Ceza Muhakemesinde Hukuka Aykırı Delil Yasağı
Anayasa m.38/6, CMK m.206/2-a ve m.217/2 birlikte değerlendirildiğinde hukuka aykırı elde edilen delilin hükme esas alınması mutlak biçimde yasaklanmıştır.
Ceza muhakemesi maddi gerçeği araştırır; ancak bu araştırma her yolla yapılamaz. Hukuk devletinde suçun ispatı, ancak hukuka uygun yollarla elde edilen delillerle mümkündür. Aksi bir yaklaşım, devletin suçla mücadele ederken kendisinin de hukuku çiğnemesi anlamına gelirdi. Türk hukukunda bu ilke, anayasal düzeyde güvence altına alınmıştır.
Normatif Dayanak
Anayasa’nın 38. maddesinin altıncı fıkrası, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceğini öngörmektedir. CMK m.206/2-a uyarınca delilin kanuna aykırı olarak elde edilmiş olması, delil isteminin reddi sebebidir. CMK m.217/2 ise yüklenen suçun, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceğini hükme bağlamaktadır. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, hukuka aykırı biçimde elde edilen delilin hükme esas alınması mutlak biçimde yasaklanmıştır.
Mutlak Dışlama Kuralı
Türk hukukunda bu yasak, bazı hukuk sistemlerindeki gibi bir ölçülülük testine tabi tutulmamıştır. Kanun koyucu açık bir dışlama kuralı benimsemiştir. Bu yönüyle düzenleme, savunma bakımından son derece güçlü bir zemin sunar. Suçun ağırlığı veya delilin içeriğinin önemi, hukuka aykırı elde edilmiş bir delilin hükme esas alınmasını haklı kılmaz.
Sık Karşılaşılan Aykırılıklar
- Hâkim kararı veya savcı emri olmaksızın yapılan aramalar,
- Arama kararının kapsamının aşılması,
- Kanuna aykırı olarak yapılan iletişimin tespiti ve dinleme,
- Müdafi hakkı hatırlatılmadan veya baskı altında alınan ifadeler,
- CMK m.134’e aykırı olarak yapılan bilgisayar ve cihaz incelemeleri,
- Kişilerin gizlice ve hukuka aykırı biçimde kaydedilen konuşmaları.
Türeyen Deliller
Hukuka aykırı bir delilden hareketle elde edilen diğer deliller bakımından da önemli bir tartışma bulunmaktadır. Literatürde “zehirli ağacın meyvesi” olarak anılan bu yaklaşıma göre, hukuka aykırı bir aramada elde edilen bilgi üzerine yapılan ikinci bir aramanın sonuçları da hukuka aykırılıktan etkilenir. Bu ilkenin somut olaydaki uygulaması, ikinci delilin bağımsız bir kaynaktan elde edilip edilemeyeceğine göre değerlendirilir.
İtirazın Zamanlaması
Hukuka aykırı delil itirazı, soruşturma aşamasından başlayarak her aşamada ileri sürülmelidir. İddianamenin kabulü aşamasında, duruşmada delillerin tartışılması sırasında ve kanun yolu dilekçelerinde bu itirazın tekrarlanması gerekir. Mahkemenin itirazı karşılamaması, gerekçeli karar hakkının ihlali niteliğinde olup bozma sebebi teşkil eder; ayrıca bireysel başvuruda adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına dayanak oluşturur.
Sıkça Sorulan Sorular
Hukuka aykırı delil nedir?
Kanunda öngörülen usul ve esaslara aykırı olarak, örneğin hâkim kararı olmaksızın yapılan aramayla veya baskı altında alınan ifadeyle elde edilen delildir.
Hukuka aykırı delil hükme esas alınabilir mi?
Hayır. Anayasa m.38/6 ve CMK m.217/2 uyarınca kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez.
Türk hukukunda ölçülülük testi uygulanır mı?
Hayır. Kanun koyucu bazı hukuk sistemlerindeki gibi ölçülülük testi değil, açık bir dışlama kuralı benimsemiştir.
Hukuka aykırı delilden elde edilen diğer deliller ne olur?
Uygulamada zehirli ağacın meyvesi olarak anılan ilke çerçevesinde, hukuka aykırı delilden türeyen deliller de tartışmalı hâle gelir ve somut olayda değerlendirilir.
Bu itiraz hangi aşamada ileri sürülmelidir?
Soruşturma aşamasından başlayarak her aşamada ileri sürülmeli; iddianamenin kabulü, duruşma ve kanun yolu aşamalarında tekrar edilmelidir.
Aleyhinize Kullanılan Delilin Hukuka Uygunluğundan Şüphe mi Ediyorsunuz?
Hukuka aykırı delil itirazı mahkûmiyetin dayanağını ortadan kaldırabilir; delilin elde ediliş sürecini tutanaklar ve kararlar üzerinden birlikte inceleyelim.