Kayıtlar

Susma Hakkının Tarihine Bir Bakış: İnsanlar Kendini Suçlamaktan Ne Zaman Kurtuldu?

Resim
 Bir suç isnadıyla karşı karşıya kalan kişiye bugün yöneltilen ilk hatırlatmalardan biri, konuşmak zorunda olmadığıdır. Bu cümle modern ceza muhakemesinin olağan bir parçası hâline geldiği için arkasındaki uzun mücadele çoğu zaman fark edilmez. Oysa devletin bir insandan kendi mahkûmiyetine yardım etmesini istememesi düşüncesi, hukuk tarihinde oldukça geç olgunlaşmış bir güvencedir. Yüzyıllar boyunca sorgulamanın amacı yalnızca gerçeği araştırmak değil, şüphelinin ağzından ikrar elde etmekti. Böyle bir dünyada sessizlik bir hak değil, aşılması gereken bir direnç sayılıyordu. Bugünkü anlayışın tarihî kökleri anlatılırken sık sık Latince nemo tenetur se ipsum accusare sözüne başvurulur: Hiç kimse kendisini suçlamakla yükümlü değildir. Bununla birlikte ilkenin doğum tarihini kesin bir yıla bağlamak mümkün değildir. Araştırmalar, düşüncenin Orta Çağ kanon hukukunda ve Avrupa ius commune geleneğinde izlenebildiğini gösteriyor. İlk biçimleri de bugünkü kapsamlı savunma güvencesiyle ayn...

Türk Hukukunun Tarihsel Gelişimi

Resim
Meltem TV’de Burak Mutlay’ın sunduğu Kesişme Noktası programında, Türk hukukunun Hunlardan günümüze uzanan tarihî gelişimini ana hatlarıyla ele aldık. Programın ilk bölümünde Doğu ile Batı arasındaki tarihî karşılaşmanın, göçebe toplumlarla yerleşik toplumlar arasındaki mücadele ve münasebetlerin hukuk düşüncesi, devlet teşkilâtı ve toplumsal düzen üzerindeki tesirlerinden hareket ettik. İslâmiyet öncesi Türklerde hukuk ve devlet anlayışını, hükümdarın iktidarını ve toplum hayatını belirleyen töre kavramını konuştuk. Yazılı hukuk kültürünün önemli kaynakları arasında yer alan Uygur vesikaları üzerinden borç, satış, kira ve benzeri özel hukuk ilişkilerine değinirken, Türklerde vakıf müessesesinin erken örnekleri üzerinde de durduk. Ardından Türklerin İslâmiyet’i kabulüyle birlikte hukuk alanında meydana gelen büyük dönüşümü değerlendirdik. İslâm hukukunun temel esaslarını, kaynaklarını ve Türk devletleri tarafından benimsenme sürecini konuştuk. Türk-İslâm devletlerinde şer‘î hukukun ya...

Doğu Türkistan’da Yaşanan İnsan Hakları İhlâllerine Dair

Resim
Doğu Türkistan'da yaşayan başta Uygurlar olmak üzere Türk kökenli Müslüman topluluklar, son yıllarda uluslararası kamuoyunun en ciddi insan hakları tartışmalarından birinin merkezinde yer almaktadır. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği'nin 2022 tarihli raporu; keyfî özgürlükten yoksun bırakma uygulamaları, işkence ve kötü muamele iddiaları, din ve vicdan özgürlüğüne yönelik ağır sınırlamalar, yaygın dijital gözetim, aile bütünlüğünün zedelenmesi, zorla çalıştırma iddiaları ve kültürel kimliğin korunmasına ilişkin sorunların uluslararası insan hakları hukuku bakımından ciddi endişeler doğurduğunu ortaya koymaktadır. Raporda yer alan bulgular, söz konusu uygulamaların münferit olaylar olarak değil, sistematik nitelik taşıyan bir politika çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmekte ve uluslararası toplum açısından hukuki olduğu kadar insani bir sorumluluk alanı oluşturmaktadır. Bu çalışmada, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği'ni...

Dr. Orhan Çinar'ın Ardından...

Resim
Üretken bir tarihçi, titiz bir araştırmacı ve başarılı bir eğitimci olan Dr. Orhan Çinar, henüz ilmî hayatının en verimli döneminde aramızdan ayrıldı. Çağatay Hanlığı ve Moğol dönemi üzerine yaptığı araştırmalarla alanına önemli katkılar sunan Dr. Çinar, ardında yalnızca kitaplar ve makaleler değil, ilminden istifade etmiş çok sayıda öğrenci ve dostlarının zihninde silinmeyecek hâtıralar da bıraktı. Oğuzname'de neşredilen  yazım, Dr. Orhan Çinar'ın ilmî çalışmalarını, eğitimci kimliğini ve şahsiyetini, aynı doktora sınıfını paylaşmış bir dostunun hâtıraları eşliğinde ele alan bir vefeyat yazısıdır. Onun akademik mirasını, insanî yönünü ve geride bıraktığı izleri daha yakından tanımak için bkz. Dr. Orhan Çınar'ın Aziz Hâtırasına (1977–2026)

Mecelle: İlk Kodifiye İslâm Medenî Kanunu

Resim
Mecelle, Osmanlı Devleti'nin klasik Hanefî hukuk birikimini modern kanunlaştırma tekniğiyle bir araya getirerek ortaya koyduğu ve genel kabul gören görüşe göre İslâm hukukunun ilk kodifiye edilmiş medenî kanunudur. 1869-1876 yılları arasında Ahmed Cevdet Paşa'nın öncülüğünde hazırlanan Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye, İslâm hukukunu terk etmek veya onun yerine yabancı bir hukuk sistemini ikame etmek yerine, yüzyıllar boyunca teşekkül etmiş fıkıh birikimini sistematik, açık ve mahkemelerce doğrudan uygulanabilir bir kanun metnine dönüştürmeyi amaçlamıştır. Bu yönüyle Mecelle, yalnızca bir kanunlaştırma faaliyeti değil, aynı zamanda XIX. yüzyıl Osmanlı modernleşmesinin hukuk alanındaki en özgün teşebbüslerinden biridir. Bir taraftan hukukî geleneğin devamlılığını korurken diğer taraftan modern devletin ihtiyaç duyduğu hukukî belirlilik, öngörülebilirlik ve uygulama birliğini sağlamaya çalışmıştır. Böylece modernleşme ile geleneğin zorunlu olarak birbirinin karşıtı olmadığını gösteren ...

Kamu Kurumlarının İnternet Sitelerinde Kişisel Veri Paylaşımına Yeni KVKK İlkeleri

Resim
Kamu kurumlarının internet sitelerinde yayımlanan duyurular, sınav sonuçları, personel listeleri, ihale belgeleri ve benzeri içerikler uzun yıllardır kişisel verilerin korunması bakımından tartışma konusu olmuştur. Çoğu zaman kamu hizmetinin gereği olarak görülen bu paylaşımlar, kimi durumlarda kişisel verilerin gereğinden fazla açıklanmasına ve internet ortamında süresiz olarak erişilebilir kalmasına yol açmıştır. Kişisel Verileri Koruma Kurulu'nun 1 Temmuz 2026 tarihli ve 2026/1301 sayılı İlke Kararı, tam da bu uygulamaya müdahale ederek kamu tüzel kişiliğini haiz veri sorumlularına önemli yükümlülükler getirmektedir. Karar, 28 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kararın temel yaklaşımı, internet ortamında kişisel veri içeren bir belgenin yayımlanmasının başlı başına bir kişisel veri işleme faaliyeti olduğu yönündedir. Bir belgenin internet sitesine yüklenmesiyle birlikte kişisel veriler belirsiz sayıdaki üçüncü kişinin erişimine açılmakta v...

Anayasa Mahkemesinden Savunma Hakkını Güçlendiren Bir Karar: Değişen Suç Vasfı Ve Sanığın Bilgilendirilmesi

Resim
Anayasa Mahkemesi, 26 Mart 2026 tarihli ve E.2025/18 sayılı kararıyla, 7532 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle değiştirilen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 226. maddesinin dördüncü fıkrasının üçüncü cümlesini Anayasa'ya aykırı bularak iptal etmiştir. Kararın kamuoyuna ilişkin özeti, 16 Temmuz 2026 tarihli ve ND 20/26 sayılı Norm Denetimi Basın Duyurusu ile yayımlanmıştır. Karar, suçun hukuki niteliğinin yargılama sırasında değişmesi hâlinde sanığın ek savunma hakkının kapsamı ile müdafiye yapılan bildirimin anayasal bakımdan yeterliliğini tartışması bakımından, ceza muhakemesi hukuku açısından önemli sonuçlar doğurmaktadır.  İptal edilen düzenleme, suçun hukuki niteliğinin değişmesi nedeniyle sanığa yapılması gereken bildirimin dosyada bulunan son adresine ulaştırılamaması veya bildirime rağmen sanığın duruşmaya katılmaması hâlinde, müdafiye yapılan bildirimin yeterli sayılmasını ve yargılamanın bu şekilde sonuçlandırılabilmesini öngörmekteydi. Böylece, değişen hukuki ni...