Aile Grubunda Ekran Görüntüsü Paylaşmanın Hukuki Sonuçları
İki kişi arasındaki yazışmanın aile grubuna aktarılması, aile bireylerinin üçüncü kişi sayılması nedeniyle haberleşmenin gizliliği yönünden tetkike muhtaçtır.
İki kişi arasındaki yazışmanın aile grubuna aktarılması, aile bireylerinin üçüncü kişi sayılması nedeniyle haberleşmenin gizliliği yönünden tetkike muhtaçtır.
Kendisine gönderilen mesajı mahkemeye sunan kişi ile aynı mesajı teşhir amacıyla yayan kişi arasındaki hukuki ayrım ve hakkın kullanılması ilkesi.
Kurallara uygun hareket eden kişinin başkalarının da kurallara uyacağına güvenebilmesi ve bu güvenin taksirli sorumluluğun sınırını nasıl belirlediği.
TCK m.299 kapsamında sert siyasi eleştiri ile hakaret arasındaki çizgi, Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihatları ışığında değerlendirilmektedir.
Başkasına ait hakaret içerikli bir gönderiyi beğenmek, yeniden paylaşmak veya alıntılamak arasındaki farklar ve Yargıtay’ın yaklaşımı.
Darp raporundaki basit tıbbi müdahale tespitinin kasten yaralama suçunun cezasına, şikâyet şartına ve uzlaştırmaya etkisi.
Bir yazışmanın ekran görüntüsünü almak kural olarak suç değildir; görüntünün kime, hangi amaçla ve hangi ölçüde aktarıldığı ise ceza sorumluluğunu belirler.
Telefon numarası, adres veya fotoğraf gibi bilgilerin rıza dışında sosyal medyada yayılması TCK m.136 kapsamında şikâyete tabi olmayan bir suçtur.
Evlilik döneminde çekilen fotoğrafları saklamak ile bunları üçüncü kişilere aktarmak arasındaki fark ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçu.
Ayrılık sonrası mahrem görüntülerin rıza dışında yayılması karşısında mağdurun ceza ve erişim engeli yollarını birlikte işletmesi gerekir.
Muhatabı rahatsız eden her söz hakaret değildir; Yargıtay’ın kaba söz ve ağır eleştiri kabul ettiği ifadeler ile şeref ve haysiyete saldırı arasındaki fark.
TCK m.129 uyarınca karşılıklı hakaret ve haksız bir fiile tepki olarak işlenen hakaret hâlinde cezanın indirilmesi veya hiç ceza verilmemesi imkânı.
İnternet ilanı üzerinden yapılan her başarısız alışveriş dolandırıcılık değildir; hileli davranış, aldatma ve haksız menfaat unsurlarının varlığı tetkik edilmelidir.
Piyasa değerinin çok altında satılan ve kaynağı belirsiz ürünleri satın alan kişi, TCK m.165 kapsamında suç eşyasının satın alınması suçundan sorumlu tutulabilir.
Görüntü ifşası tehdidiyle para talep edilen mağdurun ödeme yapmaması, delilleri silmemesi ve süratle hukuki yollara başvurması neden hayati önemdedir.
TCK m.106 ve m.107 arasındaki ayrım, tehdidin konusu ve failin amacı üzerinden yapılır; nitelendirme cezayı ve şikâyet rejimini doğrudan etkiler.
Yargıtay’ın ani gelişen olay ölçütüne göre, başka türlü ispat imkânı bulunmayan mağdurun kendisine yönelik suçu kaydetmesi hukuka uygun kabul edilebilmektedir.
Otomatik çağrı kaydı uygulamaları ve sözünü inkâr etmesin düşüncesiyle yapılan kayıtlar haberleşmenin ve konuşmaların gizliliği yönünden ciddi cezai riskler taşır.
Kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü olmaksızın sosyal medyada suçlu ilan edilen kişinin hakları ve masumiyet karinesinin dijital çağdaki işlevi.
TCK m.134 özel hayatın gizliliğinin ihlalini ve özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin ifşasını ayrı fıkralarda, farklı cezalarla düzenlemektedir.
Apartman ve site yaşamında güvenlik amacıyla kurulan kameraların komşunun kapısını, penceresini veya bahçesini görmesi hâlinde ortaya çıkan hukuki sorunlar.
Silinme ihtimali yüksek sosyal medya paylaşımlarında ekran görüntüsünün yanında bağlantı adresi, tarih ve saat bilgisinin usulüne uygun tespiti soruşturmanın selameti bakımından belirleyicidir.
Gerçek bir kişinin adı ve fotoğraflarıyla sosyal medya hesabı açmak, fotoğraflar herkese açık olsa dahi kişisel verileri hukuka aykırı kullanma suçunu oluşturabilir.
Kimliğini gizleyen kullanıcıların IP kayıtları, hesaba bağlı iletişim bilgileri ve platform yazışmaları üzerinden tespit edilebilmesi ve soruşturmada izlenen yol.
Kamu görevlisi kimliğine bürünülerek yapılan telefon dolandırıcılığı TCK m.158 kapsamında nitelikli dolandırıcılık olup failin bilişim sistemlerini kullanması cezayı ağırlaştırır.
Dolandırıldığını fark eden kişinin bankaya bildirim yapması, hesaba bloke konulmasını istemesi ve delillerle birlikte suç duyurusunda bulunması zararın telafisi bakımından belirleyicidir.
Kısa süreliğine başkasına verilen bir telefon, açık kalan hesaplar ve hatla ilişkilendirilen iletişim kayıtları nedeniyle cihaz sahibini soruşturma sürecine dahil edebilir.
Adına kayıtlı bir hattın suçta kullanılması hâlinde hat sahibinin savunması, kullanıcının tespiti ve iştirak sorumluluğunun sınırları.
Yapay zekâ ile üretilen sahte ses ve görüntülerin hakaret, şantaj, dolandırıcılık ve özel hayatın gizliliği suçları bakımından değerlendirilmesi.
Ses kaydı, fotoğraf ve video gibi dijital delillerin yapay zekâ ile üretilebilmesi, ceza yargılamasında delilin orijinalliğinin tetkikini zorunlu kılmaktadır.
Bir yakının sesinin yapay zekâ ile taklit edilerek acil para istenmesi, bilişim sistemlerinin araç olarak kullanıldığı nitelikli dolandırıcılık olarak değerlendirilmektedir.
Komisyon veya kira karşılığında banka hesabını yasadışı bahis organizasyonlarına kullandıran kişi, 7258 sayılı Kanun kapsamında para nakline aracılık suçundan sorumlu tutulmaktadır.
Yasadışı bahis şüphesiyle tüm banka hesaplarına konulan bloke, ölçülülük ilkesi çerçevesinde sulh ceza hâkimliği nezdinde itiraza konu edilebilir.
Gerçeğe uygunluk, kamusal ilgi ve toplumsal yarar, güncellik ve şekle uygunluk ölçütlerinden birinin dahi bulunmaması, yayını hukuka aykırı kılar.
İş yerinde psikolojik taciz kural olarak iş hukukunun konusu olmakla birlikte, somut olayın ağırlığına göre eziyet, hakaret, tehdit ve cinsel taciz suçlarını oluşturabilir.
Dijital iletişim araçlarıyla mağdurla sürekli temas kurma, hesapları izleme ve konum takibi eylemlerinin ısrarlı takip suçu kapsamında değerlendirilmesi.
Silinebilir mesajlar ve geçici paylaşımlar üzerinden işlenen ısrarlı takip eylemlerinde sürekliliğin ispatı için delillerin nasıl toplanacağı.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na göre TCK m.62’nin uygulanmama gerekçesinin kararda gösterilmemesi, hükmün bozulmasını gerektiren bir hukuka aykırılıktır.
Hâkimin temel cezayı alt ve üst sınır arasında belirlerken gözetmesi gereken ölçütler, cezanın hesaplanma sırası ve alt sınırdan uzaklaşmanın gerekçelendirilmesi.
Ceza normu geriye dönük bir müdahale iken 6284 sayılı Kanun’daki uzaklaştırma ve iletişim yasağı tedbirleri mağduru derhâl koruyan ileriye dönük bir güvenlik mekanizmasıdır.
TCK m.123/A yalnızca huzur ve sükûnu değil; özel hayatın gizliliğini, kişisel güvenliği, psikolojik bütünlüğü ve bireyin özerkliğini birlikte korumaktadır.
Israrlı takip yalnızca kastla işlenebilir; failin mağdurun iradesine aykırılığı bilmesine rağmen temas çabasını sürdürmesi hem ısrarı hem de kastı ortaya koyar.
TCK m.239 kapsamındaki yargılamalarda açıklanan bilginin ticari sır niteliği taşıyıp taşımadığı teknik bir meseledir ve Yargıtay uzman bilirkişi incelemesi yapılmasını zorunlu görmektedir.
Yeni bir işe geçmeden önce eski işverenin sisteminden dosya kopyalayan çalışan bakımından ticari sırrın açıklanması ve bilişim suçlarının birlikte değerlendirilmesi.
Bankacılık sırrının açıklanması hem TCK m.239 hem de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda düzenlenmiş olup normlar arasındaki ilişki özel normun genel norma üstünlüğü ilkesiyle çözülmektedir.
5352 sayılı Kanun uyarınca mahkûmiyet kaydı önce cezanın infazı veya zamanaşımı gibi hâllerde arşive alınır, ardından suçun niteliğine göre beş, on beş veya otuz yıl sonra tamamen silinir.
Anayasa m.76 kapsamındaki suçlardan mahkûm olanlar bakımından yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı, hem kamu görevine dönüş imkânı sağlar hem de arşiv kaydının silinme süresini otuz yıldan on beş yıla indirir.
Her takipsizlik veya beraat kararı şikâyetçi hakkında iftira suçu oluşturmaz; failin isnat ettiği fiilin gerçek dışı olduğunu bilmesi gerekir.
TCK m.269, iftiradan dönülen aşamaya göre kademeli indirim öngörerek asılsız isnadın en kısa sürede ortadan kaldırılmasını teşvik etmektedir.
Evli olmasına rağmen başkasıyla evlenme işlemi yaptıran kişi ile gerçek kimliğini saklayarak evlenen kişi TCK m.230 uyarınca cezalandırılır; ceza süreci çoğu zaman bir aile hukuku davasıyla iç içe yürür.
Bir çocuğun soybağını değiştiren veya gizleyen kişi TCK m.231 uyarınca cezalandırılır; bu suç kişinin kimliğini ve kökenini bilme hakkını koruyan temel bir düzenlemedir.
Aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine kötü muamelede bulunan kişi TCK m.232 uyarınca cezalandırılır; terbiye hakkının sınırının aşılması da ayrıca yaptırıma bağlanmıştır.
5187 sayılı Basın Kanunu uyarınca basılmış eserler yoluyla işlenen suçlardan öncelikle eser sahibi sorumludur; belirli hâllerde sorumlu müdür, yayımcı veya basımcı sorumlu tutulur ve kısa dava açma süreleri uygulanır.
Bir bilişim sistemine hukuka aykırı olarak giren veya orada kalmaya devam eden kişi, hiçbir veriyi değiştirmese dahi TCK m.243 uyarınca cezalandırılır.
Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan ya da sistemdeki verileri yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan kişi TCK m.244 uyarınca cezalandırılır; fiil yarar sağlama amacıyla işlenirse ceza ağırlaşır.
Başkasına ait kartı ele geçirerek kullanan, sahte kart üreten veya sahte kartı kullanan kişiler TCK m.245 uyarınca ağır hapis ve adli para cezalarıyla cezalandırılır.
Teknik usullere aykırı olarak atık veya artıkları toprağa, suya veya havaya veren kişi TCK m.181 ve m.182 uyarınca kastın veya taksirin varlığına ve atığın niteliğine göre cezalandırılır.
TCK m.25/1 uyarınca haksız, hâlen mevcut veya tekrarı muhakkak bir saldırıyı o anki koşullara göre orantılı biçimde defetmek zorunluluğuyla işlenen fiilden dolayı faile ceza verilmez.
TCK m.27/2 uyarınca meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmişse faile ceza verilmez.
Meşru savunmada bir insanın haksız saldırısı defedilirken, zorunluluk hâlinde başka suretle korunma imkânı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak için hareket edilir.
TCK m.66 uyarınca dava zamanaşımı süreleri suçun gerektirdiği cezanın üst sınırına göre sekiz yıldan otuz yıla kadar kademelendirilmiş olup yaş küçüklüğü süreleri önemli ölçüde kısaltır.
Belirli işlemler dava zamanaşımını keser ve süre yeniden işlemeye başlar; ancak kesilme hâlinde süre kanunda belirtilen sürenin en fazla yarısına kadar uzayabilir.
TCK m.50 uyarınca bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, failin kişiliği ve suçun işleniş biçimi gözetilerek adli para cezasına veya kanunda sayılan diğer tedbirlere çevrilebilir.
Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlal eden kişi TCK m.102 uyarınca cezalandırılır; sarkıntılık, organ sokma ve nitelikli hâller cezayı önemli ölçüde değiştirir.
Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi TCK m.105 uyarınca cezalandırılır; fiilin iş yeri ilişkisinden yararlanılarak veya elektronik haberleşme araçlarıyla işlenmesi cezayı artırır.
Çoğu zaman tanıksız gerçekleşen cinsel suçlarda mağdur beyanı önemli bir delildir; ancak beyanın tutarlılığı ve diğer delillerle desteklenmesi mahkûmiyet için belirleyicidir.
TCK m.99, kadının rızası olmaksızın çocuğunu düşürtmeyi ağır biçimde cezalandırırken, rıza bulunsa dahi on haftayı aşan gebeliklerde müdahaleyi de suç olarak tanımlamaktadır.
Kasten yaralama mağdurda organ işlevinin sürekli zayıflaması, yüzde sabit iz, yaşamı tehlikeye sokan durum veya kemik kırığı gibi neticeler doğurmuşsa TCK m.87 uyarınca ceza ağırlaşır.
TCK m.299/3 uyarınca Cumhurbaşkanına hakaret suçundan kovuşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlıdır; izin bulunmaksızın açılan dava usul yönünden sakattır.
TCK m.301 Türk Milletini, Devleti ve devlet kurumlarını alenen aşağılamayı cezalandırırken, eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının suç oluşturmayacağını açıkça öngörmektedir.
Türk Bayrağını ve İstiklal Marşını alenen aşağılayan kişiler TCK m.300 uyarınca cezalandırılır; korunan değer devletin egemenliğinin sembolleridir.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis gibi en ağır yaptırımların öngörüldüğü bu suçlarda masumiyet karinesi, savunma hakkı ve delil değerlendirmesi bakımından özel bir titizlik gösterilmesi gerekir.
Dolandırıcılık suçunun oluşması için hileli davranış, aldatma, mağdur veya üçüncü kişinin zararı ve failin yarar sağlaması unsurlarının tamamının birlikte bulunması zorunludur.
TCK m.158, dinî inançların istismarından bilişim sistemlerinin kullanılmasına kadar sayılan hâllerde dolandırıcılığı nitelikli kabul ederek cezayı üç yıldan on yıla kadar hapse çıkarmıştır.
Kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine fesat karıştıran kişi TCK m.235 uyarınca üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; fesat hâlleri kanunda sınırlı olarak sayılmıştır.
Genel ahlaka karşı suçlarda modern yaklaşım, toplumun edep anlayışının korunmasından çok çocukların korunmasına odaklanmakta; müstehcenlik suçunun en ağır yaptırımları çocuklara yönelik fiillere öngörülmektedir.
Müstehcen ürünlerin üretiminde çocukları kullanan kişi ile bu ürünleri bulunduran, çoğaltan veya başkalarının kullanımına sunan kişi TCK m.226/3 uyarınca ağır hapis cezasıyla cezalandırılır.
Düğün, asker uğurlaması veya kutlamalarda havaya ateş etmek, somut bir zarar doğmasa dahi TCK m.170 uyarınca genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunu oluşturur.
TCK m.79 uyarınca doğrudan veya dolaylı maddi menfaat elde etmek amacıyla yabancının ülkeye yasal olmayan yollarla sokulması veya ülkede kalmasına imkân sağlanması göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturur.
Göçmen kaçakçılığında kişinin rızası ve sınır geçişi ön plandayken, insan ticaretinde kişi zorla çalıştırma, fuhuş veya organ alma gibi amaçlarla sömürülmekte ve rıza hukuken geçersiz sayılmaktadır.
Tehdidin silahla, kendini tanınmayacak hâle koyarak, imzasız mektupla, birden fazla kişiyle birlikte veya örgütün korkutucu gücünden yararlanılarak işlenmesi hâlinde ceza iki yıldan beş yıla kadar hapse çıkar.
Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise TCK m.7/2 uyarınca failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz edilir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, öldürmeye teşebbüs ile kasten yaralama ayrımında kullanılan aletin niteliğini, darbe sayısını ve şiddetini, hedef alınan bölgeyi ve failin eylemine son veriş biçimini birlikte değerlendirmektedir.
Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi TCK m.85 uyarınca cezalandırılır; neticeyi öngörmesine rağmen istemeyerek hareket eden failin durumunda bilinçli taksir nedeniyle ceza artırılır.
Alacaklıların teminatı olan malları kaçıran, defterleri gizleyen veya gerçeğe aykırı borç yaratan kişi, hakkında iflas kararı verilmiş olması şartıyla TCK m.161 uyarınca üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Basiretsizlik ve tedbirsizlik nedeniyle iflasına sebebiyet veren kişi, hakkında iflas kararı verilmiş olması şartıyla TCK m.162 uyarınca cezalandırılır.
Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine veya iş yerine rızası olmaksızın giren ya da rıza ile girdikten sonra çıkmayan kişi TCK m.116 uyarınca cezalandırılır.
TCK m.80 uyarınca sömürü amacıyla ve kanunda sayılan araçlarla elde edilen rıza geçersizdir; mağdurun çocuk olması hâlinde ise hiçbir araç kullanılmamış olsa dahi suç oluşur.
Siyasal, felsefi, ırki veya dinî saiklerle toplumun bir kesimine karşı bir plan doğrultusunda sistemli olarak işlenen öldürme, işkence ve köleleştirme gibi fiiller TCK m.77 uyarınca insanlığa karşı suç oluşturur.
6331 sayılı Kanun’daki iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinin ihlali sonucunda meydana gelen iş kazalarında işveren ve vekilleri taksirle öldürme veya yaralama suçlarından sorumlu tutulabilir.
İş kazası ceza dosyalarında kusur oranını belirleyen bilirkişi raporunun iş güvenliği mevzuatı, olay yeri incelemesi ve tüm tarafların sorumlulukları bakımından eksiksiz olması gerekir.
7406 sayılı Kanun ile TCK m.123/A olarak eklenen ısrarlı takip suçu, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunun özel bir görünümü olup daha ağır yaptırıma bağlanmış ve şikâyet şartından ayrılmıştır.
Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut, cinsel dokunulmazlık veya malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunan kişi TCK m.213 uyarınca cezalandırılır.
2022 yılında TCK’ya eklenen m.217/A, ülkenin güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığına ilişkin gerçeğe aykırı bir bilgiyi halk arasında endişe, korku veya panik yaratmaya elverişli biçimde alenen yaymayı cezalandırmaktadır.
Tedavüldeki parayı sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişi TCK m.197 uyarınca iki yıldan on iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır; sahteliği bilerek veya sonradan öğrenerek tedavüle koyma ayrıca düzenlenmiştir.
Resmî bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi değiştiren veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi TCK m.204 uyarınca cezalandırılır; fiilin kamu görevlisi tarafından işlenmesi cezayı ağırlaştırır.
Sahte bir özel belge düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi değiştirerek kullanan kişi TCK m.207 uyarınca cezalandırılır; özel belgede suçun oluşması için belgenin kullanılması şarttır.
Görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş malı zimmetine geçiren kamu görevlisi TCK m.247 uyarınca beş yıldan on iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır; malın geçici kullanılıp iade edilmesi hâlinde ceza indirilir.
Rüşvette kamu görevlisi ile kişi arasında özgür iradeye dayalı bir anlaşma bulunurken, irtikapta kamu görevlisi nüfuzunu kötüye kullanarak kişiyi yarar sağlamaya icbar eder veya ikna eder.
Uyuşturucu madde ticareti TCK m.188 uyarınca on yıldan az olmamak üzere hapis cezasını gerektirirken, kullanmak için bulundurma TCK m.191 kapsamında çok daha hafif bir yaptırıma ve tedavi odaklı bir rejime tabidir.
Kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydeden kişi TCK m.135 uyarınca cezalandırılır; siyasi, felsefi, dinî görüşler ile sağlık ve cinsel yaşama ilişkin özel nitelikli verilerde ceza artırılır.
Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişi TCK m.109 uyarınca cezalandırılır; cebir, tehdit, hile ve nitelikli hâller cezayı önemli ölçüde artırır.
Yaşı veya hastalığı nedeniyle kendini idare edemeyecek durumdaki ve koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan kişiyi kaderine terk eden kişi TCK m.97 uyarınca cezalandırılır.
Yaşı, hastalığı veya yaralanması nedeniyle kendini idare edemeyecek durumda olan kişiye hâlin gerektirdiği yardımı yapmayan veya durumu ilgili makamlara bildirmeyen kişi TCK m.98 uyarınca cezalandırılır.
3628 sayılı Kanun, kamu görevlilerine mal bildiriminde bulunma yükümlülüğü getirmekte; bildirimde bulunmama, gerçeğe aykırı bildirim ve haksız mal edinme fiillerini yaptırıma bağlamaktadır.
Zilyedinin rızası olmadan taşınır bir malın yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alınması TCK m.141 uyarınca hırsızlıktır; kanunda sayılan hâllerde ise TCK m.142 kapsamında nitelikli hırsızlık oluşur.
Kendisine teslim edilen veya koruma ve yönetme yetkisi verilen malı, zilyetliğin devri amacı dışında kullanan veya devri inkâr eden kişi TCK m.155 uyarınca cezalandırılır.
Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuran veya yöneten kişi ile örgüte üye olan kişi TCK m.220 uyarınca cezalandırılır; örgütün varlığı için en az üç kişi ve hiyerarşik bir yapı aranır.
Rıza, bazı suçlarda tipikliği ortadan kaldırırken bazılarında TCK m.26/2 uyarınca hukuka aykırılığı giderir; ancak kişinin mutlak tasarruf yetkisine sahip olmadığı yaşam hakkı gibi değerlerde rıza sorumluluğu kaldırmaz.
Başkasını intihara azmettiren, teşvik eden, intihar kararını kuvvetlendiren ya da intiharına yardım eden kişi TCK m.84 uyarınca cezalandırılır; intiharın gerçekleşmesi ve alenen teşvik cezayı ağırlaştırır.
Henüz kamuya duyurulmamış içsel bilgiye dayanarak işlem yapmak bilgi suistimali, yapay fiyat oluşturan işlemler ve yanıltıcı bilgi yaymak ise piyasa dolandırıcılığı olarak 6362 sayılı Kanun’da cezalandırılmaktadır.
Sermaye Piyasası Kurulundan izin almaksızın halktan para toplayan, aracılık faaliyetinde bulunan veya kaldıraçlı işlemlere aracılık eden kişiler 6362 sayılı Kanun m.109 uyarınca cezalandırılır.
Türk hukukunda tüzel kişilere ceza verilemez; ancak organ veya temsilcilerinin tüzel kişi yararına işlediği kasıtlı suçlarda TCK m.60 uyarınca izin iptali ve müsadere gibi güvenlik tedbirleri uygulanabilir.
Millî, etnik, ırki veya dinî bir grubu kısmen veya tamamen yok etmek amacıyla bir plan doğrultusunda işlenen öldürme, ağır zarar verme ve benzeri fiiller TCK m.76 uyarınca soykırım suçunu oluşturur.
TCK m.22/4 uyarınca taksirle işlenen suçlarda ceza failin kusuruna göre belirlenir; birden fazla kişinin kusuru bulunan olaylarda herkes kendi kusurundan sorumludur.
Alkol veya uyuşturucu etkisiyle güvenli sürüş yeteneğini kaybetmiş olarak araç kullanan kişi TCK m.179/3 uyarınca cezalandırılır; bu suç idari yaptırımlardan bağımsızdır ve somut bir kaza aranmaz.
Hava, deniz veya demiryolu ulaşım araçlarının kaçırılması, alıkonulması veya bu araçların güvenliğini tehlikeye sokan fiiller TCK m.223 ve devamında ağır yaptırımlarla düzenlenmiştir.
Hukuk davasında yemin ettirilen tarafın yalan yere yemin etmesi TCK m.275 uyarınca cezalandırılır; hakkında hüküm verilmeden önce gerçeği söyleyen kişiye ceza verilmez.
Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle soruşturma veya kovuşturmada ya da tanıklık yapmak üzere yetkili makamlar önünde gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişi TCK m.272 uyarınca cezalandırılır; TCK m.274 kapsamında gerçeği söyleme hâlinde ceza verilmez.
Bir kişi aynı fiil nedeniyle iki kez yargılanamaz ve cezalandırılamaz; bir fiilin hem kabahat hem suç oluşturması hâlinde Kabahatler Kanunu m.15/3 uyarınca kişi yalnızca suçtan dolayı cezalandırılır.
Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnızca adli para cezasını gerektiren veya kanuni tanımında öngörülen hapis cezasının üst sınırı altı ayı aşmayan suçlarda, şüpheli belirlenen ön ödeme miktarını süresinde öderse kamu davası açılmaz.
Göçmen kaçakçılığının mağdurların hayatını tehlikeye sokacak veya onur kırıcı muameleye maruz bırakacak şekilde işlenmesi ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi TCK m.79’da cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hâllerdir.
Düzensiz göçmenleri taşıyan sürücülerin göçmen kaçakçılığından sorumlu tutulabilmesi için maddi menfaat amacıyla ve taşıdığı kişilerin yasal olmayan yollardan ülkede bulunduğunu bilerek hareket etmesi gerekir.
Göçmen kaçakçılığı suçu maddi menfaat amacını gerektirdiğinden, herhangi bir menfaat gözetmeksizin düzensiz göçmenlere barınma, yiyecek veya sağlık yardımı sağlamak bu suçu oluşturmaz; ancak idari yükümlülükler ayrıca değerlendirilir.
Deniz yoluyla yapılan göçmen kaçakçılığında göçmenlerin ölmesi hâlinde, failler göçmen kaçakçılığının yanında olayın özelliklerine göre olası kastla veya bilinçli taksirle öldürme suçlarından da sorumlu tutulabilir.
Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Sözleşme ve ek Göçmen Kaçakçılığı Protokolü, TCK m.79’un yorumunda ve uluslararası işbirliğinde temel çerçeveyi oluşturur.
Soykırım, insanlığa karşı suçlar, göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti gibi uluslararası suçlar TCK m.13 uyarınca yabancı tarafından yabancı ülkede işlenmiş olsa dahi Türk kanunlarına göre cezalandırılabilir.
TCK m.80 uyarınca insan ticareti; zorla çalıştırma, hizmet ettirme, fuhuş yaptırma, esarete veya benzeri uygulamalara tabi kılma ve vücut organlarının verilmesini sağlama amaçlarından biriyle işlenir.
Fuhşa aracılık TCK m.227’de, fuhuş amacıyla insan ticareti ise TCK m.80’de düzenlenmiş olup aradaki temel fark, insan ticaretinde mağdurun tehdit, cebir, hile veya çaresizliğinden yararlanılarak tedarik edilmesi, taşınması veya barındırılmasıdır.
TCK m.80/3 uyarınca on sekiz yaşını doldurmamış çocukların sömürü amacıyla tedarik edilmesi, kaçırılması, taşınması veya barındırılması, tehdit veya hile gibi araçlara başvurulmamış olsa dahi insan ticareti suçunu oluşturur.
Haczedilen ve muhafaza amacıyla kendisine teslim edilen malı tüketen, satan, bozan veya kullanılamaz hâle getiren yediemin TCK m.289 uyarınca muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan cezalandırılır.
Genel af TBMM tarafından kanunla çıkarılır ve kamu davasını düşürür, hükmolunan cezaları bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırır; özel af ise Cumhurbaşkanı tarafından sürekli hastalık, sakatlık veya kocama sebebiyle verilir ve yalnızca cezanın infazını etkiler.
TCK m.7 uyarınca işlendiği zaman suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez; suçun işlendiği zaman ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise faile lehe olan kanun uygulanır ve infaz edilir.
Bir olayla ilgili olarak başlatılan soruşturma veya kovuşturma kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar, hâkim, savcı, bilirkişi veya tanıkları hukuka aykırı olarak etkilemek amacıyla alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunmak TCK m.288 uyarınca suç teşkil eder.
İşlenmekte olan bir suçu veya sonuçlarının sınırlandırılması hâlâ mümkün olan işlenmiş bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi TCK m.278 uyarınca cezalandırılır; kamu görevlileri bakımından ise görevle ilgili suçları bildirmeme TCK m.279’da ayrıca düzenlenmiştir.
Kamu görevlisine görevini yaptırmamak amacıyla cebir veya tehdit kullanan kişi TCK m.265 uyarınca cezalandırılır; suçun silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi cezayı artırır.
Gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek amacıyla bir suçun delillerini yok eden, silen, gizleyen, değiştiren veya bozan kişi TCK m.281 uyarınca cezalandırılır; kendi işlediği suçun delilleri bakımından bu suç oluşmaz.
Bulaşıcı hastalıklarla ilgili olarak yetkili makamlarca alınan karantina ve diğer tedbirlere aykırı davranan kişi TCK m.195 uyarınca cezalandırılır; aykırılığın başkalarının sağlığını tehlikeye sokması aranmaz.
Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket ederek veya görevinin gereklerini yapmakta ihmal ya da gecikme göstererek kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına neden olan veya kişilere haksız kazanç sağlayan kamu görevlisi TCK m.257 uyarınca cezalandırılır.
Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hâle getiren veya kirleten kişi TCK m.151 uyarınca cezalandırılır; kamu malına veya ibadethanelere karşı işlenmesi gibi hâllerde ceza ağırlaşır.
Başkasına ait taşınır bir malı, cebir veya tehdit kullanarak almak ya da malın alınmasına rıza göstermeye zorlamak TCK m.148 uyarınca yağma suçunu oluşturur; silahla, birden fazla kişiyle veya gece vakti işlenmesi gibi hâller cezayı ağırlaştırır.
Kumar oynanması için yer ve imkân sağlayan kişi TCK m.228 uyarınca hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır; kumar oynamak ise Kabahatler Kanunu kapsamında idari para cezasını gerektirir.
Alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini yurt dışına çıkaran veya gayrimeşru kaynağını gizlemek ya da meşru yolla elde edildiği izlenimini vermek amacıyla çeşitli işlemlere tabi tutan kişi TCK m.282 uyarınca cezalandırılır.
Ruhsatsız olarak ateşli silah veya mermi satın alan, taşıyan veya bulunduran kişi 6136 sayılı Kanun m.13 uyarınca hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır; silahın niteliği ve sayısı cezayı belirler.
2021 yılında 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılan değişiklikle hayvanı kasten öldürmek, hayvana işkence etmek ve eziyet etmek gibi fiiller kabahat olmaktan çıkarılarak suç olarak düzenlenmiştir.
Kanunun verdiği yetkiye dayanarak bir şeyin muhafazası veya varlığının belli edilmesi için yetkili makamlar tarafından konulan mührü kaldıran veya konuluş amacına aykırı hareket eden kişi TCK m.203 uyarınca cezalandırılır.
Gerçek bir resmî belgeyi bozan, yok eden veya gizleyen kişi TCK m.205 uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; suçun kamu görevlisi tarafından görevi sırasında işlenmesi cezayı artırır.
Hakkı olmadığı hâlde başkasına ait taşınmaz malı kısmen veya tamamen işgal eden, sınırlarını değiştiren veya bozan ya da zilyedin kullanımına müdahale eden kişi TCK m.154 uyarınca cezalandırılır; suç kural olarak şikâyete bağlıdır.
Kasten öldürme suçunun tasarlayarak, canavarca hisle, üstsoy veya altsoya ya da eşe karşı, çocuğa veya kendisini savunamayacak kişiye karşı işlenmesi gibi hâllerde TCK m.82 uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.
Sıfat veya görevi, meslek veya sanatı gereği vâkıf olduğu ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilere veren veya ifşa eden kişi şikâyet üzerine TCK m.239 uyarınca cezalandırılır; sırların yabancılara verilmesi cezayı artırır.
Kasten yaralama mağdurunun olaydan hemen sonra adli muayeneden geçmesi ve darp raporu alması, yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilip giderilemeyeceğinin tespiti ve suçun ispatı bakımından belirleyicidir.
5187 sayılı Basın Kanunu m.26 uyarınca basılmış eserler yoluyla işlenen suçlarda kamu davası, günlük süreli yayınlarda dört ay, diğer basılmış eserlerde altı ay içinde açılmalıdır; bu süreler geçtikten sonra dava açılamaz.