Sözleşmeye bağlılık esas olmakla birlikte, sözleşme kurulduktan sonra öngörülemeyen olağanüstü bir durumun edimler arasındaki dengeyi borçlu aleyhine aşırı ölçüde bozması hâlinde TBK m.138 uyarınca sözleşmenin uyarlanması istenebilir.
Alacaklı, kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü kişiye devredebilir; devir yazılı şekle tabidir ve borçlu devirden önce sahip olduğu def’ileri yeni alacaklıya karşı da ileri sürebilir.
Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine veya kişilik haklarına aykırı ya da konusu imkânsız olan sözleşmeler TBK m.27 uyarınca kesin olarak hükümsüzdür; irade sakatlığı ile kurulan sözleşmeler ise bir yıl içinde iptal edilebilir.
Borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle borcun ifası imkânsızlaşırsa TBK m.136 uyarınca borç sona erer; mücbir sebep, borçlunun kusurunu ve dolayısıyla sorumluluğunu ortadan kaldıran dışsal ve kaçınılmaz bir olaydır.
Sözleşme yapılırken verilen kapora kural olarak cayma akçesi değil bağlanma parası sayılır ve esas alacaktan düşülür; cayma akçesi kararlaştırılmışsa veren taraf akçeyi bırakarak, alan taraf ise iki katını ödeyerek sözleşmeden dönebilir.
Para borcunun ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, TBK m.120 ve 3095 sayılı Kanun uyarınca temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür; ticari işlerde ise taraflar faiz oranını serbestçe kararlaştırabilir ve avans faizi uygulanabilir.
Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmalı, kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefalet ise bu sıfat kefilin el yazısıyla belirtilmelidir; evli kişilerin kefaleti kural olarak eşin yazılı rızasına bağlıdır.
Tarafların gerçek iradelerini gizleyerek üçüncü kişileri aldatmak amacıyla görünüşte yaptıkları işlem muvazaalı olup TBK m.19 uyarınca hükümsüzdür; gizli işlem ise kendi geçerlilik şartlarını taşıyorsa geçerli olabilir.
Sözleşme görüşmeleri sırasında dürüstlük kuralına aykırı davranarak karşı tarafın sözleşmenin kurulacağına dair haklı güvenini boşa çıkaran taraf, sözleşme öncesi kusur sorumluluğu kapsamında karşı tarafın uğradığı zararları tazmin etmekle yükümlü olabilir.
Asıl borcun sona ermesiyle kefil de borcundan kurtulur; ayrıca gerçek kişiler tarafından verilen kefalet TBK m.598 uyarınca kurulduğu tarihten başlayarak on yıl geçmekle kendiliğinden sona erer ve süreli kefalette alacaklı kanunda öngörülen sürede alacağını ileri sürmezse kefil kurtulur.