Koruma Tedbirinin İhlali ve Zorlama Hapsi
6284 sayılı Kanun kapsamında verilen uzaklaştırma veya iletişim yasağı kararına aykırı davranan kişi hakkında hâkim kararıyla zorlama hapsi uygulanır.
6284 sayılı Kanun kapsamında verilen uzaklaştırma veya iletişim yasağı kararına aykırı davranan kişi hakkında hâkim kararıyla zorlama hapsi uygulanır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre aksine ciddi ve inandırıcı delil bulunmadıkça tanıkların gerçeği söylediği kabul edilmeli; akrabalık bağı tek başına beyanın değerini düşürmemelidir.
Boşanma davalarında kusurun ispatı için tanık, yazışma, fotoğraf ve sağlık raporu gibi delillerin hukuka uygun elde edilmesi ve süresinde sunulması zorunludur.
Mahkeme kararıyla belirlenen nafakayı ödemeyen borçlu hakkında icra takibinin yanında İİK m.344 uyarınca alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsi uygulanabilir.
TMK m.166 uyarınca evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa her bir eş boşanma davası açabilir; uygulamada en sık karşılaşılan sebep budur.
En az bir yıl sürmüş evliliklerde eşlerin birlikte başvurması veya birinin davasını diğerinin kabul etmesi, hâkimin tarafları bizzat dinlemesi ve protokolü uygun bulması hâlinde anlaşmalı boşanma kararı verilir.
Boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu eş maddi tazminat, kişilik hakları saldırıya uğrayan eş ise manevi tazminat talep edebilir.
Boşanma davası sürerken tedbir nafakası, müşterek çocuklar için iştirak nafakası, boşanma sonrası yoksulluğa düşecek eş için ise yoksulluk nafakasına hükmedilir; her birinin dayanağı ve şartları farklıdır.
Hükmedilen nafaka, tarafların mali durumlarındaki değişiklik, enflasyon karşısında yetersiz kalması veya alacaklının fiilen evli gibi yaşaması gibi hâllerde mahkeme kararıyla artırılabilir, azaltılabilir veya kaldırılabilir.
Mal rejimi sözleşmesi yapmayan eşler bakımından yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılmadır; boşanmada evlilik süresince edinilen mallar artık değer üzerinden yarı yarıya paylaştırılır, kişisel mallar ise paylaşıma girmez.
Boşanma öncesinde edinilmiş malların diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla devredilmesi hâlinde, TMK m.229 uyarınca bu değerler hesaba eklenir ve gerektiğinde üçüncü kişilere de başvurulabilir.
Evlilik dışında doğan ve babası tarafından tanınmayan çocuk ile baba arasındaki soybağı, ana veya çocuk tarafından açılacak babalık davasıyla kurulur; DNA testi bu davalarda belirleyici delildir.
Evlilik içinde veya boşanmadan sonraki üç yüz gün içinde doğan çocuğun babası koca sayılır; bu karine, koca veya çocuk tarafından açılacak soybağının reddi davasıyla çürütülebilir.
Boşanma davasında velayet, ebeveynlerin haklarına göre değil çocuğun üstün yararına göre belirlenir; mahkeme çocuğun yaşını, bakım ihtiyacını, ebeveynlerin koşullarını ve idrak çağındaki çocuğun görüşünü birlikte değerlendirir.
Boşanmadan sonra durumun esaslı biçimde değişmesi ve çocuğun üstün yararının gerektirmesi hâlinde TMK m.183 uyarınca velayetin diğer ebeveyne verilmesi istenebilir.
Velayet kendisine verilmeyen ebeveyn, TMK m.323 ve 324 uyarınca çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir; bu ilişki çocuğun yaşına ve ihtiyaçlarına göre ayrıntılı biçimde düzenlenmelidir.
İdrak çağındaki çocuğun velayet ve kişisel ilişki konusunda görüşünün alınması, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve Yargıtay içtihatları uyarınca zorunludur; dinleme uzman eşliğinde ve çocuğu yıpratmayacak şekilde yapılmalıdır.
Velayet davalarında aile mahkemesi uzmanınca hazırlanan sosyal inceleme raporu mahkemeyi bağlamaz; eksik inceleme, tek taraflı değerlendirme veya bilimsel dayanaktan yoksunluk hâlinde rapora itiraz edilerek yeni rapor alınması istenebilir.
Ebeveynlerden birinin çocuğu yurt dışına götürmek istemesi ve diğerinin onay vermemesi hâlinde mahkemeden izin istenebilir; izinsiz götürme ise uluslararası çocuk kaçırma kapsamında değerlendirilebilir.
Boşanma veya velayet davası süresince çocuğun kimin yanında kalacağı, diğer ebeveynle görüşme düzeni ve tedbir nafakası TMK m.169 uyarınca geçici tedbir kararlarıyla belirlenir.
Çocuğun eğitimi velayetin kapsamındadır; ortak velayette veya kişisel ilişkiyi doğrudan etkileyen okul değişikliklerinde ebeveynler anlaşamazsa çocuğun üstün yararı gözetilerek mahkemece karar verilir.
TMK m.341 uyarınca çocuğun dinî eğitimini belirleme hakkı ana ve babaya aittir; ergin olan çocuk ise dinini seçmekte serbesttir ve bu konudaki sözleşmeler geçersizdir.
Çocuğun tedavisine ilişkin kararlar velayetin kapsamındadır; ebeveynlerin anlaşamaması veya zorunlu bir tedaviye onay vermemesi hâlinde çocuğun hayatı ve sağlığı için hâkim gerekli önlemleri alır.
Ana ve baba çocuğun mallarını velayet süresince yönetir; ancak bu mallar çocuğun yararına kullanılmalı, belirli önemli işlemler için hâkim izni alınmalı ve tehlike hâlinde TMK m.360 uyarınca koruma önlemleri alınabilir.
Velayet yargılamasında çocuğun şiddete veya istismara maruz kaldığı iddiası ortaya çıktığında, mahkeme 6284 sayılı Kanun ve TMK m.346 uyarınca kişisel ilişkinin sınırlandırılması dâhil koruyucu tedbirleri gecikmeksizin almalıdır.
Yurt dışında verilen boşanma kararının Türkiye’de nüfus kaydına işlenmesi için tanıma davası açılabilir; kanunda öngörülen şartlarla nüfus müdürlüğüne idari başvuru yoluyla da tanıma mümkündür.
Evli olduğu hâlde yeniden evlenen veya evli olduğunu bilerek bir kişiyle evlenen kişi ile resmî nikâh yapılmadan dinî tören yaptıran kişiler TCK m.230 uyarınca cezalandırılır.
Şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kişiler hakkında aile mahkemesi veya acil hâllerde kolluk amiri, 6284 sayılı Kanun uyarınca şiddet uygulayanın ortak konuttan uzaklaştırılması ve korunan kişiye yaklaşmasının yasaklanması gibi tedbirlere karar verebilir; tedbir için şiddetin ispatı aranmaz.
TMK m.194 uyarınca eşlerden biri, diğer eşin açık rızası olmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz; malik olmayan eş tapuya aile konutu şerhi verilmesini isteyebilir.