Kırklı yılların gazete okuru, Abdülhak Adnan Adıvar'ın Faust hakkında yazdığı kitap üzerine Ahmet Hamdi Tanpınar'ın kaleme aldığı kitabiyât yazısını okuyabiliyordu.
Kıymetli dostum ve meslektaşım Av. Yiğithan Yücel'in "Dijital Ortamlarda Müzik Eserinin Korunması" (İstanbul: Aristo, 2024) başlıklı yapıtı, alanında oldukça özgün ve güncel bir katkıdır. "Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Bağlamı" başlıklı I. bölümde, eser kavramı ve müzik eserinin tanımlaması yapılmış, müzik eseri üzerinde eser sahibinin hakları konusu manevi haklar, mali haklar, çoğaltma hakları, yayma hakkı, temsil hakkı, umuma iletim hakkı açısından ele alınmıştır. Yapıtın "Eserden Kaynaklı Mali Hakkı Konu Edinen Sözleşmeler" başlıklı II. bölümde ruhsat, lisans ve devir sözleşmesi bakımından ortak hükümler, meslek birliği ile akdedilen sözleşmeler ve edisyon sözleşmesi konuları incelenmiştir. "Dijital Ortamdaki Eylemlerin Telif Hakkı İhlali Teşkil Edip Etmediğinin Değerlendirilmesi" başlıklı IV. bölümde, link verme (linking), yüzeysel link verme (surface linking), derin link verme (deep link), çerçeveleme ve gömülü link, yayın manipülasyonu...
Otuzlu yılların basınının bir özelliği, gazetelerde sıkça kitap reklamları yayınlanmasıydı. Vakit Kitabevi'nin tam sayfa kitap reklamı, bu uygulamanın iyi bir örneğidir. Kurun Gazetesi, Sayı: 6817 - 757, 1 İkincikânun [Ocak] 1937, s. 7.
"Birinci Cihan Harbinden sonra, Avrupa roman ve hikâyecileri, mikroskop altında seyreder gibi, insan oğlunun anları üzerinde durdular. Anlarda yeni bir insan, yeni bir hayat tarzı keşfettiler. Bir İngiliz romancısı alelâde bir insanın yirmi dört saatlik hayatını bin sayfada anlattı. Eserlerinden çoğu dilimize de çevrilmiş olan Fransız romancısı Duhamel, Saleven isimli başlıca kahramanının herkesinkine benzeyen hayatını, bütün teferruatı ile hikaye etti. "Sait Faik, hikâyelerini bu cereyandan ilham alarak vücude getirmiştir. Tarık Buğra da aynı cereyanı takip ediyor. Fakat yukarıda da dediğim gibi hayat görüşü, mevzuları ve üslûbu ile kendine has bir hikâye yaratmağa muvaffak oluyor. "Bu hususiyetler nelerdir? 'Oğlumuz'u bitirip, üzerine düşününce ilk göze çarpan şey, Tarık Buğra'nın hemen hemen bütün hikâyelerini insanın hayatına hâkim olan yıkıcı ve diriltici kuvveti, yâni hayatı, iradeyi, ümidi ve kahramanlığı galip çıkarmasıdır. Bu tarafı ile Tarık Buğra, ...