Anayasa Mahkemesi, disiplin cezalarına dayanak teşkil eden fiillerin açık ve öngörülebilir biçimde düzenlenmediği gerekçesiyle 1136 sayılı Kanun’un 134 ve 135. maddelerini Anayasa’nın 2. maddesine aykırı bularak iptal etmiştir.
Bireysel başvuru, kanun yollarından farklı olarak hükmün hukuka uygunluğunu değil temel hak ihlali bulunup bulunmadığını denetler ve kanun yollarının tüketilmesinden itibaren otuz gün içinde yapılmalıdır.
Ceza yargılamalarında en sık ileri sürülen ihlaller; gerekçeli karar hakkı, tanık sorgulama hakkı, makul süre, tutukluluk, kötü muamele yasağı, özel hayat ve ifade özgürlüğü alanlarında yoğunlaşmaktadır.
Makul sürenin aşılıp aşılmadığı sabit bir yıl sayısıyla değil; davanın karmaşıklığı, başvurucunun ve yargı makamlarının tutumu ile davanın başvurucu için önemi ölçütleriyle değerlendirilir.
Hakkında kesinleşmiş hüküm bulunmayan bir kişinin medyada suçlu gibi gösterilmesi, masumiyet karinesinin kişilik hakları alanındaki uzantısı olan lekelenmeme hakkını ihlal eder.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir; itirazın reddi hâlinde, özellikle yaşam hakkı ve kötü muamele yasağı gibi alanlarda etkili soruşturma yükümlülüğü gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılabilir.
İç hukuk yollarını ve Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruyu tüketen kişi, nihai kararın tebliğinden itibaren dört ay içinde Sözleşme haklarının ihlali iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurabilir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal kararları devlet bakımından bağlayıcıdır; başvurucu adil tazmin alabilir ve kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde yargılamanın yenilenmesini isteyebilir.
AİHM içtihatlarına göre AİHS m.4’teki kölelik ve zorla çalıştırma yasağı, devletlere insan ticaretini önleme, mağdurları koruma ve etkili soruşturma yapma yönünde pozitif yükümlülükler yükler.
Anayasa Mahkemesi ihlal kararında ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmeder; ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanıyorsa dosya yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir.
Bireysel başvuruların esastan incelenebilmesi için başvurunun süresinde yapılması, iç hukuk yollarının tüketilmesi, başvurucunun mağdur sıfatının bulunması ve başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olmaması gibi ölçütleri taşıması gerekir.
Başvurucunun yaşamı, maddi veya manevi bütünlüğü bakımından ciddi bir tehlike bulunması hâlinde Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru sırasında resen veya talep üzerine tedbir kararı verebilir.
Anayasa m.90 uyarınca usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalar ile kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi hâlinde milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.
Anayasa m.13 uyarınca temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir; bu sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.
Anayasa m.40 uyarınca anayasal hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir; devlet işlemlerinde başvurulacak kanun yolları ve süreleri belirtmek zorundadır.
Anayasa m.26 ve AİHS m.10 uyarınca herkes düşünce ve kanaatlerini açıklama ve yayma hakkına sahiptir; bu hak yalnızca kanunda öngörülen, meşru bir amaca yönelik ve demokratik toplumda gerekli sınırlamalara tabi tutulabilir.
Anayasa m.34 uyarınca herkes önceden izin almaksızın silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir; 2911 sayılı Kanun bu hakkın kullanılmasına ilişkin bildirim ve usul kurallarını öngörmektedir.
Cinsiyet, ırk, din, engellilik, yaş ve benzeri sebeplerle kamu hizmetlerinde, iş hayatında veya mal ve hizmet sunumunda ayrımcılığa uğrayan kişiler, 6701 sayılı Kanun kapsamında Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna başvurabilir.