Adli Kontrol Kararına İtiraz ve Ölçülülük İlkesi
Tutuklamaya alternatif olarak öngörülen adli kontrol tedbiri de kişi hürriyetine müdahale niteliğinde olup şablon gerekçelerle verilen ağır yükümlülüklere karşı iki hafta içinde itiraz edilebilir.
Tutuklamaya alternatif olarak öngörülen adli kontrol tedbiri de kişi hürriyetine müdahale niteliğinde olup şablon gerekçelerle verilen ağır yükümlülüklere karşı iki hafta içinde itiraz edilebilir.
En sık uygulanan adli kontrol tedbirleri olan yurt dışı çıkış yasağı ve belirli aralıklarla imza yükümlülüğünün hukuki sınırları ve kaldırılması için izlenecek yol.
On yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlar ile kanunda sayılan nitelikli suçlar ağır ceza mahkemesinde görülür; alt sınırı beş yılı aşan suçlarda müdafi bulunması zorunludur.
CMK m.108 uyarınca tutukluluk otuzar günlük sürelerle gözden geçirilmelidir; matbu gerekçelerle yapılan incelemeler Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre kişi özgürlüğünü ihlal eder.
CMK m.225 uyarınca hüküm ancak iddianamede gösterilen fiil ve faile ilişkin olarak verilebilir; iddianamede yer almayan bir olgunun hükme esas alınması hukuka aykırıdır.
Suçtan zarar gören kişi hüküm verilinceye kadar kamu davasına katılabilir; katılan sıfatı yalnızca duruşmada söz hakkı değil, hükmü kanun yoluna taşıma yetkisi de sağlar.
CMK m.63 uyarınca hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişiye başvurulamaz; hâkimin reddini gerektiren sebepler CMK m.69 uyarınca bilirkişi hakkında da geçerlidir.
Hangi belgelerin incelendiğini, hangi yöntemin kullanıldığını ve sonuca hangi mantık zinciriyle ulaşıldığını göstermeyen bilirkişi raporu denetime elverişli değildir ve hükme esas alınamaz.
Delil serbestisi ilkesine rağmen sosyal medya içeriklerinin hükme esas alınabilmesi, bu içeriklerin hukuka uygun yollarla elde edilmesine ve doğruluğunun teknik olarak teyit edilebilmesine bağlıdır.
CMK m.154 uyarınca şüpheli ve sanık müdafiiyle vekâletname aranmaksızın her zaman ve başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir; bu hak ancak istisnai hâllerde ve hâkim kararıyla kısıtlanabilir.
TCK m.61 ve m.62’deki ölçütlerin her biri savunma tarafından somut olgularla doldurulmalıdır; soyut olarak alt sınırdan ceza istenmesi mahkemeye takdirini gerekçelendirecek malzeme sunmaz.
Kusuru olmaksızın bir süreyi kaçıran kişi, CMK m.40 ve m.41 uyarınca engelin kalkmasından itibaren kanunda öngörülen kısa süre içinde eski hâle getirme talebinde bulunarak kanun yolu hakkını yeniden kazanabilir.
Cumhuriyet savcısı yalnızca aleyhe değil lehe delilleri de toplamakla yükümlüdür; şüpheli veya müşteki tarafından sunulacak gerekçeli bir delil dilekçesi soruşturmanın seyrini belirleyebilir.
Anayasa m.38/6, CMK m.206/2-a ve m.217/2 birlikte değerlendirildiğinde hukuka aykırı elde edilen delilin hükme esas alınması mutlak biçimde yasaklanmıştır.
Konut, iş yeri ve kapalı alanlarda arama ancak hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcı emriyle yapılabilir; tanık bulundurma ve gece araması kurallarına aykırılık delili hukuka aykırı kılar.
Bilgisayar, telefon ve kütüklerde arama, kopyalama ve el koyma işlemleri CMK m.134’te öngörülen karar, yedekleme ve kopyanın verilmesi güvencelerine uygun yapılmadıkça elde edilen veriler hukuka aykırıdır.
Hâkim kararını ancak duruşmada tartışılmış delillere dayandırabileceğinden, tutarlı bir savunma anlatısı, çelişki envanteri ve amaca uygun soru tekniği duruşmanın kaderini belirler.
Soruşturma veya kovuşturma için artık gerekli olmayan ya da müsadereye tabi bulunmayan eşya gecikmeksizin iade edilmelidir; ölçüsüz el koyma kararlarına karşı iki hafta içinde itiraz edilebilir.
Tanık koruma tedbirleri ancak kanunda sayılan ağır suçlarda ve somut bir tehlike varlığında uygulanabilir; kimliği gizli tutulan tanığın beyanı tek başına hükme esas alınamaz.
Türkçe bilmeyen şüpheli ve sanığa her aşamada ücretsiz tercüman sağlanması, konsolosluğa bildirim hakkı ve iddianamenin anlayacağı dilde tebliği adil yargılanmanın vazgeçilmez güvenceleridir.
Gözaltı süresi yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre hariç yirmi dört saati geçemez; gözaltına alma işlemine karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir.
Gözaltına alınan kişiye susma hakkı, müdafi seçme ve müdafiyle görüşme hakkı ile yakınlarına haber verilmesini isteme hakkı derhâl hatırlatılmalıdır; bu haklar hatırlatılmadan alınan beyan hukuka aykırıdır.
İki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezasına hükmedilmesi, sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkûm olmaması, yeniden suç işlemeyeceği kanaati ve zararın giderilmesi HAGB’nin temel şartlarıdır.
HAGB kararı verilen sanık beş yıllık denetim süresine tabi tutulur; bu süre içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmez ve yükümlülüklere uyulursa dava düşer, aksi hâlde hüküm açıklanır.
Kanuna aykırı tutuklanan, makul sürede yargılanmayan veya tutuklandıktan sonra beraat eden kişi CMK m.141 uyarınca devletten maddi ve manevi tazminat talep edebilir.
Mahkeme fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir; ancak suçun hukuki niteliği değişecekse sanığa önceden haber verilerek ek savunma hakkı tanınmalıdır.
Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasına karşı savunma, mütalaanın unsurlar, deliller ve suç vasfı bakımından ayrıştırılarak ele alınmasını gerektirir; son sözün sanığa verilmemesi kesin bozma sebebidir.
7499 sayılı Kanun ile 1 Haziran 2024’ten itibaren ceza muhakemesinde istinaf ve temyiz süreleri iki hafta olarak yeniden düzenlenmiş; istinaf maddi olay ve hukuk denetimi yaparken temyiz hukuka uygunluk denetimiyle sınırlıdır.
Kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlarda soruşturma yapılabilmesi için yetkili mercinin izni gerekir; izin verilmemesi kararına karşı on gün içinde itiraz edilebilir.
Ağır cezayı gerektiren suçüstü hâli, 3628 sayılı Kanun kapsamındaki suçlar, işkence ve zor kullanma yetkisinin aşılması suçları soruşturma izni rejiminin dışında olup Cumhuriyet savcısı doğrudan soruşturma yürütür.
İstinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılıklar, Adalet Bakanlığının talebi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bozma istemiyle süreye bağlı olmaksızın giderilebilir.
Anayasa m.141 ve CMK m.230 uyarınca mahkûmiyet hükmü, iddia ve savunmaların tartışıldığı, delillerin değerlendirildiği ve cezanın belirlenme gerekçesinin gösterildiği bir gerekçe içermelidir; gerekçesizlik kesin bozma sebebidir.
CMK m.148/4 uyarınca müdafi hazır bulunmaksızın kolluk tarafından alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
CMK m.234 uyarınca mağdur ve şikâyetçi, delillerin toplanmasını isteme, avukat görevlendirilmesini talep etme, dosyayı inceletme ve kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz etme haklarına sahiptir.
Somut olay anlatımı ve delil desteği içermeyen şikâyetler işleme konulmayabilir; etkili bir suç duyurusu, olayın kronolojisini, hukuki nitelendirmeyi ve toplanması gereken delilleri açıkça göstermelidir.
Savcılığın soruşturmanın başında yaptığı hukuki nitelendirme; tutuklama, adli kontrol, el koyma ve iletişimin tespiti gibi tedbirlerin meşruiyetini ve orantılılığını doğrudan belirler.
Suç duyurusundan önce olayın hukuki vasfının doğru tespiti ve delillerin hukuka uygun yollarla güvence altına alınması, soruşturmanın etkinliğini ve mağdurun hak arama başarısını doğrudan belirler.
Şüphelinin tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevkinde müdafi, kuvvetli suç şüphesinin, tutuklama nedeninin ve ölçülülüğün bulunmadığını somut olgularla ortaya koyarak adli kontrol alternatifini savunmalıdır.
Şüphelinin ilk ifadesi kovuşturmanın yönünü belirleyebileceğinden, ifade öncesinde isnadın mahiyeti, delil durumu ve susma hakkının kullanılıp kullanılmayacağı stratejik olarak değerlendirilmelidir.
5726 sayılı Kanun’daki koruma tedbirleri tanığın güvenliğini sağlarken, AİHM içtihatlarına göre bu tedbirler savunma hakkını özünden yoksun bırakacak ölçüde kısıtlayamaz.
İletişimin dinlenmesi ve kayda alınması ancak kanunda sayılan katalog suçlarda, kuvvetli şüphe sebeplerinin ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması hâlinde hâkim kararıyla ve sınırlı süreyle yapılabilir.
Tutukluluk bir ceza değil koruma tedbiridir; CMK m.102’de öngörülen azami süreler aşılamaz ve bu süreler içinde de tutukluluğun devamı her aşamada ölçülülük yönünden gerekçelendirilmelidir.
Kanunda sayılan suçlarda soruşturma veya kovuşturma aşamasında uzlaştırma yoluna gidilir; taraflar edim üzerinde anlaşır ve edim yerine getirilirse kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilir.
Kesin hükümle sonuçlanan bir davada sahte belge, yalan tanıklık, yeni delil veya Anayasa Mahkemesi ya da AİHM ihlal kararı gibi kanunda sayılan sebeplerin varlığı hâlinde yargılamanın yenilenmesi istenebilir.
Mahkeme, kanuna aykırı düzenlenen veya suçun sübutuna etki edecek mutlak nitelikteki delil toplanmadan hazırlanan iddianameyi CMK m.174 uyarınca on beş gün içinde Cumhuriyet başsavcılığına iade eder.
Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda şikâyetten vazgeçme TCK m.73/4 uyarınca davayı düşürür; resen kovuşturulan suçlarda ise vazgeçme kamu davasını etkilemez.
On sekiz yaşını doldurmamış kişiler hakkında yürütülen yargılamalar 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu uyarınca çocuk mahkemelerinde, kapalı duruşma ve çocuğa özgü güvencelerle yürütülür; ceza sorumluluğu yaş gruplarına göre farklılaşır.
Asliye ceza mahkemesinde kanunda öngörülen sınırlar içindeki suçlarda duruşma yapılmaksızın yazılı savunma üzerine hüküm kurulabilir; bu usulde mahkûmiyet hâlinde cezadan dörtte bir oranında indirim yapılır ve hükme itiraz edilebilir.
Kanunda sayılan suçlarda Cumhuriyet savcısının teklifi ve şüphelinin müdafi huzurunda kabulüyle seri muhakeme usulü uygulanır; belirlenen ceza yarı oranında indirilir ve mahkemenin onayıyla hüküm kurulur.
Hukuka aykırı veya haksız yere yakalanan, gözaltına alınan, tutuklanan ya da sonradan beraat eden veya hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen kişiler CMK m.141 uyarınca devletten maddi ve manevi tazminat isteyebilir.
Ceza yargılamasında kural, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmamasıdır; ancak sorgusu yapılmış sanık bakımından mahkûmiyet dışında bir karar verilecekse veya kanunda öngörülen istisnai hâllerde sanığın yokluğunda karar verilebilir.
Göçmen kaçakçılığı soruşturmalarında iletişimin denetlenmesi kayıtları, HTS ve baz istasyonu verileri, kamera görüntüleri, para transferi kayıtları ve göçmen beyanları başlıca delillerdir; bu delillerin hukuka uygunluğu ve birbiriyle uyumu titizlikle denetlenmelidir.