Kayıtlar

KAYBETTİĞİMİZ BÜYÜK BİR ÂLİM: ZEKİ VELİDÎ TOGAN

Resim
Bugün, yalnızca büyük bir tarihçinin değil; aynı zamanda hayatını ilme, fikrî bağımsızlığa ve Türk dünyasının müşterek tarih şuuruna ve birliğine adamış müstesna bir mütefekkirin vefat yıldönümü. Ord. Prof. Dr. Zeki Velidî Togan, Başkurt millî mücadelesinin önderlerinden biri olarak siyasetin en çalkantılı dönemlerini yaşamış; buna rağmen kalıcı mirasını siyasette değil, ilmî eserlerinde bırakmıştır. Türk tarihçiliğini yalnızca kronolojik bir anlatı olmaktan çıkarıp kaynak tenkidi, filoloji ve mukayeseli yöntem üzerine inşa eden isimlerden biri olan Togan, yetiştirdiği öğrenciler ve ortaya koyduğu eserlerle Türkiye'de modern Türk tarihçiliğinin en güçlü temsilcileri arasında yer almıştır.  Bugün yeniden okuduğum, Prof. Dr. Tuncer Baykara hocamın kaleminden çıkan ve Togan'ın vefatının hemen ardından yayımlanan vefeyât yazısı da bu büyük ilim adamının portresini son derece isabetli biçimde çizmektedir (Tuncer Baykara, "Kaybettiğimiz Büyük Âlim Prof. Togan", Milliyet Gaz...

HUKUKÎ KESİNLİĞİN GÖRÜNMEYEN BEDELİNE DAİR

Resim
Hukuki kesinlik, modern hukuk devletinin en temel ilkelerinden biridir. Bireylerin hukuki sonuçları önceden öngörebilmesi, idarenin keyfî davranmasının önlenmesi ve yargı kararlarında istikrarın sağlanması büyük ölçüde bu ilkeye bağlıdır. Bununla birlikte, hukuki kesinliğin mutlak bir değer olarak ele alınması, hukukun asıl amacı olan adaletin gerçekleşmesi bakımından bazı güçlükleri de beraberinde getirebilir. Hukuk tarihi ve hukuk felsefesi, kesinlik ile hakkaniyet arasındaki gerilimin yüzyıllardır farklı düşünürler ve hukuk sistemleri tarafından tartışıldığını göstermektedir. Kesin kurallar hukuki güvenliği güçlendirebilir; ancak her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğu da göz ardı edilemez. Hukuk, yalnızca mevcut kuralları mekanik biçimde uygulayan bir sistem değil, aynı zamanda değişen toplumsal şartlara uyum sağlayan yaşayan bir kurumdur. Bu nedenle, hukuki istikrar ile adalet arasında kurulacak denge, yalnızca kanun koyucunun değil, yargının ve hukuk uygulayıcılarının d...

MAHREMİYETİNİZ SANDIĞINIZDAN DAHA DEĞERLİ

Resim
Birçok insanın sıkça tekrarladığı bir cümle vardır: "Saklayacak bir şeyim yok." İlk bakışta makul görünen bu yaklaşım, aslında mahremiyetin ne olduğu konusunda önemli bir yanılgıya dayanır. Çünkü mahremiyet, suç işleyenlerin saklanma hakkı değil; sıradan insanların özgürce yaşayabilme imkânıdır. Bugün attığımız her adım dijital bir iz bırakıyor. Hangi haberleri okuduğumuz, hangi ürünleri satın aldığımız, kimlerle görüştüğümüz, hangi saatlerde uyuduğumuz, nerelere seyahat ettiğimiz ve hatta ekranda bir içeriğe kaç saniye baktığımız bile kaydedilebiliyor. Bu verilerin tek tek bakıldığında önemsiz olduğu düşünülebilir. Ancak milyonlarca küçük parçanın bir araya gelmesiyle, kişiliğimizin ayrıntılı bir haritası ortaya çıkıyor. İnsanlar çoğu zaman verinin değerini, onu kendileri üretirken değil, başkaları ondan gelir elde ederken fark ediyor. Günümüzde dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinin en önemli sermayesi fabrikalar ya da doğal kaynaklar değil; kullanıcı davranışlarına iliş...

KAYBETTİĞİMİZ BİR MEKÂN: İNKILÂP KİTABEVİ'NE VEDA

Resim
Mekânlarımızı kaybediyoruz. İnkılâp Kitabevi'nin Cağaloğlu'ndaki tarihî kitapçısı artık yok. Elbette İnkılâp Yayınları faaliyetlerini sürdürüyor; kitapları yayımlanmaya ve internet üzerinden satılmaya devam ediyor. Peki, yayınevinin adıyla özdeşleşmiş, bulunduğu hana da adını veren bu tarihî kitabevi neden kapatıldı? Kitabevinin bulunduğu yapı, adını doğrudan ondan alan İnkılâp Han'dır. Bu durum, Ankara Caddesi'nin biraz aşağısındaki tarihî Kanaat Han ile Kanaat Kitabevi arasındaki ilişkiyi hatırlatır. Ne var ki günümüzün iktisadî gerçekleri karşısında, görünen o ki bir dükkânın kira getirisi artık kitap satışından elde edilen kazancın önüne geçmiş durumda. Kitabevinin kapanacağı gündeme geldiğinde, yayınevi tarafından kapanma iddiaları reddedilmiş; yalnızca bir tadilat yapılacağı açıklanmıştı. Zaman geçti, konu gündemden düştü. Bugün ise aynı yerde bambaşka bir mağaza faaliyet gösteriyor; dileyen gidip bunu bizzat görebilir. Bir müessesenin tercihleri elbette kendisine...

DİJİTAL DÜNYADA UNUTULMA HAKKI NEDEN ÖNEMLİDİR?

Resim
İnternetin en dikkat çekici özelliklerinden biri hafızasının olağanüstü güçlü olmasıdır. Bir zamanlar gazetelerin sararmış sayfaları arasında kaybolan haberler, bugün saniyeler içinde karşımıza çıkabiliyor. Arama motoruna yazılan birkaç kelime, yıllar önce yapılmış bir paylaşımı, eski bir haberi ya da çoktan anlamını yitirmiş bir tartışmayı yeniden gündeme taşıyabiliyor. Dijital çağın bu güçlü hafızası, bilgiye erişimi kolaylaştırırken yeni bir soruyu da beraberinde getiriyor: İnsanların geçmişleri sonsuza kadar görünür kalmalı mıdır? Hukuk düzenleri uzun yıllar boyunca insanların değişebileceği varsayımı üzerine inşa edildi. Cezasını çeken bir kişinin yeniden topluma kazandırılması, iflas eden bir girişimcinin yeniden iş kurabilmesi veya gençlik yıllarında yaptığı bir hatanın ömür boyu peşinden gelmemesi bu anlayışın doğal sonucudur. Oysa dijital dünyada zamanın etkisi büyük ölçüde ortadan kalkıyor. Bir olayın üzerinden on, hatta yirmi yıl geçmiş olsa bile, internet onu sanki dün yaşa...

YAZ OKULU VESİLESİYLE

Resim
Yeditepe Üniversitesi Tarih Bölümü'ndeki derslerimi tamamladıktan sonra kısa bir aranın ardından bu kez Hukuk Fakültesi'nde yaz okulu kapsamında Hukuk Tarihi dersleri vermeye başladım. Bu hafta yaz okulundaki ikinci haftam. Bir haftalık resmi proje çalışması nedeniyle şehir dışına gidip gelecek olmam ve adlî işlerim dışında, yaz dönemimin büyük bölümü eğitim-öğretim ve akademik faaliyetlerle geçecek. İnşallah yaz okulunda benden ders alan öğrencilerimi, yakın bir gelecekte meslektaşlarım olarak görmeyi ümit ediyorum.  En kıymetli zamanların, üreterek, çalışarak, araştırarak, tefekkür ederek geçirilen vakitler olduğuna inanıyorum. Ursula K. Le Guin'in veciz ifadesiyle, "Boşa geçirecek vakit yok..."

DİJİTAL DELİLLER CEZA YARGILAMASINDA NASIL DEĞERLENDİRİLİR?

Resim
Ceza yargılamasında dijital delillerin değerlendirilmesi konusunda en sık karşılaşılan yanlışlardan birinin, bu delillerin yalnızca “teknik veri” olarak görülmesi olduğunu belirtmek gerekir. Oysa telefon, bilgisayar, e-posta kayıtları, sosyal medya yazışmaları veya log kayıtları gibi dijital veriler; elde edilme yöntemi, bütünlüğü ve analiz süreci bakımından sıkı usul kurallarına tabidir. Bu nedenle dijital bir verinin mahkemede delil olarak kullanılabilmesi, yalnızca içeriğine değil, nasıl elde edildiğine ve nasıl incelendiğine de bağlıdır.  Ceza muhakemesi bakımından ilk aşama hukuka uygun elde etme sürecidir. Arama ve el koyma işlemleri kural olarak hâkim kararıyla yapılmalı, veri bütünlüğü korunmalı ve adli kopya (imaj) alınarak dijital materyalin hash değerleri (MD5/SHA gibi) tespit edilmelidir. Bu işlemler yapılmadan elde edilen dijital veriler, Anayasamızın m.38 hükmü uyarınca hukuka aykırı delil niteliğine dönüşebilir ve yargılamada kullanılması mümkün olmayabilir.  İk...