Boşanma davasında velayet, ebeveynlerin haklarına göre değil çocuğun üstün yararına göre belirlenir; mahkeme çocuğun yaşını, bakım ihtiyacını, ebeveynlerin koşullarını ve idrak çağındaki çocuğun görüşünü birlikte değerlendirir.
İdrak çağındaki çocuğun velayet ve kişisel ilişki konusunda görüşünün alınması, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve Yargıtay içtihatları uyarınca zorunludur; dinleme uzman eşliğinde ve çocuğu yıpratmayacak şekilde yapılmalıdır.
Ebeveynlerden birinin çocuğu yurt dışına götürmek istemesi ve diğerinin onay vermemesi hâlinde mahkemeden izin istenebilir; izinsiz götürme ise uluslararası çocuk kaçırma kapsamında değerlendirilebilir.
Boşanma veya velayet davası süresince çocuğun kimin yanında kalacağı, diğer ebeveynle görüşme düzeni ve tedbir nafakası TMK m.169 uyarınca geçici tedbir kararlarıyla belirlenir.
Çocuğun eğitimi velayetin kapsamındadır; ortak velayette veya kişisel ilişkiyi doğrudan etkileyen okul değişikliklerinde ebeveynler anlaşamazsa çocuğun üstün yararı gözetilerek mahkemece karar verilir.
Çocuğun tedavisine ilişkin kararlar velayetin kapsamındadır; ebeveynlerin anlaşamaması veya zorunlu bir tedaviye onay vermemesi hâlinde çocuğun hayatı ve sağlığı için hâkim gerekli önlemleri alır.
Ana ve baba çocuğun mallarını velayet süresince yönetir; ancak bu mallar çocuğun yararına kullanılmalı, belirli önemli işlemler için hâkim izni alınmalı ve tehlike hâlinde TMK m.360 uyarınca koruma önlemleri alınabilir.