Gizli Ses Kaydı Ne Zaman Delil Sayılır
Yargıtay’ın ani gelişen olay ölçütüne göre, başka türlü ispat imkânı bulunmayan mağdurun kendisine yönelik suçu kaydetmesi hukuka uygun kabul edilebilmektedir.
Akıllı telefonlar sayesinde ses kaydı almak bir tuşa basmak kadar kolay hâle gelmiştir. Bu kolaylık, uygulamada pek çok kişinin “ileride lazım olur” düşüncesiyle görüşmelerini kaydetmesine yol açmaktadır. Ne var ki karşı tarafın bilgisi olmaksızın alınan her kayıt, hem kaydı alan kişi bakımından cezai risk doğurur hem de delil olarak kullanılabilirliği tartışmalı hâle gelir.
Kural: Gizli Kayıt Suçtur
Türk Ceza Kanunu’nun 133. maddesi, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinlenmesini veya kaydedilmesini suç olarak tanımlamaktadır. Kişinin katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi diğer konuşanların rızası olmadan kaydetmesi de aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamında cezalandırılır. Suçun tamamlanması için kaydın başkalarına dinletilmesi gerekmez; gizlice kayıt almak yeterlidir.
İstisna: Ani Gelişen Olay
Yargıtay içtihatlarında, bu kurala dar ve istisnai bir alan tanınmaktadır. Buna göre kişi, kendisine karşı aniden gelişen bir haksız saldırıyı, örneğin hakaret, tehdit, rüşvet talebi veya cinsel taciz gibi bir eylemi, başka türlü ispat imkânı bulunmaması nedeniyle kaydetmişse, bu kayıt hukuka uygun kabul edilebilmekte ve kaydı yapan kişi cezalandırılmamaktadır.
İstisnadan yararlanılabilmesi için aranan şartlar şunlardır:
- Kaydın, kişiye yönelik bir suçun işlendiği sırada alınmış olması,
- Olayın ani gelişmiş olması; önceden tasarlanmamış olması,
- Suçu ispat için başka bir delil imkânının bulunmaması,
- Kaydın yalnızca yetkili makamlara sunulmak amacıyla kullanılması.
İstisnanın Kapsamadığı Hâller
Önceden hazırlık yapılarak karşı tarafın belirli sözleri söylemeye yönlendirildiği, geçmişte yaşanmış olayların itirafının alınmaya çalışıldığı kayıtlar bu istisnadan yararlanmaz. Keza otomatik çağrı kaydı uygulamalarıyla tüm görüşmelerin sistematik olarak kaydedilmesi de ani gelişen olay ölçütüyle bağdaşmaz.
Delil Olarak Kullanılabilirlik
Anayasa’nın 38. maddesinin altıncı fıkrası ve CMK m.217/2 uyarınca kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez. Bu nedenle istisnai şartları taşımayan bir kayıt, hem kaydı yapan kişinin yargılanmasına yol açabilir hem de ispat aracı olarak işe yaramaz. Kaydın hukuka uygun olduğu kabul edilse dahi sosyal medyada paylaşılması, TCK m.134 kapsamında ayrı bir suçun konusunu teşkil edebilir.
Sonuç
Gizli ses kaydı, ancak dar istisnai koşullar mevcutsa ve yalnızca yetkili makamlar nezdinde kullanılırsa delil olarak değer taşır. Kayıt almadan önce bu sınırların bilinmesi, mağduru şüpheli konumuna düşürmemek bakımından hayati önemdedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Karşı tarafın haberi olmadan ses kaydı almak suç mudur?
Kural olarak evet. Aleni olmayan konuşmaların taraflardan birinin rızası olmaksızın kaydedilmesi TCK m.133 kapsamında suç teşkil eder.
Ani gelişen olay ölçütü nedir?
Kişinin kendisine karşı aniden gelişen bir haksız saldırıyı, başka türlü ispat imkânı bulunmaması nedeniyle kaydetmesi hâlinde kaydın hukuka uygun kabul edilmesidir.
Planlı olarak yapılan kayıtlar da bu kapsama girer mi?
Hayır. Önceden tasarlanarak, karşı tarafı konuşturmak veya geçmişe dönük delil yaratmak amacıyla yapılan kayıtlar bu istisnadan yararlanmaz.
Hukuka uygun kayıt sosyal medyada paylaşılabilir mi?
Hayır. Kaydın delil olarak kabulü, yalnızca yetkili makamlara sunulması bakımından geçerlidir; paylaşılması özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabilir.
Hukuka aykırı kayıt mahkemede kullanılabilir mi?
Anayasa m.38/6 ve CMK m.217/2 uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilen deliller hükme esas alınamaz.
Elinizdeki Ses Kaydının Delil Değeri Konusunda Tereddütte misiniz?
Gizli kaydın delil olarak kabulü ile kaydı yapanın sorumluluğu arasındaki sınır incedir; kaydı sunmadan veya kullanmadan önce hukuki değerlendirmesini birlikte yapalım.