu gibi gösterilmesi, masumiyet karinesinin kişilik hakları alanındaki uzantısı olan lekelenmeme hakkını ihlal eder.
Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuran veya yöneten kişi ile örgüte üye olan kişi TCK m.220 uyarınca cezalandırılır; örgütün varlığı için en az üç kişi ve hiyerarşik bir yapı aranır.
Rıza, bazı suçlarda tipikliği ortadan kaldırırken bazılarında TCK m.26/2 uyarınca hukuka aykırılığı giderir; ancak kişinin mutlak tasarruf yetkisine sahip olmadığı yaşam hakkı gibi değerlerde rıza sorumluluğu kaldırmaz.
Başkasını intihara azmettiren, teşvik eden, intihar kararını kuvvetlendiren ya da intiharına yardım eden kişi TCK m.84 uyarınca cezalandırılır; intiharın gerçekleşmesi ve alenen teşvik cezayı ağırlaştırır.
Tıbbi müdahalenin hukuka uygun olabilmesi için hastanın müdahalenin niteliği, riskleri ve alternatifleri hakkında yeterince bilgilendirildikten sonra özgür iradesiyle rıza göstermesi gerekir.
Henüz kamuya duyurulmamış içsel bilgiye dayanarak işlem yapmak bilgi suistimali, yapay fiyat oluşturan işlemler ve yanıltıcı bilgi yaymak ise piyasa dolandırıcılığı olarak 6362 sayılı Kanun’da cezalandırılmaktadır.
Sermaye Piyasası Kurulundan izin almaksızın halktan para toplayan, aracılık faaliyetinde bulunan veya kaldıraçlı işlemlere aracılık eden kişiler 6362 sayılı Kanun m.109 uyarınca cezalandırılır.
Somut olay anlatımı ve delil desteği içermeyen şikâyetler işleme konulmayabilir; etkili bir suç duyurusu, olayın kronolojisini, hukuki nitelendirmeyi ve toplanması gereken delilleri açıkça göstermelidir.
Türk hukukunda tüzel kişilere ceza verilemez; ancak organ veya temsilcilerinin tüzel kişi yararına işlediği kasıtlı suçlarda TCK m.60 uyarınca izin iptali ve müsadere gibi güvenlik tedbirleri uygulanabilir.
Savcılığın soruşturmanın başında yaptığı hukuki nitelendirme; tutuklama, adli kontrol, el koyma ve iletişimin tespiti gibi tedbirlerin meşruiyetini ve orantılılığını doğrudan belirler.
Güncelliğini yitirmiş, kamu yararı taşımayan ve kişinin itibarını zedelemeye devam eden internet içeriklerinin arama sonuçlarından çıkarılması unutulma hakkı kapsamında talep edilebilir.
Millî, etnik, ırki veya dinî bir grubu kısmen veya tamamen yok etmek amacıyla bir plan doğrultusunda işlenen öldürme, ağır zarar verme ve benzeri fiiller TCK m.76 uyarınca soykırım suçunu oluşturur.
Suç duyurusundan önce olayın hukuki vasfının doğru tespiti ve delillerin hukuka uygun yollarla güvence altına alınması, soruşturmanın etkinliğini ve mağdurun hak arama başarısını doğrudan belirler.
Şüphelinin tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevkinde müdafi, kuvvetli suç şüphesinin, tutuklama nedeninin ve ölçülülüğün bulunmadığını somut olgularla ortaya koyarak adli kontrol alternatifini savunmalıdır.
Şüphelinin ilk ifadesi kovuşturmanın yönünü belirleyebileceğinden, ifade öncesinde isnadın mahiyeti, delil durumu ve susma hakkının kullanılıp kullanılmayacağı stratejik olarak değerlendirilmelidir.
Türk Borçlar Kanunu en az bir yıl çalışmış işçiye yılda en az iki hafta, on sekiz yaşından küçük ve elli yaşından büyüklere en az üç hafta ücretli izin tanır; bu haktan para karşılığında feragat edilemez.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir; itirazın reddi hâlinde, özellikle yaşam hakkı ve kötü muamele yasağı gibi alanlarda etkili soruşturma yükümlülüğü gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılabilir.
TCK m.22/4 uyarınca taksirle işlenen suçlarda ceza failin kusuruna göre belirlenir; birden fazla kişinin kusuru bulunan olaylarda herkes kendi kusurundan sorumludur.
5726 sayılı Kanun’daki koruma tedbirleri tanığın güvenliğini sağlarken, AİHM içtihatlarına göre bu tedbirler savunma hakkını özünden yoksun bırakacak ölçüde kısıtlayamaz.
İletişimin dinlenmesi ve kayda alınması ancak kanunda sayılan katalog suçlarda, kuvvetli şüphe sebeplerinin ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması hâlinde hâkim kararıyla ve sınırlı süreyle yapılabilir.
Alkol veya uyuşturucu etkisiyle güvenli sürüş yeteneğini kaybetmiş olarak araç kullanan kişi TCK m.179/3 uyarınca cezalandırılır; bu suç idari yaptırımlardan bağımsızdır ve somut bir kaza aranmaz.
Tutukluluk bir ceza değil koruma tedbiridir; CMK m.102’de öngörülen azami süreler aşılamaz ve bu süreler içinde de tutukluluğun devamı her aşamada ölçülülük yönünden gerekçelendirilmelidir.
Hava, deniz veya demiryolu ulaşım araçlarının kaçırılması, alıkonulması veya bu araçların güvenliğini tehlikeye sokan fiiller TCK m.223 ve devamında ağır yaptırımlarla düzenlenmiştir.
Kanunda sayılan suçlarda soruşturma veya kovuşturma aşamasında uzlaştırma yoluna gidilir; taraflar edim üzerinde anlaşır ve edim yerine getirilirse kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilir.
Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapmak veya sahte ya da muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlemek ve kullanmak 213 sayılı VUK m.359 uyarınca hapis cezasını gerektiren kaçakçılık suçlarıdır.
Vergi Usul Kanunu, vergi kaybına yol açan fiillere vergi ziyaı cezası, şekil kurallarına aykırılıklara ise usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları öngörmektedir; bu cezalara karşı uzlaşma ve dava yolları açıktır.
Hukuk davasında yemin ettirilen tarafın yalan yere yemin etmesi TCK m.275 uyarınca cezalandırılır; hakkında hüküm verilmeden önce gerçeği söyleyen kişiye ceza verilmez.
Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle soruşturma veya kovuşturmada ya da tanıklık yapmak üzere yetkili makamlar önünde gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişi TCK m.272 uyarınca cezalandırılır; TCK m.274 kapsamında gerçeği söyleme hâlinde ceza verilmez.
Kesin hükümle sonuçlanan bir davada sahte belge, yalan tanıklık, yeni delil veya Anayasa Mahkemesi ya da AİHM ihlal kararı gibi kanunda sayılan sebeplerin varlığı hâlinde yargılamanın yenilenmesi istenebilir.
TMK m.166 uyarınca evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa her bir eş boşanma davası açabilir; uygulamada en sık karşılaşılan sebep budur.
En az bir yıl sürmüş evliliklerde eşlerin birlikte başvurması veya birinin davasını diğerinin kabul etmesi, hâkimin tarafları bizzat dinlemesi ve protokolü uygun bulması hâlinde anlaşmalı boşanma kararı verilir.
Boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu eş maddi tazminat, kişilik hakları saldırıya uğrayan eş ise manevi tazminat talep edebilir.
Boşanma davası sürerken tedbir nafakası, müşterek çocuklar için iştirak nafakası, boşanma sonrası yoksulluğa düşecek eş için ise yoksulluk nafakasına hükmedilir; her birinin dayanağı ve şartları farklıdır.
Hükmedilen nafaka, tarafların mali durumlarındaki değişiklik, enflasyon karşısında yetersiz kalması veya alacaklının fiilen evli gibi yaşaması gibi hâllerde mahkeme kararıyla artırılabilir, azaltılabilir veya kaldırılabilir.
Mal rejimi sözleşmesi yapmayan eşler bakımından yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılmadır; boşanmada evlilik süresince edinilen mallar artık değer üzerinden yarı yarıya paylaştırılır, kişisel mallar ise paylaşıma girmez.
Boşanma öncesinde edinilmiş malların diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla devredilmesi hâlinde, TMK m.229 uyarınca bu değerler hesaba eklenir ve gerektiğinde üçüncü kişilere de başvurulabilir.
Evlilik dışında doğan ve babası tarafından tanınmayan çocuk ile baba arasındaki soybağı, ana veya çocuk tarafından açılacak babalık davasıyla kurulur; DNA testi bu davalarda belirleyici delildir.
Türk Borçlar Kanunu belirsiz süreli hizmet sözleşmelerinde kıdeme göre iki, dört ve altı haftalık fesih bildirim süreleri öngörür; bu süreler sözleşmeyle kısaltılamaz, ancak uzatılabilir.
Evlilik içinde veya boşanmadan sonraki üç yüz gün içinde doğan çocuğun babası koca sayılır; bu karine, koca veya çocuk tarafından açılacak soybağının reddi davasıyla çürütülebilir.
Boşanma davasında velayet, ebeveynlerin haklarına göre değil çocuğun üstün yararına göre belirlenir; mahkeme çocuğun yaşını, bakım ihtiyacını, ebeveynlerin koşullarını ve idrak çağındaki çocuğun görüşünü birlikte değerlendirir.
Boşanmadan sonra durumun esaslı biçimde değişmesi ve çocuğun üstün yararının gerektirmesi hâlinde TMK m.183 uyarınca velayetin diğer ebeveyne verilmesi istenebilir.
Velayet kendisine verilmeyen ebeveyn, TMK m.323 ve 324 uyarınca çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir; bu ilişki çocuğun yaşına ve ihtiyaçlarına göre ayrıntılı biçimde düzenlenmelidir.
İdrak çağındaki çocuğun velayet ve kişisel ilişki konusunda görüşünün alınması, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve Yargıtay içtihatları uyarınca zorunludur; dinleme uzman eşliğinde ve çocuğu yıpratmayacak şekilde yapılmalıdır.
Velayet davalarında aile mahkemesi uzmanınca hazırlanan sosyal inceleme raporu mahkemeyi bağlamaz; eksik inceleme, tek taraflı değerlendirme veya bilimsel dayanaktan yoksunluk hâlinde rapora itiraz edilerek yeni rapor alınması istenebilir.
Ebeveynlerden birinin çocuğu yurt dışına götürmek istemesi ve diğerinin onay vermemesi hâlinde mahkemeden izin istenebilir; izinsiz götürme ise uluslararası çocuk kaçırma kapsamında değerlendirilebilir.
Boşanma veya velayet davası süresince çocuğun kimin yanında kalacağı, diğer ebeveynle görüşme düzeni ve tedbir nafakası TMK m.169 uyarınca geçici tedbir kararlarıyla belirlenir.
Çocuğun eğitimi velayetin kapsamındadır; ortak velayette veya kişisel ilişkiyi doğrudan etkileyen okul değişikliklerinde ebeveynler anlaşamazsa çocuğun üstün yararı gözetilerek mahkemece karar verilir.
TMK m.341 uyarınca çocuğun dinî eğitimini belirleme hakkı ana ve babaya aittir; ergin olan çocuk ise dinini seçmekte serbesttir ve bu konudaki sözleşmeler geçersizdir.
Çocuğun tedavisine ilişkin kararlar velayetin kapsamındadır; ebeveynlerin anlaşamaması veya zorunlu bir tedaviye onay vermemesi hâlinde çocuğun hayatı ve sağlığı için hâkim gerekli önlemleri alır.
Ana ve baba çocuğun mallarını velayet süresince yönetir; ancak bu mallar çocuğun yararına kullanılmalı, belirli önemli işlemler için hâkim izni alınmalı ve tehlike hâlinde TMK m.360 uyarınca koruma önlemleri alınabilir.
Velayet yargılamasında çocuğun şiddete veya istismara maruz kaldığı iddiası ortaya çıktığında, mahkeme 6284 sayılı Kanun ve TMK m.346 uyarınca kişisel ilişkinin sınırlandırılması dâhil koruyucu tedbirleri gecikmeksizin almalıdır.
İç hukuk yollarını ve Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruyu tüketen kişi, nihai kararın tebliğinden itibaren dört ay içinde Sözleşme haklarının ihlali iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurabilir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal kararları devlet bakımından bağlayıcıdır; başvurucu adil tazmin alabilir ve kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde yargılamanın yenilenmesini isteyebilir.
Dernek, en az yedi gerçek veya tüzel kişinin kazanç paylaşma dışında belirli bir amacı gerçekleştirmek için kurduğu tüzel kişiliktir; kuruluş bildirimi ve tüzüğün mülki amirliğe verilmesiyle tüzel kişilik kazanılır.
Kanuna veya tüzüğe aykırı dernek genel kurul kararlarına karşı, toplantıda bulunup olumsuz oy veren üyeler TMK m.83 uyarınca kanunda öngörülen bir aylık ve her hâlde üç aylık süreler içinde iptal davası açabilir.
Mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla gerçekte bağışladığı taşınmazı satış gibi göstererek devretmesi muris muvazaası olup, saklı paylı olsun olmasın mirasçılar tapu iptali ve tescil davası açabilir.
Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde müteahhidin inşaatı süresinde teslim etmemesi hâlinde arsa sahibi gecikme tazminatı, cezai şart veya sözleşmeden dönme haklarını kullanabilir.
Satın alınan konutta sözleşmeye ve tanıtıma aykırı ayıplar bulunması hâlinde tüketici, 6502 sayılı Kanun uyarınca sözleşmeden dönme, bedel indirimi, ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değişim haklarından birini kullanabilir.
İş, ticari, tüketici, kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hukuku gibi uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır; başvurulmadan açılan dava usulden reddedilir.
İş güvencesinden yararlanamayan havayolu çalışanı bakımından Türk Borçlar Kanunu’nun fesih hakkının kötüye kullanılmasına bağladığı tazminat, fesih bildirim süresine ait ücretin üç katı tutarında önemli bir güvencedir.
İlamsız icra takibinde borçlunun yedi gün içinde ödeme emrine itirazıyla takip durur; alacaklı itirazın iptali davası veya itirazın kaldırılması yoluna başvurarak takibe devam edebilir.
İİK m.82 uyarınca borçlunun ve ailesinin yaşamı için zorunlu eşya ve bazı haklar haczedilemez; maaşların ise kural olarak dörtte birinden az olmamak üzere bir kısmı haczedilebilir.
Borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altındaki borçlu, İİK m.285 ve devamı uyarınca konkordato talep ederek alacaklılarla yapacağı anlaşma çerçevesinde borçlarını yeniden yapılandırabilir.
Konut ve çatılı işyeri kiralarında yenilenen dönemdeki artış bir önceki kira yılının on iki aylık TÜFE ortalamasını aşamaz; beş yıldan sonra ise kira bedeli hâkim tarafından hakkaniyete göre yeniden belirlenebilir.
Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşme kendiliğinden yenilendiğinden kiraya veren ancak kanunda sayılan ihtiyaç, yeniden inşa, tahliye taahhüdü, iki haklı ihtar veya on yıllık uzama süresinin dolması gibi sebeplerle tahliye isteyebilir.
Türk hukukunda yasal mirasçılık zümre sistemine dayanır; sağ kalan eşin payı hangi zümreyle mirasçı olduğuna göre değişir ve altsoy, ana baba ile eş saklı pay sahibidir.
Ehliyetsizlik, irade sakatlığı, şekle aykırılık veya hukuka ve ahlaka aykırılık hâllerinde vasiyetnamenin iptali TMK m.557 uyarınca dava yoluyla istenebilir; dava hakkı öğrenmeden itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır.
Mirasçılar, mirasbırakanın borçlarından sorumlu olmamak için ölümü öğrendikleri tarihten itibaren üç ay içinde sulh hukuk mahkemesine başvurarak mirası reddedebilir; ölüm tarihinde borca batık olduğu açıkça belli veya resmen tespit edilmiş terekeler ise reddedilmiş sayılır.
Nüfus kaydındaki doğum tarihinin gerçeğe aykırı olduğu hâllerde yaş büyütme veya yaş küçültme davası açılabilir; mahkeme dış görünüş, kemik yaşı raporu, kardeşlerin doğum tarihleri ve tanık beyanlarını birlikte değerlendirir.
TMK m.27 uyarınca adın değiştirilmesi ancak haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenebilir; kişinin farklı bir adla tanınması, adın gülünç veya kötü anlam taşıması gibi hâller haklı sebep sayılır.
Tıbbi müdahalenin hukuka uygun olabilmesi için hastanın müdahalenin niteliği, riskleri, alternatifleri ve olası sonuçları hakkında yeterince aydınlatılarak rızasının alınması gerekir; aydınlatma eksikliği tek başına hekimin sorumluluğunu doğurabilir.
Tıbbi uygulama hatası nedeniyle zarara uğrayan hasta, özel sağlık kuruluşlarına karşı adli yargıda, kamu sağlık kuruluşlarına karşı ise idari yargıda tazminat davası açabilir; kusurun tespiti bilirkişi raporlarıyla yapılır.
Haksız fiil nedeniyle uğranılan malvarlığı kaybı maddi tazminatla, kişilik haklarına yapılan saldırıdan doğan acı ve elem ise manevi tazminatla giderilir; tazminat talebi kural olarak öğrenmeden itibaren iki yıl içinde ileri sürülmelidir.
Bir kişinin ölümü nedeniyle onun desteğinden yoksun kalan eş, çocuklar ve diğer yakınlar TBK m.53 uyarınca destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir; tazminat aktüerya hesabıyla belirlenir.
Yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden hukuka aykırı idari işlemlere karşı, menfaati ihlal edilenler yazılı bildirimden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açabilir.
İdari işlem veya eylemlerden doğan zararlar, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri çerçevesinde tam yargı davası ile tazmin edilir; idari eylemlerde önce idareye başvurulması zorunludur.
Ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapılar hakkında 3194 sayılı İmar Kanunu m.32 uyarınca mühürleme, aykırılığın giderilmesi için süre verilmesi ve yıkım kararı; m.42 uyarınca ise imar para cezası uygulanır.
Yükseköğretim kurumlarında öğrencilere verilen uzaklaştırma ve çıkarma gibi disiplin cezaları, savunma hakkına uyulmaması veya eylemin cezayla orantısız olması hâllerinde idare mahkemesinde iptal davasına konu edilebilir.
En az bir yıl çalışmış işçi, iş sözleşmesinin işverence haklı sebep dışında feshi, işçinin haklı sebeple feshi, askerlik, emeklilik, kadın işçinin evlilik nedeniyle ayrılması veya ölüm hâllerinde kıdem tazminatına hak kazanır.
Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerinde en az altı aylık kıdemi bulunan ve belirsiz süreli sözleşmeyle çalışan işçi, geçerli sebep gösterilmeden yapılan feshe karşı fesih bildiriminden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurarak işe iade talep edebilir.
Haftalık kırk beş saati aşan çalışmalar fazla çalışma sayılır ve yüzde elli zamlı ücretle ödenir; fazla çalışmanın ispatında bordrolar, puantaj kayıtları ve tanık beyanları esas alınır.
Banka çalışanları uzun çalışma saatleri, hedef baskısı ve ağır sorumluluklar nedeniyle fazla çalışma, prim, ikramiye ve mobbing kaynaklı uyuşmazlıklarla sıkça karşılaşmaktadır; bu alacaklar İş Kanunu ve sözleşme hükümleri çerçevesinde talep edilebilir.
İş Kanunu’na tabi olmayan uçucu personel de Türk Borçlar Kanunu uyarınca fazla çalışma ücretini normal ücretin en az yüzde elli fazlasıyla talep edebilir; uçuş kayıtları bu alacağın ispatında belirleyicidir.
Gazeteciler, 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun ile İş Kanunu’na göre daha geniş haklara sahiptir; ücretlerin gecikmesi hâlinde artırımlı faiz uygulanır.
Havayolu şirketlerinin pilotlara sağladığı eğitimlerin giderlerinin, belirli süre dolmadan işten ayrılması hâlinde iadesini öngören sözleşme hükümleri, ancak giderle orantılı ve çalışılan süreye göre indirimli olması hâlinde geçerli kabul edilmektedir.
Özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekim, hemşire ve diğer sağlık personeli; nöbet ve fazla çalışma ücretleri, iş sağlığı ve güvenliği ile şiddete karşı korunma konularında İş Kanunu ve 6331 sayılı Kanun kapsamında haklara sahiptir.
TTK m.4 uyarınca her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar ile kanunda sayılan mutlak ticari davalar asliye ticaret mahkemesinde görülür; ticari davalarda para alacakları bakımından arabuluculuk zorunludur.
Yabancı ülkede verilen hakem kararlarının Türkiye’de icra edilebilmesi için New York Sözleşmesi ve MÖHUK çerçevesinde tenfiz kararı alınması gerekir; tenfiz ancak kanunda sayılan sınırlı sebeplerle reddedilebilir.
Vakıf, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemesiyle oluşan tüzel kişiliktir; resmî senet veya vasiyetname ile kurulur ve mahkeme siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır.
6458 sayılı Kanun m.4 uyarınca hiç kimse işkenceye, insanlık dışı veya onur kırıcı ceza ya da muameleye maruz kalacağı veya hayatının tehdit altında olacağı bir yere gönderilemez; bu ilke sınır dışı etme kararlarının hukuka uygunluk denetiminde belirleyicidir.
6356 sayılı Kanun uyarınca toplu iş sözleşmesine aykırı bireysel iş sözleşmesi hükümleri yerini toplu iş sözleşmesi hükümlerine bırakır; ancak bireysel sözleşmedeki işçi lehine hükümler geçerliliğini korur.
Hizmet sözleşmelerine yalnızca işçi aleyhine konulan cezai şart TBK m.420 uyarınca geçersizdir; karşılıklı cezai şartlar ise geçerli olmakla birlikte fahiş olmaları hâlinde hâkim tarafından indirilebilir.
Belirli süreli iş sözleşmesi ancak belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması gibi objektif koşullara bağlı olarak yapılabilir; esaslı neden olmaksızın zincirleme yapılan sözleşmeler belirsiz süreli sayılır.
İşveren çalışma koşullarında esaslı değişikliği ancak yazılı bildirimle yapabilir; işçinin altı iş günü içinde yazılı olarak kabul etmediği değişiklik işçiyi bağlamaz ve işverenin feshi geçerli sebebe dayanmak zorundadır.
Kullandırılmayan yıllık izin süreleri, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi hâlinde son ücret üzerinden ücrete dönüşür; bu alacağın zamanaşımı sözleşmenin sona ermesinden itibaren başlar.
İşverenin çalışanların e-posta, bilgisayar ve kamera kayıtlarını izlemesi ancak önceden bilgilendirme yapılması, meşru bir amaç bulunması ve ölçülülük ilkesine uyulması hâlinde hukuka uygundur.
Çalışanın sosyal medya paylaşımları ifade özgürlüğü kapsamında korunur; ancak işverenin itibarını ağır şekilde zedeleyen, sır niteliğindeki bilgileri açıklayan veya hakaret içeren paylaşımlar fesih sebebi olabilir.
Sendika üyeliği veya sendikal faaliyete katılma nedeniyle iş sözleşmesi feshedilen işçi, 6356 sayılı Kanun m.25 uyarınca yıllık ücretinden az olmamak üzere sendikal tazminat talep edebilir.
Belirsiz süreli iş sözleşmesini feshetmek isteyen taraf, işçinin kıdemine göre iki ilâ sekiz hafta arasında değişen bildirim sürelerine uymak zorundadır; bu sürelere uymayan taraf ihbar tazminatı öder.
İş güvencesi kapsamındaki işçilerin sözleşmesinin feshi yazılı yapılmalı ve fesih sebebi açık ve kesin şekilde belirtilmelidir; sözlü fesih ve gerekçesiz fesih bildirimi feshi geçersiz kılar.
Havayolu firmalarının sonradan ihdas ettiği dil sınavı ve yeterlilik kriterlerine dayanarak yaptığı fesihler, ölçütlerin nesnel, önceden bildirilmiş ve eşit biçimde uygulanmış olmasına bağlıdır.
Mahkeme, kanuna aykırı düzenlenen veya suçun sübutuna etki edecek mutlak nitelikteki delil toplanmadan hazırlanan iddianameyi CMK m.174 uyarınca on beş gün içinde Cumhuriyet başsavcılığına iade eder.
Bir kişi aynı fiil nedeniyle iki kez yargılanamaz ve cezalandırılamaz; bir fiilin hem kabahat hem suç oluşturması hâlinde Kabahatler Kanunu m.15/3 uyarınca kişi yalnızca suçtan dolayı cezalandırılır.
Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda şikâyetten vazgeçme TCK m.73/4 uyarınca davayı düşürür; resen kovuşturulan suçlarda ise vazgeçme kamu davasını etkilemez.
Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnızca adli para cezasını gerektiren veya kanuni tanımında öngörülen hapis cezasının üst sınırı altı ayı aşmayan suçlarda, şüpheli belirlenen ön ödeme miktarını süresinde öderse kamu davası açılmaz.
On sekiz yaşını doldurmamış kişiler hakkında yürütülen yargılamalar 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu uyarınca çocuk mahkemelerinde, kapalı duruşma ve çocuğa özgü güvencelerle yürütülür; ceza sorumluluğu yaş gruplarına göre farklılaşır.
Asliye ceza mahkemesinde kanunda öngörülen sınırlar içindeki suçlarda duruşma yapılmaksızın yazılı savunma üzerine hüküm kurulabilir; bu usulde mahkûmiyet hâlinde cezadan dörtte bir oranında indirim yapılır ve hükme itiraz edilebilir.
Kanunda sayılan suçlarda Cumhuriyet savcısının teklifi ve şüphelinin müdafi huzurunda kabulüyle seri muhakeme usulü uygulanır; belirlenen ceza yarı oranında indirilir ve mahkemenin onayıyla hüküm kurulur.
Hukuka aykırı veya haksız yere yakalanan, gözaltına alınan, tutuklanan ya da sonradan beraat eden veya hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen kişiler CMK m.141 uyarınca devletten maddi ve manevi tazminat isteyebilir.
Ceza yargılamasında kural, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmamasıdır; ancak sorgusu yapılmış sanık bakımından mahkûmiyet dışında bir karar verilecekse veya kanunda öngörülen istisnai hâllerde sanığın yokluğunda karar verilebilir.
Göçmen kaçakçılığının mağdurların hayatını tehlikeye sokacak veya onur kırıcı muameleye maruz bırakacak şekilde işlenmesi ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi TCK m.79’da cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hâllerdir.
Düzensiz göçmenleri taşıyan sürücülerin göçmen kaçakçılığından sorumlu tutulabilmesi için maddi menfaat amacıyla ve taşıdığı kişilerin yasal olmayan yollardan ülkede bulunduğunu bilerek hareket etmesi gerekir.
Göçmen kaçakçılığı suçu maddi menfaat amacını gerektirdiğinden, herhangi bir menfaat gözetmeksizin düzensiz göçmenlere barınma, yiyecek veya sağlık yardımı sağlamak bu suçu oluşturmaz; ancak idari yükümlülükler ayrıca değerlendirilir.
Deniz yoluyla yapılan göçmen kaçakçılığında göçmenlerin ölmesi hâlinde, failler göçmen kaçakçılığının yanında olayın özelliklerine göre olası kastla veya bilinçli taksirle öldürme suçlarından da sorumlu tutulabilir.
Göçmen kaçakçılığı soruşturmalarında iletişimin denetlenmesi kayıtları, HTS ve baz istasyonu verileri, kamera görüntüleri, para transferi kayıtları ve göçmen beyanları başlıca delillerdir; bu delillerin hukuka uygunluğu ve birbiriyle uyumu titizlikle denetlenmelidir.
Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Sözleşme ve ek Göçmen Kaçakçılığı Protokolü, TCK m.79’un yorumunda ve uluslararası işbirliğinde temel çerçeveyi oluşturur.
Soykırım, insanlığa karşı suçlar, göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti gibi uluslararası suçlar TCK m.13 uyarınca yabancı tarafından yabancı ülkede işlenmiş olsa dahi Türk kanunlarına göre cezalandırılabilir.
TCK m.80 uyarınca insan ticareti; zorla çalıştırma, hizmet ettirme, fuhuş yaptırma, esarete veya benzeri uygulamalara tabi kılma ve vücut organlarının verilmesini sağlama amaçlarından biriyle işlenir.
Fuhşa aracılık TCK m.227’de, fuhuş amacıyla insan ticareti ise TCK m.80’de düzenlenmiş olup aradaki temel fark, insan ticaretinde mağdurun tehdit, cebir, hile veya çaresizliğinden yararlanılarak tedarik edilmesi, taşınması veya barındırılmasıdır.
İnsan ticareti mağduru yabancılara 6458 sayılı Kanun kapsamında ikamet izni verilebilir; mağdurlar barınma, sağlık, psikolojik ve hukuki destek hizmetlerinden yararlanır ve kendileri fiilleri nedeniyle cezalandırılmaz.
TCK m.80/3 uyarınca on sekiz yaşını doldurmamış çocukların sömürü amacıyla tedarik edilmesi, kaçırılması, taşınması veya barındırılması, tehdit veya hile gibi araçlara başvurulmamış olsa dahi insan ticareti suçunu oluşturur.
AİHM içtihatlarına göre AİHS m.4’teki kölelik ve zorla çalıştırma yasağı, devletlere insan ticaretini önleme, mağdurları koruma ve etkili soruşturma yapma yönünde pozitif yükümlülükler yükler.
Baskı ve yıldırma sonucu verilen istifa dilekçesi, gerçek iradeyi yansıtmıyorsa işveren feshi veya çalışanın haklı feshi olarak nitelendirilebilir; bu ayrım tazminat haklarının akıbetini tayin eder.
Borçlu olmadığı bir borç için takibe maruz kalan kişi İİK m.72 uyarınca takipten önce veya sonra menfi tespit davası açabilir; borç ödendikten sonra ise ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde istirdat davası ile ödediğini geri isteyebilir.
Borçlu adına haczedilen malın kendisine ait olduğunu iddia eden üçüncü kişi, İİK m.96 ve devamı uyarınca istihkak iddiasında bulunabilir ve istihkak davası açarak malın hacizden kurtarılmasını isteyebilir.
Ödeme emrinin usulsüz tebliğ edilmesi hâlinde borçlu, tebliği öğrendiği tarihten itibaren icra mahkemesine şikâyette bulunabilir; elinde olmayan sebeplerle itiraz süresini kaçıran borçlu ise İİK m.65 uyarınca gecikmiş itirazda bulunabilir.
Borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı bağış, düşük bedelli satış ve benzeri tasarruflar İİK m.277 ve devamı uyarınca açılacak tasarrufun iptali davasıyla alacaklı bakımından hükümsüz kılınabilir.
Haczedilen malın satış bedeli birden fazla alacaklıyı karşılamıyorsa icra dairesi sıra cetveli düzenler; cetvele karşı alacaklılar ve borçlu tebliğden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinde şikâyet veya itiraz yoluna başvurabilir.
Haczedilen malın değerinin icra müdürlüğünce belirlenmesine ilişkin kıymet takdiri raporuna karşı taraflar, tebliğden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine itiraz ederek yeniden değerleme yapılmasını isteyebilir.
Haczedilen ve muhafaza amacıyla kendisine teslim edilen malı tüketen, satan, bozan veya kullanılamaz hâle getiren yediemin TCK m.289 uyarınca muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan cezalandırılır.
Yabancı mahkemelerden verilen hukuk kararlarının Türkiye’de icra edilebilmesi için 5718 sayılı MÖHUK m.50 ve devamı uyarınca tenfiz kararı alınması gerekir; tanıma ise kararın kesin hüküm veya kesin delil etkisinden yararlanmayı sağlar.
Yurt dışında verilen boşanma kararının Türkiye’de nüfus kaydına işlenmesi için tanıma davası açılabilir; kanunda öngörülen şartlarla nüfus müdürlüğüne idari başvuru yoluyla da tanıma mümkündür.
Karşılıksız kalan çek nedeniyle keşideci 5941 sayılı Çek Kanunu m.5 uyarınca hamilin şikâyeti üzerine adli para cezası ve çek düzenleme yasağı ile cezalandırılır; çek bedelinin kanunda öngörülen şekilde ödenmesi hâlinde dava düşer.
İcra takibinde borcu taksitle ödemeyi taahhüt eden ve taahhüdünü haklı bir sebep olmaksızın yerine getirmeyen borçlu, alacaklının şikâyeti üzerine İİK m.340 uyarınca tazyik hapsi ile cezalandırılır; borcun ödenmesiyle tazyik hapsi sona erer.
Vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para alacağı için mahkemeden ihtiyati haciz kararı alınabilir; borçlu kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir ve alacaklı kanunda öngörülen sürede takip veya dava açmazsa haciz kalkar.
Kripto varlıklar ve dijital platformlardaki alacaklar da borçlunun malvarlığının parçasıdır; yurt içindeki kripto varlık hizmet sağlayıcılarına ve ödeme kuruluşlarına İİK m.89 uyarınca haciz ihbarnamesi gönderilmesi mümkündür.
Paylı veya elbirliği mülkiyetinde paydaşlardan her biri, ortaklığın giderilmesini isteyebilir; mahkeme öncelikle aynen taksimi, mümkün değilse satış yoluyla ortaklığın giderilmesini karara bağlar ve dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur.
Sözleşmeye bağlılık esas olmakla birlikte, sözleşme kurulduktan sonra öngörülemeyen olağanüstü bir durumun edimler arasındaki dengeyi borçlu aleyhine aşırı ölçüde bozması hâlinde TBK m.138 uyarınca sözleşmenin uyarlanması istenebilir.
Alacaklı, kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü kişiye devredebilir; devir yazılı şekle tabidir ve borçlu devirden önce sahip olduğu def’ileri yeni alacaklıya karşı da ileri sürebilir.
Asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur; asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi gibi muvazaalı ilişkilerde işçiler başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır.
Aynî hak bir şey üzerinde doğrudan hâkimiyet sağlayan ve herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir haktır; şahsi hak ise yalnızca borçluya karşı ileri sürülebilen nispi bir haktır ve bu ayrım taşınmaz uyuşmazlıklarında belirleyicidir.
Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya uzun süreden beri haber alınamayan kişi hakkında mahkemeden gaiplik kararı alınabilir; gaiplik kararıyla ölüme bağlı haklar, kişinin ölümü ispat edilmiş gibi kullanılabilir.
Genel af TBMM tarafından kanunla çıkarılır ve kamu davasını düşürür, hükmolunan cezaları bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırır; özel af ise Cumhurbaşkanı tarafından sürekli hastalık, sakatlık veya kocama sebebiyle verilir ve yalnızca cezanın infazını etkiler.
TCK m.7 uyarınca işlendiği zaman suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez; suçun işlendiği zaman ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise faile lehe olan kanun uygulanır ve infaz edilir.
Çalışanın rızası bulunmadan uzun süreli ücretsiz izne çıkarılması, hizmet sözleşmesinin esaslı şekilde değiştirilmesi niteliğindedir ve şartları varsa çalışana haklı fesih imkânı tanır.
Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine veya kişilik haklarına aykırı ya da konusu imkânsız olan sözleşmeler TBK m.27 uyarınca kesin olarak hükümsüzdür; irade sakatlığı ile kurulan sözleşmeler ise bir yıl içinde iptal edilebilir.
Borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle borcun ifası imkânsızlaşırsa TBK m.136 uyarınca borç sona erer; mücbir sebep, borçlunun kusurunu ve dolayısıyla sorumluluğunu ortadan kaldıran dışsal ve kaçınılmaz bir olaydır.
Sözleşme yapılırken verilen kapora kural olarak cayma akçesi değil bağlanma parası sayılır ve esas alacaktan düşülür; cayma akçesi kararlaştırılmışsa veren taraf akçeyi bırakarak, alan taraf ise iki katını ödeyerek sözleşmeden dönebilir.
Önceden işlenen suçtan dolayı verilen mahkûmiyet kesinleştikten sonra kanunda öngörülen süreler içinde yeni bir suç işlenmesi hâlinde TCK m.58 uyarınca tekerrür hükümleri uygulanır; tekerrür cezayı artırmaz, ancak mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik uygulanır.
Para borcunun ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, TBK m.120 ve 3095 sayılı Kanun uyarınca temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür; ticari işlerde ise taraflar faiz oranını serbestçe kararlaştırabilir ve avans faizi uygulanabilir.
Kamulaştırmada uzlaşma sağlanamazsa idare asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açar; malik bu davada bedelin gerçek değerin altında belirlenmesine itiraz edebileceği gibi kamulaştırma işleminin iptali için idari yargıya da başvurabilir.
Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmalı, kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefalet ise bu sıfat kefilin el yazısıyla belirtilmelidir; evli kişilerin kefaleti kural olarak eşin yazılı rızasına bağlıdır.
Tarafların gerçek iradelerini gizleyerek üçüncü kişileri aldatmak amacıyla görünüşte yaptıkları işlem muvazaalı olup TBK m.19 uyarınca hükümsüzdür; gizli işlem ise kendi geçerlilik şartlarını taşıyorsa geçerli olabilir.
Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kişi, TMK m.24 ve 25 uyarınca saldırının önlenmesi, sona erdirilmesi veya hukuka aykırılığının tespiti davaları ile maddi ve manevi tazminat ve kazancın iadesi taleplerinde bulunabilir.
Sözleşme görüşmeleri sırasında dürüstlük kuralına aykırı davranarak karşı tarafın sözleşmenin kurulacağına dair haklı güvenini boşa çıkaran taraf, sözleşme öncesi kusur sorumluluğu kapsamında karşı tarafın uğradığı zararları tazmin etmekle yükümlü olabilir.
Bir olayla ilgili olarak başlatılan soruşturma veya kovuşturma kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar, hâkim, savcı, bilirkişi veya tanıkları hukuka aykırı olarak etkilemek amacıyla alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunmak TCK m.288 uyarınca suç teşkil eder.
İşlenmekte olan bir suçu veya sonuçlarının sınırlandırılması hâlâ mümkün olan işlenmiş bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi TCK m.278 uyarınca cezalandırılır; kamu görevlileri bakımından ise görevle ilgili suçları bildirmeme TCK m.279’da ayrıca düzenlenmiştir.
Kamu görevlisine görevini yaptırmamak amacıyla cebir veya tehdit kullanan kişi TCK m.265 uyarınca cezalandırılır; suçun silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi cezayı artırır.
Gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek amacıyla bir suçun delillerini yok eden, silen, gizleyen, değiştiren veya bozan kişi TCK m.281 uyarınca cezalandırılır; kendi işlediği suçun delilleri bakımından bu suç oluşmaz.
Bulaşıcı hastalıklarla ilgili olarak yetkili makamlarca alınan karantina ve diğer tedbirlere aykırı davranan kişi TCK m.195 uyarınca cezalandırılır; aykırılığın başkalarının sağlığını tehlikeye sokması aranmaz.
Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket ederek veya görevinin gereklerini yapmakta ihmal ya da gecikme göstererek kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına neden olan veya kişilere haksız kazanç sağlayan kamu görevlisi TCK m.257 uyarınca cezalandırılır.
Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hâle getiren veya kirleten kişi TCK m.151 uyarınca cezalandırılır; kamu malına veya ibadethanelere karşı işlenmesi gibi hâllerde ceza ağırlaşır.
Başkasına ait taşınır bir malı, cebir veya tehdit kullanarak almak ya da malın alınmasına rıza göstermeye zorlamak TCK m.148 uyarınca yağma suçunu oluşturur; silahla, birden fazla kişiyle veya gece vakti işlenmesi gibi hâller cezayı ağırlaştırır.
Kumar oynanması için yer ve imkân sağlayan kişi TCK m.228 uyarınca hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır; kumar oynamak ise Kabahatler Kanunu kapsamında idari para cezasını gerektirir.
Alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini yurt dışına çıkaran veya gayrimeşru kaynağını gizlemek ya da meşru yolla elde edildiği izlenimini vermek amacıyla çeşitli işlemlere tabi tutan kişi TCK m.282 uyarınca cezalandırılır.
Ruhsatsız olarak ateşli silah veya mermi satın alan, taşıyan veya bulunduran kişi 6136 sayılı Kanun m.13 uyarınca hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır; silahın niteliği ve sayısı cezayı belirler.
Havayolu firmalarında uzun süreli ücretsiz izin, keyfi uçuş planlaması ve istifaya zorlama gibi yıldırma uygulamaları psikolojik taciz teşkil edebilir; Türk Borçlar Kanunu işverene çalışanın kişiliğini koruma borcu yüklemektedir.
2021 yılında 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılan değişiklikle hayvanı kasten öldürmek, hayvana işkence etmek ve eziyet etmek gibi fiiller kabahat olmaktan çıkarılarak suç olarak düzenlenmiştir.
Kanunun verdiği yetkiye dayanarak bir şeyin muhafazası veya varlığının belli edilmesi için yetkili makamlar tarafından konulan mührü kaldıran veya konuluş amacına aykırı hareket eden kişi TCK m.203 uyarınca cezalandırılır.
Gerçek bir resmî belgeyi bozan, yok eden veya gizleyen kişi TCK m.205 uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; suçun kamu görevlisi tarafından görevi sırasında işlenmesi cezayı artırır.
Hakkı olmadığı hâlde başkasına ait taşınmaz malı kısmen veya tamamen işgal eden, sınırlarını değiştiren veya bozan ya da zilyedin kullanımına müdahale eden kişi TCK m.154 uyarınca cezalandırılır; suç kural olarak şikâyete bağlıdır.
Evli olduğu hâlde yeniden evlenen veya evli olduğunu bilerek bir kişiyle evlenen kişi ile resmî nikâh yapılmadan dinî tören yaptıran kişiler TCK m.230 uyarınca cezalandırılır.
Kasten öldürme suçunun tasarlayarak, canavarca hisle, üstsoy veya altsoya ya da eşe karşı, çocuğa veya kendisini savunamayacak kişiye karşı işlenmesi gibi hâllerde TCK m.82 uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.
Vergi kaçakçılığı suçlarında kamu davası açılabilmesi için vergi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor üzerine vergi dairesinin mütalaası ile Cumhuriyet başsavcılığına bildirimde bulunulması gerekir; mütalaa yokluğu kovuşturma engelidir.
Sahte belge kullanma suçunun oluşması için mükellefin belgenin sahte olduğunu bilerek kullanması gerekir; gerçek bir mal veya hizmet alımına dayanan ve karşı firmanın sahte belge düzenleyicisi olduğundan habersiz olan mükellef bakımından suç oluşmaz.
Ticari defter ve belgelerin yangın, su baskını, hırsızlık gibi bir afet nedeniyle zayi olması hâlinde tacir, TTK m.82 uyarınca öğrenmeden itibaren on beş gün içinde asliye ticaret mahkemesinden zayi belgesi istemelidir; aksi hâlde vergi ve ceza sorumluluğu doğabilir.
Ağır ve açık bir yetki gaspı veya ağır şekil eksikliği taşıyan idari işlemler yok hükmündedir; bu işlemler hiçbir hukuki sonuç doğurmaz ve bunlara karşı dava açma süresi aranmaksızın her zaman yargı yoluna başvurulabilir.
Kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin olan ve idareye üstün yetkiler tanıyan idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar idari yargıda; idarenin özel hukuk sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar ise adli yargıda görülür.
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklar vergi mahkemelerinde, diğer idari uyuşmazlıklar ise idare mahkemelerinde görülür; vergi mahkemelerinde dava açma süresi otuz, idare mahkemelerinde altmış gündür.
İdari yargılama usulünde yazılılık ve resen araştırma ilkeleri geçerlidir; mahkeme gerekli gördüğü belgeleri taraflardan veya idareden ister ve teknik konularda keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırabilir.
Anayasa Mahkemesi ihlal kararında ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmeder; ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanıyorsa dosya yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir.
Bireysel başvuruların esastan incelenebilmesi için başvurunun süresinde yapılması, iç hukuk yollarının tüketilmesi, başvurucunun mağdur sıfatının bulunması ve başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olmaması gibi ölçütleri taşıması gerekir.
Başvurucunun yaşamı, maddi veya manevi bütünlüğü bakımından ciddi bir tehlike bulunması hâlinde Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru sırasında resen veya talep üzerine tedbir kararı verebilir.
Ceza mahkemesi hükümleri kesinleşmedikçe infaz edilemez; ancak tutuklu sanık hakkında verilen mahkûmiyet kesinleşinceye kadar tutukluluk devam edebilir ve tutuklulukta geçen süre hükmolunan cezadan mahsup edilir.
Adli para cezası gün sayısı ile bir gün karşılığı miktarın çarpılmasıyla belirlenir; hükümlü cezayı ödemezse Cumhuriyet başsavcılığınca hapse çevrilir, ancak taksitle ödeme imkânı da bulunmaktadır.
Avukatlık ücreti avukat ile müvekkil arasında serbestçe kararlaştırılabilir; ancak ücret Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin altında olamaz ve dava değerinin yüzde yirmi beşini aşamaz, ücret sözleşmesinin yazılı yapılması ise ispat bakımından önem taşır.
Avukatlar kendilerine tevdi edilen veya meslek ve görevleri sebebiyle öğrendikleri hususları Avukatlık Kanunu m.36 uyarınca açığa vuramaz; bu yükümlülük müvekkil ile avukat arasındaki güven ilişkisinin temelidir ve meslek sona erse de devam eder.
Avukatın müvekkilini mahkemede temsil edebilmesi için noterden düzenlenmiş bir vekâletname gerekir; davadan feragat, kabul, sulh ve boşanma davası açma gibi işlemler için vekâletnamede özel yetki bulunması zorunludur.
İş Kanunu’na tabi olmayan pilot ve kabin memurlarının işçilik alacaklarına ilişkin davaları kural olarak asliye hukuk mahkemesinde görülür; görev meselesinin baştan doğru tayini zaman ve masraf kaybını önler.
Vatandaş UYAP portalı üzerinden e-Devlet şifresi veya e-imza ile giriş yapılarak dava ve icra dosyaları görüntülenebilir, duruşma tarihleri takip edilebilir ve e-imza ile dava açılması dahil pek çok işlem yapılabilir.
e-Devlet üzerinden alınan barkodlu belgeler resmî belge niteliğinde olup barkod numarası ile gerçekliği doğrulanabilir; e-Devlet şifresinin başkasına verilmesi ise ciddi hukuki ve cezai riskler doğurur.
Sıfat veya görevi, meslek veya sanatı gereği vâkıf olduğu ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilere veren veya ifşa eden kişi şikâyet üzerine TCK m.239 uyarınca cezalandırılır; sırların yabancılara verilmesi cezayı artırır.
Kasten yaralama mağdurunun olaydan hemen sonra adli muayeneden geçmesi ve darp raporu alması, yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilip giderilemeyeceğinin tespiti ve suçun ispatı bakımından belirleyicidir.
Mirasbırakanın tasarruf edilebilir kısmı aşan ölüme bağlı veya sağlararası kazandırmaları nedeniyle saklı payı zedelenen mirasçılar, TMK m.560 uyarınca tenkis davası açarak bu tasarrufların saklı payı karşılayacak ölçüde indirilmesini isteyebilir.
Mirasbırakan, saklı paylı mirasçısının kendisine veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlemesi ya da aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi hâlinde TMK m.510 uyarınca ölüme bağlı tasarrufla onu mirastan çıkarabilir.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle bakım borçlusu, bakım alacaklısına ölünceye kadar bakmayı ve onu gözetmeyi, bakım alacaklısı ise bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini devretmeyi üstlenir; sözleşme miras sözleşmesi şekline tabidir.
Mirasbırakan, bir mirasçısıyla karşılıklı veya karşılıksız bir mirastan feragat sözleşmesi yapabilir; resmî şekle tabi olan bu sözleşmeyle feragat eden kişi mirasçılık sıfatını kaybeder ve karşılıklı feragatte kural olarak altsoyu da bu sonuçtan etkilenir.
Konut ve çatılı işyeri kiralarında güvence bedeli üç aylık kira bedelini aşamaz; para olarak verilen güvence bankada vadeli hesaba yatırılır ve kiraya veren sözleşme bitiminden itibaren üç ay içinde dava açmaz veya takip başlatmazsa banka güvenceyi kiracıya iade eder.
Kiralananda sonradan ayıp ortaya çıkması hâlinde kiracı, TBK m.305 ve devamı uyarınca kiraya verenden ayıbın giderilmesini, kira bedelinden indirim yapılmasını veya zararının giderilmesini isteyebilir; ağır ayıplarda sözleşmeyi feshedebilir.
Limited şirket ortağı, şirket sözleşmesinde çıkma hakkı tanınmışsa bu hakkı kullanarak, aksi hâlde haklı sebebin varlığı hâlinde TTK m.638 uyarınca açacağı dava ile ortaklıktan çıkabilir ve payının gerçek değerine karşılık gelen ayrılma payını talep edebilir.
Kanun, esas sözleşme veya dürüstlük kuralına aykırı anonim şirket genel kurul kararlarına karşı pay sahipleri, yönetim kurulu ve yönetim kurulu üyeleri TTK m.445 uyarınca karar tarihinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir; batıl kararlar ise süreye tabi değildir.
Rakipler arasındaki veya tedarikçilerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerde aykırı davranışlar TTK m.54 uyarınca haksız rekabettir; mağdur tespit, men, ref ve tazminat davaları açabilir.
Bir taşınmazı malikin izni olmaksızın kullanan kötüniyetli zilyetten, işgal süresi boyunca yoksun kalınan kullanım bedeli ecrimisil davasıyla talep edilebilir; dava geriye dönük beş yıllık süre için açılabilir.
Paylı mülkiyette paydaşlardan biri taşınmaz üzerindeki payını üçüncü bir kişiye satarsa, diğer paydaşlar TMK m.732 uyarınca yasal önalım hakkını kullanarak payı alıcıya ödenen bedel karşılığında kendilerine devredilmesini isteyebilir.
İş kazası geçiren işçi veya ölümü hâlinde yakınları, işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almaması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep edebilir; işverenin kusur oranı ve SGK tarafından bağlanan gelirler tazminatın belirlenmesinde dikkate alınır.
İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı kural olarak bölge idare mahkemesine istinaf, kanunda sayılan kararlara karşı ise Danıştaya temyiz yoluna başvurulabilir; başvuru süresi kararın tebliğinden itibaren otuz gündür.
Yargıtay içtihadı birleştirme kararları bütün mahkemeler için bağlayıcıdır; daire kararları ise bağlayıcı olmamakla birlikte uygulamaya yön verir ve davaların sonucunun öngörülmesinde belirleyici rol oynar.
Avukatlık yalnızca bir baro levhasına kayıtlı avukatlar tarafından yapılabilir; kişinin avukat olup olmadığı Türkiye Barolar Birliği avukat arama sistemi üzerinden doğrulanabilir ve avukat olmadığı hâlde avukatlık yapan kişiler cezai yaptırımla karşılaşır.
Trafik kazası nedeniyle hasar gören araç, onarımdan sonra da piyasa değerinde kayba uğrar; kusurlu sürücü ve zorunlu mali sorumluluk sigortası şirketinden onarım bedeli yanında değer kaybı da talep edilebilir.
Nüfus kütüğündeki ad, soyadı, doğum yeri, anne ve baba adı gibi kayıtların gerçeğe aykırı olması hâlinde TMK m.39 uyarınca mahkeme kararıyla düzeltilmesi istenebilir; maddi hataların düzeltilmesi ise idari yoldan yapılabilir.
Havayolu firmasıyla sendika arasında akdedilen toplu iş sözleşmesinde İş Kanunu’na yapılan atıf, kanunun kapsamı dışında kalan pilot ve kabin memurlarına iş güvencesi ve kıdem tazminatı gibi korumaların kapısını aralar.
Yabancıların ikamet izni başvurularının reddi, iznin uzatılmaması veya iptal edilmesi işlemlerine karşı idare mahkemesinde iptal davası açılabilir; bu işlemlerin gerekçesi ve kişinin aile ve özel hayatı yargısal denetimde dikkate alınır.
Yönetmelikte belirlenen asgari tutarda taşınmaz satın alan, sabit sermaye yatırımı yapan veya bankaya mevduat yatıran yabancılar, 5901 sayılı Kanun m.12 kapsamında istisnai yoldan Türk vatandaşlığını kazanabilir.
Dernek, genel kurul kararıyla feshedilebilir, kanunda sayılan hâllerde kendiliğinden sona erer veya amacın kanuna ya da ahlaka aykırı hâle gelmesi gibi sebeplerle mahkeme kararıyla feshedilir; fesih hâlinde dernek malları tüzüğe göre tasfiye edilir.
Devlet memurlarına verilen uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarına karşı yedi gün içinde disiplin kuruluna itiraz edilebilir; tüm disiplin cezalarına karşı ise idare mahkemesinde iptal davası açılabilir.
Kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, yıllık izin ve ücret alacakları beş yıllık zamanaşımına tabidir; kıdem tazminatına en yüksek mevduat faizi, diğer alacaklara ise kural olarak yasal faiz uygulanır.
İflasa tabi borçlular hakkında alacaklı, haciz yolu yerine iflas yoluyla takip başlatabilir; borçlu ödeme emrine itiraz etmez ve ödeme yapmazsa alacaklı ticaret mahkemesinden borçlunun iflasına karar verilmesini isteyebilir.
Borçlunun üçüncü kişilerdeki alacakları İİK m.89 uyarınca haciz ihbarnamesiyle haczedilir; üçüncü kişi yedi gün içinde itiraz etmezse borç zimmetinde sayılır ve kendisine karşı takip yapılabilir.
İşyerleri farklı akit devletlerde bulunan taraflar arasındaki mal satım sözleşmelerine, taraflar aksini kararlaştırmadıkça Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması uygulanır.
Estetik ameliyatlarda hastanın belirli bir sonuç beklentisi bulunduğundan, Yargıtay uygulamasında hekimin sorumluluğu daha sıkı değerlendirilmekte ve aydınlatma yükümlülüğü ağırlaştırılmaktadır.
Kiralananın sözleşme süresi içinde satılması kira sözleşmesini sona erdirmez; yeni malik TBK m.310 uyarınca kira sözleşmesine kiraya veren olarak taraf olur ve kiracıyı ancak kanunda öngörülen sebeplerle tahliye ettirebilir.
Satın alınan sıfır veya ikinci el araçta ayıp çıkması hâlinde tüketici, 6502 sayılı Kanun m.11 uyarınca sözleşmeden dönme, bedel indirimi, ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değişim haklarından birini kullanabilir; ikinci el araç alımlarında satıcının sıfatı belirleyicidir.
Tüketici, kredi borcunun tamamını veya bir kısmını vadesinden önce ödeyebilir ve bu durumda kredi veren, ödenen tutara ilişkin faiz ve maliyetlerden gerekli indirimi yapmakla yükümlüdür; kanuna aykırı alınan masraflar için hakem heyetine başvurulabilir.
Başkasına ait sosyal medya veya e-posta hesabına izinsiz girilmesi TCK m.243 uyarınca bilişim sistemine girme suçunu, hesaptaki verilerin değiştirilmesi veya silinmesi ise TCK m.244 kapsamındaki suçları oluşturabilir.
Kişisel verileri işlenen kişi, KVKK m.11 kapsamındaki haklarını kullanmak için öncelikle veri sorumlusuna başvurmalı; başvurunun reddi veya otuz gün içinde cevaplanmaması hâlinde Kişisel Verileri Koruma Kuruluna şikâyette bulunabilir.
Aval, kambiyo senedi bedelinin ödenmesini senet üzerinde imza atarak garanti eden kişinin taahhüdüdür; avalist kimin için aval verdiyse onun gibi sorumludur ve adi kefaletten farklı olarak eş rızası ve azami miktar gibi şekil şartları aranmaz.
Bononun kambiyo senedi niteliği taşıyabilmesi için TTK m.776’da sayılan bono kaydı, kayıtsız şartsız ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, düzenleme tarihi ve yeri ile düzenleyenin imzası gibi unsurları içermesi gerekir; bu unsurlardan birinin eksikliği senedi bono olmaktan çıkarır.
Türkiye’de ödenecek bir çek, düzenleme yeri ile ödeme yeri aynı ise on gün, farklı ise bir ay içinde bankaya ibraz edilmelidir; süresinde ibraz edilmeyen çek nedeniyle cirantalara başvuru hakkı ve karşılıksız çek şikâyeti imkânı kaybedilebilir.
Kambiyo senetlerine dayalı takipte borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde icra mahkemesine borca veya imzaya itiraz edebilir; itiraz kendiliğinden takibi durdurmaz ve imza itirazının reddi hâlinde para cezası uygulanabilir.
Bono ve poliçede asıl borçluya karşı açılacak davalar vadeden itibaren üç yıl, hamilin cirantalara karşı davaları bir yıl, çekte ise hamilin müracaat hakları ibraz süresinin bitiminden itibaren altı ay içinde zamanaşımına uğrar.
Anayasa m.90 uyarınca usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalar ile kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi hâlinde milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.
Anayasa m.13 uyarınca temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir; bu sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.
Anayasa m.40 uyarınca anayasal hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir; devlet işlemlerinde başvurulacak kanun yolları ve süreleri belirtmek zorundadır.
Hava taşıma işleri 4857 sayılı İş Kanunu’nun kapsamı dışında bırakıldığından pilot ve kabin memurlarının hakları kural olarak Türk Borçlar Kanunu’nun hizmet sözleşmesi hükümlerine göre tayin edilir; toplu iş sözleşmesindeki atıf ise bu tabloyu değiştirebilir.
Anayasa m.26 ve AİHS m.10 uyarınca herkes düşünce ve kanaatlerini açıklama ve yayma hakkına sahiptir; bu hak yalnızca kanunda öngörülen, meşru bir amaca yönelik ve demokratik toplumda gerekli sınırlamalara tabi tutulabilir.
Anayasa m.34 uyarınca herkes önceden izin almaksızın silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir; 2911 sayılı Kanun bu hakkın kullanılmasına ilişkin bildirim ve usul kurallarını öngörmektedir.
Cinsiyet, ırk, din, engellilik, yaş ve benzeri sebeplerle kamu hizmetlerinde, iş hayatında veya mal ve hizmet sunumunda ayrımcılığa uğrayan kişiler, 6701 sayılı Kanun kapsamında Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna başvurabilir.
Tescilli bir markanın izinsiz olarak aynı veya benzer mal ve hizmetlerde kullanılması 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.29 uyarınca marka hakkına tecavüz oluşturur; marka sahibi hukuk davaları açabileceği gibi m.30 uyarınca ceza şikâyetinde de bulunabilir.
İşlenen kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi hâlinde veri sorumlusu KVKK m.12/5 uyarınca bu durumu en kısa sürede ilgilisine ve Kişisel Verileri Koruma Kuruluna bildirmekle yükümlüdür.
İnşaat sözleşmelerinde yüklenicinin yaptığı işin bedeli genellikle dönemsel hakedişlerle ödenir; hakedişlerin eksik ödenmesi, fazla iş bedeli ve kesin hesap uyuşmazlıkları eser sözleşmesi hükümleri ve sözleşme şartları çerçevesinde çözülür.
Ticaret şirketlerinin birleşmesi hâlinde devralınan şirketin tüm aktif ve pasifleri devralan şirkete geçer; birleşmeye katılan şirketlerin alacaklıları TTK m.157 uyarınca kanunda öngörülen süre içinde talep ederek alacaklarının teminat altına alınmasını isteyebilir.
Asıl borcun sona ermesiyle kefil de borcundan kurtulur; ayrıca gerçek kişiler tarafından verilen kefalet TBK m.598 uyarınca kurulduğu tarihten başlayarak on yıl geçmekle kendiliğinden sona erer ve süreli kefalette alacaklı kanunda öngörülen sürede alacağını ileri sürmezse kefil kurtulur.
İşveren ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri işletme, işyeri veya işin gerekleri sonucu toplu işçi çıkarmak istediğinde, bunu en az otuz gün önceden yazılı olarak işyeri sendika temsilcilerine, bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumuna bildirmek zorundadır.
Şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kişiler hakkında aile mahkemesi veya acil hâllerde kolluk amiri, 6284 sayılı Kanun uyarınca şiddet uygulayanın ortak konuttan uzaklaştırılması ve korunan kişiye yaklaşmasının yasaklanması gibi tedbirlere karar verebilir; tedbir için şiddetin ispatı aranmaz.
Mirasbırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetname geçerli olup olmadığına bakılmaksızın derhâl sulh hâkimine teslim edilir; sulh hâkimi vasiyetnameyi bir ay içinde açarak ilgililere okur ve mirasçılara tebliğ eder.
Mirasçılık belgesi aksi ispat edilinceye kadar geçerlidir; belgede mirasçıların veya payların hatalı gösterilmesi hâlinde ilgililer her zaman mirasçılık belgesinin iptalini ve yeni bir belge verilmesini isteyebilir.
5187 sayılı Basın Kanunu m.26 uyarınca basılmış eserler yoluyla işlenen suçlarda kamu davası, günlük süreli yayınlarda dört ay, diğer basılmış eserlerde altı ay içinde açılmalıdır; bu süreler geçtikten sonra dava açılamaz.
TMK m.194 uyarınca eşlerden biri, diğer eşin açık rızası olmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz; malik olmayan eş tapuya aile konutu şerhi verilmesini isteyebilir.
İstanbul Barosu'na kayıtlı olarak avukatlık mesleğini icra eden Avukat Dr. Tolga Ersoy, ağırlıklı olarak ağır ceza davalarında müdafilik ve vekillik görevi üstlenmekte; ceza yargılamasının ilk adımından kesinleşme sonrasındaki başvuru yollarına kadar her safhada müvekkillerine hukuki destek sağlamaktadır. Kolluk ifadesi ve savcılık sorgusu sırasında hazır bulunma, şikâyet dilekçelerinin ve eklerinin tanzimi ile tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen şüphelilerin müdafiliği bu hizmetlerin başında gelmektedir.
Kovuşturma evresinde Asliye Ceza ve Ağır Ceza Mahkemeleri nezdinde sanık müdafiliği ile müşteki ve katılan vekilliği yürütülmekte; kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara itiraz, tutuklama, el koyma ve adli kontrol gibi koruma tedbirlerine karşı başvurular, istinaf ve temyiz dilekçelerinin hazırlanması, infazın ertelenmesi ve denetimli serbestlik talepleri ile ceza infaz kurumlarındaki tutuklu ve hükümlülerin ziyareti titizlikle takip edilmektedir.
Hükmün kesinleşmesinin ardından temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden yargı kararları ve idari işlemler bakımından Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru, şartları hâsıl olduğu takdirde ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuru yolları tetkik edilmektedir. Bu başvurular, kabul edilebilirlik ve esas inceleme aşamalarının gereklilikleri gözetilerek, ihlal iddiasını somut delillerle ortaya koyacak biçimde hazırlanmaktadır.
Büronun faaliyeti ceza hukuku ile sınırlı değildir; Aile Hukuku, Borçlar Hukuku, İş Hukuku ve Tazminat Hukuku alanlarında da gerçek ve tüzel kişilere danışmanlık ve dava temsili hizmeti verilmektedir. Boşanma, velayet, nafaka ve mal rejiminin tasfiyesi gibi aile hukuku uyuşmazlıkları mevzuat ve Yargıtay içtihatları ışığında sistematik bir yöntemle ele alınmakta; aile içi şiddet hallerinde 6284 sayılı Kanun mucibince koruyucu ve önleyici tedbir kararlarının alınması için gerekli başvurular gecikmeksizin yapılmaktadır.
Haksız fiil, sözleşmeye aykırılık ve kusura dayalı sorumluluktan doğan maddi ve manevi zararların tazmini, hukuk doktrini ve güncel yargı kararları çerçevesinde değerlendirilmekte; işe iade, kıdem ve ihbar tazminatı, iş kazası ve meslek hastalığı davalarında taraf vekilliğinin yanı sıra uyuşmazlık doğmadan önce danışmanlık hizmeti sunulmaktadır. Zira bütün bu çalışmaların hedefi yalnızca açılmış davayı kazanmak değil; hukuki öngörülebilirliği sağlamak ve riskleri baştan bertaraf eden önleyici bir hukuk anlayışını hayata geçirmektir.
Avukat, hukuk fakültesini bitirip stajını tamamlayarak bir baroya kayıtlı biçimde mesleğini serbestçe icra eden kişidir. Müvekkiline hukuki mütalaa verir, sözleşme ve dilekçe hazırlar, mahkemeler ve diğer resmî merciler nezdinde onu temsil ederek hakkının korunmasını sağlar.
Kanunda ayrı bir unvan bulunmamaktadır; her avukat ceza davası takip edebilir. "Ağır ceza avukatı" ifadesi, ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren kasten öldürme, yağma, nitelikli dolandırıcılık veya uyuşturucu ticareti gibi ağır yaptırımlı dosyalarda tecrübe sahibi avukatlar için kullanılan bir nitelendirmedir.
Kural olarak hayır; kişi davasını kendisi de takip edebilir. Ancak ceza muhakemesinde şüpheli veya sanığın çocuk olması, kendini savunamayacak derecede malul bulunması ya da alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan yargılanması hâllerinde müdafi görevlendirilmesi zorunludur. Zorunlu olmayan hâllerde dahi usule ilişkin hatalar telafisi güç hak kayıplarına yol açabildiğinden avukat desteği büyük önem taşır.
Şüpheli, ifadesinin her aşamasında müdafi yardımından yararlanma hakkına sahiptir ve bu hak kendisine hatırlatılmak zorundadır. İlk ifadede kullanılan her cümle dosyanın seyrini tayin edebileceğinden, susma hakkının ve savunma stratejisinin bir avukatla birlikte değerlendirilmesi tavsiye olunur.
Ücret, Türkiye Barolar Birliğince her yıl yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin altında kalmamak kaydıyla; işin niteliği, güçlüğü, harcanacak emek ve süre gözetilerek avukat ile müvekkil arasında serbestçe kararlaştırılır. Tarafların ücret sözleşmesini yazılı olarak yapması ileride doğabilecek tereddütleri bertaraf eder.
Vekâletname, Türkiye'de herhangi bir notere avukatın adı, soyadı ve baro sicil bilgileri bildirilerek düzenletilir. Yurt dışında bulunanlar ise Türk konsolosluklarından vekâletname çıkarabilir. Dava türüne göre özel yetki gerekebileceğinden vekâletnamenin kapsamı önceden avukatla görüşülmelidir.
Evet. Avukat, mesleği dolayısıyla öğrendiği bilgileri açıklamamakla yükümlüdür ve bu yükümlülük vekâlet ilişkisi sona erdikten sonra da devam eder. Avukat, müvekkiline ait sırlar hakkında tanıklık yapmaya dahi zorlanamaz.
Avukatlık ücretini karşılayacak durumda olmayan kişiler, gelir durumlarını gösteren belgelerle bulundukları yerin barosu bünyesindeki adli yardım bürosuna başvurabilir. Ceza muhakemesinde ise talep hâlinde veya zorunlu müdafilik hâllerinde baro tarafından müdafi görevlendirilir.
Evet. Görüntülü görüşme ve dijital belge paylaşımı vasıtasıyla danışmanlık hizmeti alınması mümkündür. Bu yol, özellikle farklı şehirde veya yurt dışında bulunan müvekkiller bakımından zaman ve masraf tasarrufu sağlar; ancak bazı işlemler için asıl belgelerin ibrazı gerekebilir.
Ceza davası, suç teşkil eden bir fiil sebebiyle failin cezalandırılması amacıyla kural olarak Cumhuriyet savcısının iddianamesiyle açılır. Hukuk davası ise alacak, boşanma, tazminat veya mülkiyet gibi kişiler arasındaki özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümüne yöneliktir ve ilgilinin talebiyle açılır.
Adli ve idari yargıda üç dereceli bir yapı mevcuttur. Uyuşmazlık önce ilk derece mahkemesinde görülür, verilen karar istinaf yoluyla bölge adliye veya bölge idare mahkemesinde denetlenir, kanunun öngördüğü hâllerde ise temyiz yoluyla Yargıtay veya Danıştay incelemesine gider.
Anayasada güvence altına alınan ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında bulunan bir temel hakkın kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla, kanuni başvuru yollarının tamamı tüketildikten sonra yapılabilir. Başvuru, yolların tüketildiği tarihten veya ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmalıdır.
Arabuluculuk, tarafların tarafsız bir arabulucu eşliğinde uyuşmazlığı mahkemeye gitmeden müzakere ederek çözdüğü bir yöntemdir. İşçi-işveren uyuşmazlıkları, ticari alacaklar ve tüketici uyuşmazlıkları gibi kanunda sayılan bazı alanlarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır.
Davayı açan taraf harç ve masrafları başlangıçta peşin olarak yatırır. Yargılama sonunda ise harç, bilirkişi ücreti, tanık giderleri ve karşı taraf vekâlet ücreti gibi giderler kural olarak davayı kaybeden tarafa yükletilir; kısmen kabul hâlinde giderler haklılık oranına göre paylaştırılır.
Müvekkil, avukatını her zaman azledebilir ve dosyasını başka bir avukata devredebilir. Ne var ki azil haklı bir sebebe dayanmıyorsa önceki avukatın kararlaştırılan ücretinin tamamını talep etme hakkı doğabilir.
Hayır. Blogdaki yazılar genel bilgilendirme amacı taşır ve yayım tarihindeki mevzuat ile içtihat esas alınarak kaleme alınır. Her somut olay kendine özgü koşullar içerdiğinden, hak kaybına uğramamak için dosyanızın bir avukat tarafından ayrıca tetkik edilmesi gerekir.