Makul Sürede Yargılanma Hakkı ve Ölçütleri
Makul sürenin aşılıp aşılmadığı sabit bir yıl sayısıyla değil; davanın karmaşıklığı, başvurucunun ve yargı makamlarının tutumu ile davanın başvurucu için önemi ölçütleriyle değerlendirilir.
Adil yargılanma hakkının bileşenlerinden biri olan makul sürede yargılanma hakkı, gecikmiş adaletin adaletsizlik doğurduğu anlayışına dayanır. Anayasa’nın 36. maddesi herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğunu, 141. maddesinin dördüncü fıkrası ise davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu hükme bağlamıştır.
Sürenin Başlangıcı ve Sonu
Ceza yargılamasında sürenin başlangıcı, kişiye suç isnadında bulunulduğunun resmen bildirildiği veya kişinin bu isnattan esaslı biçimde etkilendiği andır. Uygulamada bu an şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılma, yakalama, gözaltına alma, arama veya el koyma işleminin uygulandığı tarihlerle belirlenir. Bitiş ise hükmün kesinleştiği tarihtir. Dolayısıyla soruşturma, ilk derece, istinaf ve temyiz aşamalarının tamamı süreye dahildir.
Değerlendirme Ölçütleri
Makul sürenin aşılıp aşılmadığı, sabit bir yıl sayısıyla değil, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarıyla şekillenen dört ölçüt üzerinden değerlendirilir:
- Davanın karmaşıklığı: Sanık ve mağdur sayısı, isnat edilen suçun niteliği, delillerin hacmi ve uluslararası unsur bulunup bulunmadığı,
- Başvurucunun tutumu: Başvurucunun yargılamayı geciktiren davranışlarının bulunup bulunmadığı,
- Yargı makamlarının tutumu: Uzun süre işlem yapılmayan dönemler, gereksiz ertelemeler ve bilirkişi raporlarındaki gecikmeler,
- Davanın başvurucu için önemi: Tutuklu yargılananlar bakımından daha hızlı bir yargılama beklenmesi.
Tutuklu Yargılamalar
Sanığın tutuklu olarak yargılandığı dosyalarda yargı makamlarından özel bir özen ve süratle hareket etmeleri beklenir. Bu dosyalarda makul süre değerlendirmesi, tutuklulukta geçen sürenin makul olup olmadığı meselesiyle birlikte ele alınır ve kişi hürriyeti hakkı bakımından ayrıca değerlendirilir.
Başvuru Yolları
Uzun süren yargılamalar nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi bakımından iç hukukta özel bir mekanizma oluşturulmuştur. Uygulamada makul sürede yargılanma hakkının ihlaline ilişkin şikâyetler bakımından öncelikle İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvurulması, bu yolun tüketilmesinden sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılması öngörülmektedir. Başvuru şartlarının ve sürelerin güncel mevzuata göre takip edilmesi gerekir.
Sonuç
Makul sürede yargılanma hakkı, sanık kadar mağdur bakımından da önem taşır. Yıllarca süren bir yargılama, hem sanığın belirsizlik içinde yaşamasına hem de mağdurun adalete erişiminin gecikmesine yol açar. Bu nedenle yargılama sürecinde işlem yapılmayan dönemlerin kayıt altına alınması ve gerektiğinde ihlal iddiasının ileri sürülmesi önemlidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Makul sürede yargılanma hakkının dayanağı nedir?
Anayasa m.36 ve m.141/4 ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesidir.
Ceza yargılamasında süre ne zaman başlar?
Kişiye suç isnadının resmen bildirildiği veya kişinin bu isnattan esaslı biçimde etkilendiği andan, örneğin ifadeye çağrılma, gözaltı veya arama tarihinden başlar.
Süre ne zaman sona erer?
Hükmün kesinleştiği tarihte sona erer; soruşturma, ilk derece, istinaf ve temyiz aşamalarının tamamı süreye dahildir.
Makul sürenin aşılıp aşılmadığı nasıl değerlendirilir?
Davanın karmaşıklığı, başvurucunun tutumu, yargı makamlarının tutumu ve davanın başvurucu için önemi birlikte değerlendirilir.
Uzun yargılama nedeniyle nereye başvurulur?
Uygulamada bu tür şikâyetler bakımından öncelikle İnsan Hakları Tazminat Komisyonu yoluna başvurulması, bu yolun tüketilmesinden sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılması öngörülmektedir.
Davanız Yıllardır Sonuçlanmıyor mu?
Uzun süren yargılamalar nedeniyle tazminat talep etmek mümkündür ve başvuru yolları belirli sürelere bağlıdır; dosyanızın süresini ve izlenecek yolu birlikte değerlendirelim.