İletişim

Zorunluluk Hâli ile Meşru Savunma Arasındaki Fark

Meşru savunmada bir insanın haksız saldırısı defedilirken, zorunluluk hâlinde başka suretle korunma imkânı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak için hareket edilir.

Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenler arasında yer alan meşru savunma ve zorunluluk hâli, aynı maddede düzenlenmiş olmalarına rağmen birbirinden esaslı biçimde farklıdır. Bu iki kurumun karıştırılması, hem savunmanın yanlış kurgulanmasına hem de hatalı hükümlere yol açabilmektedir.

Zorunluluk Hâlinin Tanımı

TCK m.25/2 uyarınca gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşuluyla işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.

Temel Fark

Meşru savunmadan farkı, zorunluluk hâlinde bir insan saldırısı değil, bir tehlike durumunun bulunmasıdır. Meşru savunmada fail, haksız saldırıda bulunan kişiye karşı hareket eder. Zorunluluk hâlinde ise fail, tehlikeden kurtulmak için çoğu zaman tehlikeyle ilgisi bulunmayan üçüncü kişilerin haklarına müdahale eder.

  • Yangından kaçmak için komşunun kapısını kırmak,
  • Ağır yaralı bir kişiyi hastaneye yetiştirmek için başkasının aracını izinsiz kullanmak,
  • Saldırgan bir köpekten korunmak için bir dükkâna zorla girmek,
  • Sel felaketinde hayat kurtarmak için başkasına ait malzemeleri kullanmak.

Şartlar

Zorunluluk hâlinin kabulü için aranan şartlar şunlardır: Tehlikenin ağır ve muhakkak olması, failin tehlikeye bilerek neden olmamış olması, başka suretle korunma imkânının bulunmaması ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunması. Orantılılık değerlendirmesinde korunan değer ile feda edilen değer karşılaştırılır; örneğin bir malın korunması için insan hayatının feda edilmesi orantılı kabul edilemez.

Tazminat Meselesi

Zorunluluk hâli ceza sorumluluğunu kaldırsa da, zarar gören üçüncü kişinin uğradığı zararın tazmini meselesi ayrıca değerlendirilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 64. maddesi uyarınca kendisini veya başkasını zarardan veya yakın bir tehlikeden korumak amacıyla bir başkasının malvarlığına zarar veren kişinin tazminat yükümlülüğü hâkim tarafından hakkaniyete göre belirlenir.

Netice

Meşru savunma ve zorunluluk hâli, aynı amaca hizmet eden fakat farklı unsurlara dayanan kurumlardır. Savunmanın somut olaya uygun kurumu doğru tespit etmesi ve o kurumun şartlarını delillerle ortaya koyması, beraat kararının dayanağını oluşturur.

Sıkça Sorulan Sorular

Zorunluluk hâli nedir?

TCK m.25/2 uyarınca kişinin kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelik, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunma imkânı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak zorunluluğuyla hareket etmesidir.

Meşru savunmadan temel farkı nedir?

Meşru savunmada bir insanın haksız saldırısı söz konusu iken, zorunluluk hâlinde bir tehlike durumu vardır ve bu tehlikeden kurtulmak için üçüncü kişilerin hakları da etkilenebilir.

Tehlikeye kendisi neden olan kişi zorunluluk hâlinden yararlanabilir mi?

Hayır. Kanun, tehlikeye failin bilerek neden olmamış olmasını şart koşmaktadır.

Orantılılık nasıl değerlendirilir?

Tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunması gerekir; korunan değer ile feda edilen değer karşılaştırılır.

Zorunluluk hâli kabul edilirse ne olur?

Faile ceza verilmez; ancak zarar gören üçüncü kişinin tazminat talebi hukuk hükümlerine göre ayrıca değerlendirilebilir.

Bir Tehlikeden Kurtulmak İçin Yaptığınız Hareket Nedeniyle mi Suçlanıyorsunuz?

Zorunluluk hâli iddiası tehlikenin ağırlığı ile kullanılan araç arasındaki orantının ortaya konulmasını gerektirir; olayınızı bu yönden birlikte değerlendirelim.